Gelibolu Belediye Başkanı Dr. Ali Kamil Soyuak, Gelibolu halkının yılladır beklediği ‘asfalt’ çalışmalarının Perşembe günü başlayacağını duyurdu!

Gelibolu Gazetesi – Başkan Soyuak, Gelibolu Gazetesi ve Ayyıldız Gazetesi ortak röportajına katılarak yerel gündeme dair merak edilen konulara açıklık getirdi.

SORU: Gelibolu’daki en çok konuşulan konu yollar. Yollar neden tamamlanıyor? Çalışmalara bakıldığında üstyapı ve parke taşı için bir çalışma da görülmüyor.  Eylül ayında asfalt çalışmaları başlayacak demiştiniz ama hala başlamadı. Bu yollar ne zaman tamamlanacak?

Başkan Soyuak: Hikaye biraz büyük ve geniş bir hikaye. Esasında, konuşurken sadece yollar konuşulmuyor. Altyapı konuşuluyor. Yani bu kentte, bir yönetimin ‘Altyapı yapıyorum’ diyerek insanlara asbestli borularla su içirdiği bir dönemden konuşuyoruz. Seçimden 2 yıl öncesinden bahsedecek olursak doğalgaz geldiğinde doğalgaz burada kazı yapmasın diye ceza kesip doğalgaz çalışmasının yapılmayıp, ötelenmesini konuşuyoruz. Elektrik ya da Telekom, burada çalışma yapmak istediği zaman bu kentte yüksek kazı maliyetleri çıkartarak –amaç burada kazıma engel olmak- onları bu kente sokmamalarını konuşuyoruz. Aslında asfalt dediğimiz zaman bunun altında olan Telekom, elektrik, kanalizasyon… Hamzakoy’dan ve terfi alanlarından, onların dedikleri derin deşarj; bana göre teknik olarak kıyı deşarjı dediğimiz bir deşarjı konuşuyoruz. Biz kanalizasyonumuza da hakim değiliz. Hakim olamamışız 15 yıl boyunca. Biz sadece asfaltı konuştuğumuzda, ‘Seçim öncesinde 6 ay demiştiniz, biz o umutla sizi belediye başkanı yaptık. Niye bitiremediniz?’ kısmını konuşuyoruz.

Ben belediye başkanıyım. Belediye başkanı ne demektir? O şehrin ehli emin insanı demektir. Sözüne inanılması gereken insan demektir. Seçimden önce ne dendi bize? ‘Biz 15 yıldır altyapı sürecini bitirdik. Artık üstyapı sürecine geçeceğiz. O dönem, bu dönemdir.’ dendi. Sonunda bir belediye başkanı olarak ben de bir şehre talip olduğumda karşımdaki belediye başkanının sözlerine inanmak zorundayım. Dedim ki ‘Bu altyapıyı bitirmiş.’ ‘Üstü yapamıyorlarsa, bana düşen üstyapıyı yapmaksa elimdeki imkanlarla biz bunları tamamlarız.’ dedik.

Kente geldik, belediye başkanı olduk… Bakın, parasızlığı konuşmuyorum. Daha kötüsünü anlatayım size. Daha onur kırıcısını… İnsanda biraz onur, biraz şeref, biraz gurur olması gerekir. Mustafa Özacar, geçen gün ilçe başkanımızın duyabileceği bir şekilde ‘Arabalarınızı bu yolda nasıl yürütebiliyorsunuz?’ diyor. Sanki asfalt yalnızca benim zamanımda bozuldu. 15 yıldır asfaltın bozulmasının sebebi, yapılmamasının sebebi benim sanki.

Şunu da söylemek zorundayım. Biz, seçmende bir şeyi başardık. Neyi başardık biliyor musunuz? En azından CHP seçmeninde… Fanatik CHP seçmeninde… 1,5 yıl sonunda bile olsa bir belediye başkanını eleştirme haklarının olduğunu öğrendiler. Çünkü 15 yıldır eleştiremiyorlardı. Bir belediye başkanına 1,5 yıl sonra bile ‘Neden yapmadı, neden başaramadı?’ diyebildiler. Ki yeni bir belediye başkanı için ilk 3-4 ay ‘hayırlı olsun’larla, sonraki süreç de ‘planlayalım, yönetelim’le geçti. O kadar çarpık bir belediye tablosuyla karşı karşıyaydık ki… Onu oturtalım diye geçen bir belediye başkanlığıydı. Oturabilip nefes alamadığımız bir süreç… Şimdi düşünebiliyor musunuz ‘Bu yollarda nasıl araba sürebiliyorsunuz? diyor. Ne kadar onu kırıcı bir durum. Esasında kendisinin utanması gereken bir durum. ‘Bu hale soktuğum bir belediyeyi… Bu hale soktuğum bir belediyede bu kadar çalışılıyor, uğraşılıyor, çabalanıyor ve yeniden bir değişim yapıyor.’ deyip onun da seçmen olarak gurur duyması gerekirken ne yazık ki farkında olmadan kendini eleştirdiği sözler bunlar.

