Gelibolu Belediye Başkanı Dr. Ali Kamil Soyuak, Güneyli, Bolayır ve Koruköy'ün Gelibolu Belediyesi mücavir alanına dahil edilmesiyle ilgili tartışmalara yanıt verdi. Gazetemize verdiği özel röportajda CHP’nin tutarsız tavrını eleştiren ve CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan'a cevap veren Başkan Soyuak, “Milletvekilimiz ‘Bu bölge ranta açılacak, orada birilerine peşkeş çekilecek’ derken siz eskiden Güneyli’yi peşkeş mi çektiniz?” diyerek muhalefete sert çıktı ve sürece dair tüm iddialara net yanıtlar verdi

Soru: Bu köyleri hangi yandaşlara peşkeş çekeceksiniz? 

Cevap: Şöyle… Şimdi ilk önce bir şey yanlış anlaşılıyor. Sanki burası önceden imar yokmuş, sanki Gelibolu Belediye Başkanlığı mücavire aldıktan sonra bölgede bir yeni imar çalışması yapılacakmış, bu yapılan imar çalışması üzerinden birileri rant kazanacak diye bir izlenim oluşturuluyor. Bakın… Biraz teknik konular ama 1996'dan önce de ki 1996'da 1/25.000 dediğimiz büyük planlarını sonra da 2016 yılında 1/100.000 dediğimiz Çevre Bakanlığının planları var. Yani 1996'nın öncesinde imar hangi durumdaysa metrekare cinsinden bugün itibariyle aynı imar geçerli. İmarda 1996'dan bugün ve sonrası için ne bir metrekare bir küçülme ne de bir metrekare bir büyüme söz konusu olamaz. Yani geçmişten bugüne kadar mevcut imar arazisi bu mevcut durumu ile hep vardı; bundan sonra hep imar arazisi olacak, tarıma dönmeyecek; hiçbir tarım arazisi de bu saatten sonra imar arazisine bölgede dönemez. Nedeni: Bu yetki ilk önce bizde değil. Hatta bu etki Çevre Bakanlığının kendisinde bile değil. Çünkü bölge Özel Çevre Koruma Alanı olması nedeniyle şu an itibariyle bölge mevcut imar dışındaki araziler adına değerlendirdiğimizde yani tarım arazilerini değerlendirdiğimizde imara açılamaz. Yani biz mevcut iman arazisinin yeniden planlamasını ve düzenlemesiyle sorunlu hale geldik. 

Soru: Bu köylerin mücavir alana dahil edilme süreci nasıl gelişti, bu kararın temel gerekçesi nedir? 

Cevap: Tabi Ben biraz önce anlattım ya… İmar 1996'nın öncesinde de vardı bölgede ve 1996'dan bugün ve bundan sonrası da aynı imar arazisi metrekare cinsinden kalacaktır diye… Ama şöyle bir durum var: Ne yazık ki alan planlanamamış… Esasında imar dediğiniz şey, hikayenin sonunda kişinin ev yapabilme hakkına haiz olması demektir. Onun için aşamalar vardır. Bu aşama, yani en son size ruhsat verip sizin de ev yapma hakkınız o son aşamaya ne yazık ki gelememiş. İmar var ama siz evinizi yapamıyorsunuz. İmar var, araziniz var; o araziyi imarlı bir araziye döndüremiyorsunuz. Çünkü bu işlemlerin tamamının - Önceden Güneyli adına baktığınızda Gelibolu Belediye Başkanlığındaymış - sonra ne yazık Gelibolu Belediye Başkanlığı da bu işi becerememiş, İl Özel İdareye kalmış. İl Özel İdare bu süreç içinde ne yazık ki doğru planlayamadığı için bu süreçler planlanamamış. Bizim derdimiz şu: Bölgedeki mevcut imar arazisini imarlı hale getirmek ve kişilerin artık ruhsatlı ev yapabilecekleri duruma getirebilmek. Böyle olmazsa ne oluyor biliyor musunuz? Adamın imarlı arazisi var. Adam kaçak ev yapıyor. Çünkü siz imar vermemişsiniz adama. Adam buna kendini mecbur hissediyor. Eğer siz o adama imar arazisi içindeki, imar planlaması içindeki kişinin hakkını teslim etseydik o adam kaçak ev yapmayacaktı. Ruhsatlı ev yapacaktı. 

