Türkiye’nin en büyük çimento üreticilerinden AkçanSA’nın Çanakkale’deki fabrikasında üretim kapasitesini 25 kat artırma projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu onaylandı. Bölgedeki zeytinliklerin ortasında yer alan fabrika, çevreciler ve yöre halkı tarafından büyük kaygıyla karşılanıyor
Projeye dair teknik raporu hazırlayan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Kaynaş, kapasite artışının çevredeki zeytinlik ve bademlik alanlara olumsuz etkisi olmayacağını iddia ederken, raporda referans verilen “en az 25 dekar zeytinlik” tanımı, 2016 yılında Danıştay tarafından iptal edilmiş bir yönetmeliğe dayanıyor. Bu durum raporun bilimsel dayanağı konusunda soru işaretleri oluşturuyor.
Zeytin Yasası’nı delme girişimi olarak değerlendirilen bu yönetmelik, 2012 yılında çıkarılmış ancak yargı süreçleri sonucu iptal edilmişti. Ancak Çanakkale’de, iptal edilen bu yönetmeliğin dayanak alındığı rapor, AkçanSA’nın kapasite artışı için temel gösteriliyor.
AkçanSA’nın kapasite artışı planı, Derbentbaşı ve Çamlıca köyleri arasında yer alan iki ruhsat sahasında uygulanacak. Mevcut yıllık 40 bin ton üretim, kapasite artışıyla 2 milyon tona çıkarılacak. Ancak, üretimin 25 kat artmasına rağmen işçi sayısında artış planlanmıyor; mevcut işçiler daha uzun mesai yapacak.
Projede ayda yaklaşık 32 ton ANFO ve 657 kilogram dinamit patlatılması planlanıyor. Çevresel ve kültürel açıdan hassas olan bu alan, Derbentbaşı ve Çamlıca köyleri arasında tam 5 antik yerleşime ev sahipliği yapıyor. Fakat ÇED raporunda bu bölgede sadece gözle yapılan yüzey araştırması yapılmış olması da ciddi eleştirilere yol açıyor.
Çanakkale’nin zeytinlik, tarım ve turizm alanlarına yönelik bu büyük üretim artışı, bölge halkı ve çevreciler tarafından “Eyvah Eyvah” denilen tepkilere neden oldu. Şirketin kapasite artışı ve çevresel etkileriyle ilgili herhangi bir dava açılmamış olması ise dikkat çekiyor.
AkçanSA, Sabancı Holding ve Alman Heidelberg Materials ortaklığında kurulduğu 1996 yılından bu yana bölgedeki faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye’nin çimento ihtiyacının yüzde 7’sini karşılayan şirket, Türkiye’nin üçüncü büyük çimento üreticisi konumunda.
Bölgedeki taşeron taş ocaklarının sayısı ve arkeolojik zenginlikler göz önüne alındığında, kapasite artışının bölgeye vereceği zararlar daha da büyüyor. Bölgenin korunması ve sürdürülebilir kullanımı için yetkililerden kapsamlı değerlendirme ve halkın katılımını sağlayacak şeffaf süreçler talep ediliyor.
Kaynak: evrensel.net (Özer Akdemir)