Ben Geliboluluyum, Trakyalıyım. Bu bölgenin bütün hassasiyetlerini taşıyan bir adamımım. Benim, işime bakılması gerekirken, 1,5 yıl sonra neleri değiştirmeye çabaladığıma bakılması gerekirken… Kaç tane Bakan girdi çıktı buraya. Bu Bakanlar boşuna girip çıkmıyor. En son Bakanımız geldiğinde –ki önceden Sağlık Bakanımızla da görüşmüştük- bu dönem yatırım programına alınmayacaktı, biz bunu yatırım programına aldırdık. Şimdi bakın mamografiyi konuşuyoruz. Belli bir yaştaki hanımefendiler Çanakkale’ye gitmek zorunda kasın ki? ‘Bu işi burada yapılım’ kavgasını veriyoruz. Şimdi ben burada bu kavgayı vereceğim, gecemi gündüzüme katacağım… Birileri de çıkacak diyecek ki ‘Yollar niye olmadı?’. Ya da ‘Görmüyor musun? Yolları yapsana.’ hezeyanıyla uğraşacağım. Biraz edep lazım. Biraz haya lazım. Biraz terbiye lazım. Biraz da vicdan lazım. Hem kendine demokrat diyen, hem kendine çağdaş diyen hem dünyanın gelişebilirlik çerçevesine uyumlu gören bir avuç faşistle uğraşmaktan yoruldum.

Artık gün verme zamanı geldi. Onu da söyleyeyim şimdiden. Gün verip başlayacağız ya şunu söyleyecekler: ‘Göreviydi, zaten yapacak.’ Madem öyle, zamanında görevi olup da yapamayanlara niye bir şey diyemiyorsunuz? Bunu yapması gereken adamlar 15 yıldır yapmamış. Madem görev, bu onların da göreviydi. Bu asbestli boruları düzeltmek de onların göreviydi. Biz, Perşembe günü asfaltı atmaya başlıyoruz. 12 bin ton asfaltı dökeceğiz. Bu da yaklaşık olarak 12 kilometre gibi bir alan oluşturuyor. Onlar gibi 3 cm dökmeyeceğiz. 7-8 cm dökeceğiz. 2 aşamada olacak: Binder dediğimiz alt katman ve üstüne de aşınma payını atacağız.

Kilit taş meselesine gelince… Kilit taşta da bizim ihalelerimiz bitti. Öncelikle eski kilit taşlarımızı söküp yeniden yaparak onları da kullanmaya başladık. Ayrıca 80 bin metrekare kilit taş da yapıyoruz.  

SORU: Stadyum yatırımı alıyorsunuz “yol” deniyor.
Okul yatırımı alıyorsunuz “yol” deniyor.
Hastane yatırımı alıyorsunuz “yol” deniyor.
Yollar tamamlandıktan sonra Gelibolu halkının sizi eleştirebilecek bir argümanı kalacak mı?

Başkan Soyuak: Bence belediye başkanı sürekli eleştirilmeli. Ben orada değilim. Ben, neden eleştiriyorlar diye kızmıyorum. Benden öncekini görmezden gelip, geçmişteki bütün olumsuzlukları da bana atfedip hikayenin sonunda bunun suçlusu benmişim gibi faturayı bana kesmelerine dayanamıyorum. Bu yolların bu hale gelmesinin nedeni ben değilim.  Altyapı yapılmamasının nedeni ben değilim. Gelibolu’ya 2 tane okul kazandıracağız. Önceden kazandırılmamasının nedeni ben değilim. Daha önce de söyledim Bakanlıkların kapısında yatacağım diye.