Soru: Bu alanların mücavir alana dahil olması konusunda Ankara'da herhangi bir temasınız oldu mu? Müdahil oldunuz mu? 

Cevap: Oldum. Olunur. Yani bu normaldir. Ama sorunuzu ben direkt alayım mı? Direkt söyleyeyim: ‘AK Partili olmuş olmanız bunu alıyor olmuş olmanızın bir nedeni oldu mu? Bunda siyasi bir argümanı kullandınız mı?’ diye soruyorsunuz. Tabi ki ben Gelibolu Belediye Başkanıyım. Tabi ki bu takımın kaptanıyım. Ben bu takımın kazanmasını isterim. Beni bağlamaz. Benim aklım Başka bir şeye çalışmaz. Ben Gelibolu Belediye Başkanlığının güçlü, etkin, bölgenin dinamik bir Belediye başkanlığı olmasını istiyorum. Tabi ki burada benim pozitif ayrımcılık yapılması konusunda baskı yapmam kadar haklı bir gerekçe yoktur. Ama Ankara böyle bakmaz. Ankara, elindeki kriterlere bakar. Bunun kısmen talebimizin, ısrarımızın etkisi olmadı diyemem, muhakkak vardır ama onun bir de elinde veri vardır. Nedir veri? Bakın buradaki kaçak sayısı… İnanılmaz patlama noktasında bir kaçak sayısı var. Çünkü Çanakkale bölgeyi kontrol edemiyor ve bölgede imarı ne yazık sonlandırılamaması sorunları var. Yani en sonunda biraz önce anlattım gibi kişinin evini yapabilecek ruhsata getirebilme noktasında ciddi sorunları var bölgenin. Bölgede imar ve ruhsatlandırma sorunu çözülemediği için kaçak yapılaşmadan dolayı bakın artık kanalizasyon sorunu var, altyapı sorunu var, yol sorunu var, artık su sorunu var. Yani bunların tamamının yerindelik kanunuyla yakınında olan bir belediyenin, güçlenen biri belediyenin çözmesi kadar doğal bir şey olamaz. Çanakkale… Koskoca Çanakkale içinden ki Çanakkale büyük bir alandır. Çanakkale bu kadar büyük alanı içinde Koruköy, Bolayır ve Güneyli’yi takip edemez.

Soru: Geçtiğimiz sene Belediye Meclisine de geldi bu gündem. Bahse konu yerler mücavir alana dahil olsun diye. Cumhuriyet Halk Parti grubu bu maddeye ret oyu verdi. Oy çokluğuyla da reddedildi konu. Bu gerekçenin nedeni neydi sizce? 

Cevap: Çok ilginç… Özgür Ceylan Vekilimiz… Şimdi… Ya o kadar garip şey ki neresinden dokunsam elimde kalıyor. Aynı meclis, CHP grubu… Güneyli, bir önceki dönemde yani Mustafa Özacar Beyefendi’nin yönettiği dönemde Güneyli, Gelibolu Belediyesinden alınıp İl Özel İdaresine bağlandı diye mahkemeye veren de aynı CHP kafası. Yani ‘Bizden niye alıyorsunuz? Burası mücavir olmalıydı. Siz mücaviri bizim elimizden alamazsınız’ diyerek mahkemeye verip hakkını arayan da aynı CHP grubu… Şimdi bana diyorlar ya ‘Siz orayı ranta mı açtınız, ranta mı açacaksınız?’ diye. Siz Güneyli’yi elinizden bırakmamak için, mahkeme kararı verirken ‘Elimizden rant gitti.’ diye mi düşünüyorsunuz? Ya da Milletvekilimiz ‘Bu bölge ranta açılacak, orada birilerine peşkeş çekilecek’ derken siz eskiden Güneyli’yi peşkeş mi çektiniz? Siz yönetiyordunuz CHP Belediye Başkanı olarak. İsyan etmenizin nedeni elinizdeki rant kavramının gitmiş olması, ona buna peşkeş çekme duygunuzu yitirmiş olmanızdan mı kaynaklanıyor bu gürültünüz? Bu kadar kısır, bu kadar ‘Yalnızca benim olmadı’ diye ‘Benim dönemimde olmadı’ diye bu mantıkla bakılan bir siyasetin kimseye bir yararı yok bu ülkede. Gelişmiş olan, güzel olan, doğru olan ve bölgede etkin olan bir Gelibolu Belediye Başkanlığı inşa etmek ise, bu bana nasip olmuşsa, ben emek vermişsem, bunu ben başarmışsam bir gün onlar da - nasıl önceden CHP Belediye Başkanlığı vardı da bugün AK Parti Belediye Başkanlığı var - milletin takdiridir. Bir gün onlar Gelibolu Belediye Başkanlığını yönetmeye talip olur ve millet takdir ederse, bu gelişmişlik ve güçlü bir Gelibolu Belediye Başkanlığından onlar da yararlanacaklar. O yüzden bugün güdük savaşın, bu anlamsız itişmenin - kapışmanın ve çok kısır döngü siyasetin hem yakışmadığı hem de anlamsız olduğunu düşünenlerdenim. 

