Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve Çanakkale Gençlik ve Spor il Müdürlüğü arasında “KOCADERE KAMP ALANI” iş birliği protokolü imzalandı.
Kocadere Vadisi, Çanakkale Kara Savaşları’nın kaderini belirleyen en stratejik lojistik ve manevi merkezlerden biridir.
Burası sadece 57. Alay'ın efsanevi yürüyüşüne ev sahipliği yapmakla kalmamış, aynı zamanda kurulan sargı yerleri ile binlerce yaralı askerin tahliye edildiği bir 'Yaşam Koridoru' işlevi görmüştür. Vatan savunmasının sertliği ile insan hayatının kırılganlığının aynı toprakta buluştuğu nadir bir coğrafyadır.
Arıburnu ve Conkbayırı hattında yaralanan askerlerin, ateş hattından uzaklaşıp nefes aldıkları ilk durak: Kocadere.
Burası, ilk müdahalelerin yapıldığı geçici sıhhiye noktalarıyla, cephe ile hastane arasında hayati bir köprü görevi görmüştür. Vadi, bu özelliğiyle savaşın yıkıcılığına karşı bir 'Yaşam Koridoru' ve iki dünya arasındaki 'Eşik' işlevini üstlenmiştir.
Kocadere’nin derin tarihsel katmanları, bu projeyi standart bir kamp alanı tasarımının çok ötesine taşımaktadır. Tasarımımızın ana fikri; burayı Türkiye'deki diğer kamp alanlarından ayırarak, 'Mekânın Ruhu'na sadık bir kurgu oluşturmaktır.
Hedefimiz; kullanıcıya sıradan kamp aktiviteleri sunmak değil; onları geçmişi düşünme, hatırlama ve derinlemesine hissetme fırsatı bulacakları bir 'Tefekkür ve Deneyim' yolculuğuna çıkarmaktır.
Modern dünya bizi sürekli koşmaya, hızla tüketmeye ve durmaksızın ilerlemeye zorlar. Ancak Gelibolu, hızla geçilip gidilecek bir coğrafya değildir. Burası, toprağın altında yatan binlerce hikayenin sessizce fısıldandığı bir hafıza mekanıdır.
Bu projede 'DURMAK', pasif bir bekleyiş değil, aktif bir saygı duruşudur. Ziyaretçiyi kamp alanının girişinde yavaşlatmak, tasarımımızın ilk ve en önemli müdahalesidir. Araç gürültüsünün kesildiği, asfaltın yerini toprağın ve çakılın dokusuna bıraktığı bu eşikte, beden yavaşlar. Adımlar ritmini bulur.
Bizim için 'durmak', duyuların açılması için bir ön koşuldur. Çünkü beden durmadan, kulak rüzgarın sesini, göz doğanın detayını, ruh ise geçmişin ağırlığını hissetmeye başlayamaz. Burası, gürültülü dünyadan kopup, vadinin sessiz bilgeliğine adım attığınız 'Fiziksel Eşik'tir.
Beden durduğunda, diğer duyular uyanır. Kocadere Vadisi'nde tasarımımızın ikinci katmanı, göze değil kulağa hitap eden bir 'İşitsel Peyzaj' (Soundscape) kurgusudur. 1915'te top seslerinin yankılandığı bu vadi, bugün doğanın dingin senfonisine ev sahipliği yapmaktadır.
Bu aşamada bitkisel tasarım, estetik bir tercih olmanın ötesinde, akustik bir araçtır. Projede yoğun olarak kullanacağımız ağaçlar Betulaalba, Tiliatomentosa, Ginkgobilobave Süs Otları (Stipa,Carexve Briza), en hafif esintide bile çıkardıkları hışırtı ile vadinin sessizliğini 'duyulur' kılar.
Ziyaretçiyi, şehrin mekanik gürültüsüne kulaklarını tıkamaya ve vadinin fısıltısını dinlemeye davet ediyoruz. Rüzgarın yapraklardaki dansı, burada yatanların anısına okunan, hiç bitmeyen doğal bir duadır.
Beden durup, kulak duymaya başladığında, sıra en derin deneyime, yani 'hissetmeye' gelir. Burası tefekkürün zirve noktasıdır. Tasarımımızın kalbi olan “Ateş Nöbeti” ritüeli burada devreye girer.
Gece çöktüğünde, vadinin kuytu köşelerine gizlenmiş, siperleri andıran ateş çukurlarının başında nöbet başlar. Bu, bir eğlence ateşi değildir; bu bir saygı duruşudur. Ateşin hipnotize edici alevi ile gecenin soğuk karanlığı arasındaki tezatlık, ziyaretçiyi kendi iç dünyasına ve mekanın hafızasına döndürür.
Yıllar önce bu saatlerde, aynı gökyüzünün altında bekleyen askerlerin hissettiklerine, ateşin başında kurulan sessiz empati ile yaklaşılır. Artık söz biter, sadece ateşin çıtırtısı, dalgalanan ışığın yarattığı hareketli gölgeler ve bitkilerin sesi kalır. Burada tarih okunmaz, tarih hissedilir.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve Çanakkale Gençlik ve Spor il Müdürlüğü arasında imzalanan bu iş birliği protokolü ile yaklaşık 500 öğrencimize aynı anda kamp yapma imkanı sunacak Kocadere kamp Alanında Çanakkale ruhunu gençlerimiz çeşitli etkinlikler ve sportif faaliyetlerle yaşayacaklardır. Projenin 2027 yılında başlanması planlanmaktadır.
Haber: Tuğba Sunalı