Keşke Mustafa Bey de Bakanlıkların kapısında yatsaydı. Daha önce de olabilirdi. Bunun suçlusu ben değilim. Doğalgazın 2 yıl gecikerek kente girmesinin suçlusu ben değilim. Ben daha 1,5 yıllık belediye başkanıyım. Bunların tamamının suçunu işlemiş bir adam olabilir miyim? Beni eleştirenlerin tamamı fanatizm ruhuyla Mustafa Bey’e destek veren, belediye başkanlığı seçimlerinde Mustafa Bey’e övgüler yağdıran kişiler. Bir insan, son güne kadar 15 yılın rezilliği için övgüler yağdıracak; aynı adam, o rezilliği düzeltmek için gece gündüz çalışan adam sövgüler yağdıracak… Ben buradayım. Bu vicdansızlıktayım. Bunlar kendilerine modern diyecekler. Kendilerine çağdaş diyecekler. Kendilerine Atatürkçü diyecekler. Hikayenin sonunda onlar oturacaklar –Mustafa Bey de dahil- (Arabalarınızı bu yollarda yürütebiliyor musunuz lafına istinaden söylüyorum) ben burada çalışacağım, hayatım yollarda geçecek, Ankara kapılarında geçecek. 2 tane kendini bilmez adamın lafını dinleyeceğim. Ben kimsenin lafını dinlemeye gelmedim buraya. Kimseyi de kazımam. Net söylüyorum. Ne kimseyi dinlerim ne de kimseyi kazırım. Ben, işimi biliyorum, ne yapacağımı biliyorum, ne zaman yapacağımı biliyorum, hikayenin sonunda Gelibolu’nun nereye gideceğini de biliyorum.

Arada iyi insanlar var. ‘Oğlum toza boğulduk’ diyor. Haklı, toza boğulmuş teyze, mutsuz… ’15 yıldır çok çektik ama bitsin artık bu’ diyor. Haklı. ‘Geçmiş dönemde bunlar olmadı ama sana çok güveniyoruz. Senin yapacağına inanıyoruz, ne olur bizim yüzümüzü yere baktırma’ diyor. Ki benim belediye başkanlığımın nedeni o teyzemizin yüzü yere bakmasın diye. Ben, belediye başkanı olayım diye burada değilim. Bana oy veren, beni yürekten destekleyen o teyzenin başı öne eğilmesin diye belediye başkanıyım. Ve devam ediyorum grevime. O hırsla çalışıyorum. O kötü niyetli arkadaşları da umursamıyorum.

SORU: Bu yorumları yapanların yaş ortalamasına bakıldığında 60 yaş ve üzeri insanlar. Bunlar, sosyal medyadan bizim görebildiklerimiz. Yolda vatandaşlarla karşılaştığınızda daha değişik eleştiriler alıyor musunuz?

Başkan Soyuak: Bir gün 26 Kasım’a gittim. Ben çocukları çok severim, çocuklar da beni çok sever. Etrafıma doldular, her biri bana imza attırmaya çalışıyor. Bir kısım kağıt bulmuş, bir kısım da kolunu, elini falan uzatıyor imza atayım diye. Normalde sevmem öyle imza atmak falan ama çocukları kırmamak için imza atıyorum. Burada da sevgiyi görüyorsunuz. Esasında bu sevgi, evdeki sevgi. Ailenin içindeki sevgiyi, güveni size yansıtıyorlar. Oradan bir tane çocuk çıktı. Tahminin üçüncü sınıfta falandır çocuk. ‘Başkan Bey, Başkan Bey’ dedi. ‘Buyur oğlum’ dedim. İmza attıracak falan zannettim. ‘Senin görevin imza atmak değil, önce yolları yap’ dedi. Bir çocuk bile yolların yapılamadığının farkında ve mutsuz bundan. O çocuğun mutsuzluğu beni çok mutsuz etti. O 60 yaşın üstündekiler umurumda bile değil. Herkes tavrımı da tarzımı da bilir. Ama çocuğun söylediği şey çok içime dokundu, çok canımı yaktı. Bir belediye başkanının sorumluluğunun ne olduğunu orada daha iyi anlıyorsunuz. O çocuğun gözünde siz, o yolları yapmak zorundasınız. 15 yıldır bu yolların bu halde olması benim suçum değil ama o çocuğun gözünde o yolları yapmak zorunda olan adamım ben. Bu beni çok etkiledi ve ben yapacaksam da o çocuk için yapacağım o yolları.

Haber: Uğur Kılıç