Soru: Özgür Ceylan açıklamasında köylülerle görüştüğünü ve köylülerin bu duruma karşı olduğunu söylemiş. Siz bahse konu köylerde herhangi bir saha çalışması yaptınız mı? Köylülerin bu konuyla alakalı size geri dönüşleri neydi?

Cevap: Köylüler bu konuda bir defans gösterirler her zaman. Ben bir de direkt konuşmayı severim. Hiç böyle şimdiye kadar da evirip bükmedim lafı. Muhtarlar elindeki gücün belediyeye geçmesini istemezler. Kontrolün de, bölgenin yönetim kontrolünün de, o gücün de başka yere geçmesini, belediyeye geçmesini istemezler. Neden? Yine doğru konuşuyorum. Kaçak evler yapılıyorsa bu işin içine muhtar olmadan olmaz. Eğer kaçak su bağlanıyorsa, elektrik bağlanıyorsa işin içinde muhtar olmadan olmaz. Bu kaçak evler yapılırken de, kaçak su ve elektrik bağlanırken de muhtara para vermeden bu iş olmaz. Düşünsenize bunların tamamını elinden alıyorsunuz. Sizce razı gelir mi muhtar? Ya da imar arazisi açılacaksa o bölgede siz etkin, güçlü, artık sağlıklı ve kanunen çalışan bir sistem oluşacaksa muhtar o zaman kanunen çalışan bir sistemde nasıl bir rant oluşturabilir kendine? Bunu da istemez. 

Soru: Cumhuriyet Halk Partililerin bu tutumu köylü hassasiyeti mi yoksa Gelibolu Belediyesini kaybettikten sonra ‘Her şeye karşı bir muhalefet edelim’ refleksi mi? 

Cevap: CHP bu kenti 15 yıldır yönetirken, 15 yıldır ‘Biz altyapı yapıyoruz’ diye, ‘Üstü yapamadık ama bütün altyapıyı yapıyoruz, dert etmeyin’ diye yönetmiş. Biz 15 yılın sonunda belediyeye geldiğimizde şöyle bir tabloya karşılaştık: 240 milyon borç, altyapı çalışması yok. Bu çaresizlik, ‘biz yapamadık’ çaresizliği, ‘biz beceremedik’ çaresizliği; neden ‘biz becerelim’ korkusuna döndü. Neden ‘AK Parti Belediye Başkanlığı becerebilsin’ korkusuna döndü. Bakın meclis onlarda, benim meclisim yok. Meclis, CHP çoğunluğunda olan bir durumdayım. 15 yıldır meclis onlarda olmasına rağmen geçmişte, belediye de onlarda olmuş olmasına rağmen ne yazık ki kentin dönüşümünü sağlayamayan bir zihniyetin, kentin dönüşümünü sağlayan bir zihniyete düşmanlığıdır, çekememezliğidir, hazımsızlığıdır. İnanın her şey ‘olmasın’ derdindeler. İlk günden beri bunu yaşıyorum zaten. Biz ‘beceremeyelim, başaramayalım’ onlar da ‘Bak gördünüz mü?’ desinler. Çok beklerler. Başaracağız, değiştireceğiz, güzelleştireceğiz, bu kenti ayağa kaldıracağız. Bakın söylüyorum… İlk gün de söyledim, seçimden önce de söyledim, bugün de söyleyeceğim, bundan sonra söylemeye devam edeceğim. Bu kent Çanakkale'nin en güçlü kenti olacak. Çanakkale dahil! Durmak yok. Çalışacağız, uğraşacağız, didineceğiz, emek vereceğiz, yüreğimiz ortaya koyacağız. Ankara'nın kapısında yatacağız, bakanlıkların kapısında yatacağız. Bakın şahsım adına kimsenin önünde eğilmem, gerekirse genel müdürünün önünde eğileceğiz Gelibolu için. Ama bu kenti ayağa kaldıracağız. Bunun başka yolu yok. 

Soru: Bu bölgelerin Gelibolu Belediyesi mücavir alanına alınmasının vatandaşa somut ne katkısı olacak? 

Cevap: Biz ilk önce Gelibolu Belediye Başkanlığının bu kadar büyük bir alana kontrolü ile o bölgenin imardan kaynaklanan gelirlerini arttırarak bölgede güçlü bir Belediye Başkanlığı olmanın derdinde olacağız. Bu da insanlara yalnızca Gelibolu merkezine değil mücavir alanımıza da yol olarak, altyapı olarak, kanalizasyon olarak ve sosyal belediyecilik adına baktığınızda söz verdiğimiz bütün projelerin tamamıyla beraber insanların hayatına dokunup, insanların hayatını kolaylaştırarak etki edecek. 

Soru: Yol dediniz, altyapı dediniz… İnsanlar şu anda en çok şunu merak ediyor: Yaz aylarının da gelmesiyle ‘çöpü kim toplayacak?’ 

Cevap: Şimdi orada şöyle bir durum var. Biz, mücavir alana alıyor olmuş olmamız, bölgenin köy tüzel kişiliğini değiştirdiğimiz anlamına gelmiyor. Yani yeni mahalle yapmıyoruz. Mahalle yapılsaydı çöpü biz almak zorundaydık. Oranın çöpünü ve oranın hizmetini oluşturabilmesi için kanun şöyle bir şey söyler: Der ki mücavire aldın. ‘İmar yetkilerin var.  Ruhsatlandırma yetkilerin var. İşletme ruhsatlandırma yetkilerin var. Ankara’yla beraber ortaklaşa planlamaya katkı yetkin var. Ama oranın alt yapısını, çöpünü, kanalizasyonu yapabilmen için meclisten olur alman gerekir.’ İlk önce, birinci aşama, biz güçlü bir belediyeyi oturtacağız. İkinci aşamada ‘Ey meclis… Bakın bilançomuz bu. Artık gücümüz yerine geldi. Hadi artık bakalım biz de mücavir alanlarımıza artık çöp, su, kanalizasyon altyapı, yol yapma isteklerini karşılayalım’ önerisinde bulunacağız. Eğer meclis bu öneriyi kabul ederse o dakika itibariyle artık Gelibolu Belediye Başkanlığı bütün sorumluluğu devralır. ama kabul edilmezse çöplerin toplanmasına İl Özel İdare tarafından devam edilecektir. 

Soru: Son olarak Gelibolu halkına, mücavir alana dahil edilen köylerle ilgili nasıl bir mesaj vermek istiyorsunuz? 

Cevap: Bize güvensinler. Biz bölgeyi değiştirmek istiyoruz. Bize inansınlar. Bölgenin geleceğini yeniden yazmak istiyoruz. 100 yıl önce bu topraklar için insanlar canını vermiş, kanını vermiş, çocuğunu vermiş; bu topraklarda bir tarihi yazmış, bölgenin kaderini değiştirmiş. Bakın yüz yıl sonra aynı inançla, aynı samimiyetle ve içtenlikle bu topraklarda yine bir tarihi yazmak istiyoruz. Ama tek bir derdimiz var: Gelibolu güçlü bir Gelibolu olmak zorunda.

Röportaj: Uğur Kılıç