Gelibolu Belediye Başkanı Dr. Ali Kamil Soyuak, son dönemde kamuoyunda tartışma yaratan Gelibolu Gurme Restoran başta olmak üzere belediyenin mali politikaları, yatırımlar ve gelecek projelerine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Gelibolu Gurme Restoran'da, Gelibolu Gazetesi İmtiyaz Sahibi A. Kadir Kıldıze ve Ayyıldız Gazetesi Muhabiri Cevriye Şahin'in sorularını yanıtlayan Başkan Soyuak, "kara liste" iddialarından piyano tartışmasına, saat polemiğinden sahil projelerine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmeler yaptı. Belediyecilik anlayışını, Gelibolu'nun turizm ve gastronomi vizyonunu da anlatan Başkan Soyuak, kentin geleceğine ilişkin iddialı hedeflerini kamuoyuyla paylaştı

Kara liste var mı? Listede kimler var? Listeyi açıklayacak mısın yoksa gelene sürpriz olsun diye bekletiyor musun?

Öyle bir liste var. Ben hayatım boyunca siyaseti dolambaçlı yapan biri olmadım. Seçim öncesinde ben yolda yürürken buranın eski sahibi Erol Bey, bizi ve arkadaşlarımızı buradan kovduğu gün demiştim. “Seçimi kazanacağım. Ben o binaya gireceğim ama onu oradan göndererek gireceğim” demiştim. Bu sözümü tuttum. Seçimden sonra ben bu binaya girmedim. Buranın tahliyesini gerçekleştirdikten sonra buraya girdim. Burası bir tesis. İnsanların buraya gelmelerini engellemeye hakkım yok. Ama bize hırsız diyen, bize hakaret eden, küfreden, “Buraya cami yapacak” diyerek iftira atanlarla burada yan yana oturmak bizi üzer. En güzeli, o arkadaşların hadlerini bilerek buraya gelmemeleridir. Madem bu kadar art niyetlisiniz, böyle bir tesis olduktan sonra hangi yüzle buraya gelmek istiyorsunuz? Gelmek isteyen oldu ve gönderdik, göndermeye de devam edeceğiz. Benim karşımda iki aday vardı. Biri Koray Bey, diğeri de Mustafa Bey. Gelsinler, ağırlamaktan onur duyarım. Siyasette rakip olmak burada bir araya gelmeye engel değil. Ama küfretmek, hakaret etmek, iftira atmak burada bulunamamak için bir nedendir. Benim kimseyle derdim yok. Siyaset üstü bir belediye başkanıyım ben. Herkesin belediye başkanıyım. 

Seçim sürecinde Audi’yi satacağım demiştiniz ve sattınız. Muhalefetin size şöyle bir eleştirisi var. Audi parasına piyano alındı diye… Audi’nin parası piyanoya mı gitti?

Audi’yi o zaman sattım. Yolları bozuk olan bir kentte bir belediye başkanının Audi’sinin olmaması lazımdır. Hatta şu an makam aracım benim şahsi aracım. Alt ve üstyapı bitene kadar Gelibolu Belediye Başkanlığının lüks bir makam aracına ihtiyacı yok dedim. Piyano meselesi başka bir mesele. Audi, belediye başkanımızın şahsi egosu, ihtiyaçları için olan bir şey. Piyano sanatla, gelişimle alakalı bir şey. Siz hem ilerici olacaksınız, hem demokrat olacaksınız, hem kendinizi batılı atfedeceksiniz, hem kendinize çağdaş diyeceksiniz hem de piyanoyu tartışma konusu haline getireceksiniz. Burada bir tezat yok mu? Oraya biz piyanomuzu gösteri olsun diye koymadık. Biz orada her akşam piyanomuzun çalmasını sağlayarak sanatı icra etmenin ve Gelibolu’nun bundan faydalanmasını istiyoruz. Bundan da güzel bir şey yoktur. O yüzden piyanoyla Audi’yi aynı kefeye koymak tamamıyla sorunlu bir bakış açısı. Buraya gelen 7-8 yaşlarındaki çocuklarımız gelip burada piyano çalıyorlar. Aileleri ve bizler de seyrediyoruz. Çok büyük bir mutluluk bu. Bu bir umut. Bu toplumun olmazsa olmazıdır sanat. Biz daha bunu konuşamıyorken hangi Gelibolu’yu konuşacağız biz sizinle?

Muhalefetin, buranın pahalı olduğu yönünde eleştirileri var. Kent lokantasıyla kıyaslayanlar var. Buraya bu kadar para harcayacağınıza siz de bir kent lokantası açabilirdiniz. Neden risk alarak burayı açtınız?

Çok ilginçtir ki kent lokantası açanlar lüks lokantalarda yemek yiyorlar. Orayı açıyor ama geliyor boğazda yemek yiyorlar. En lüks otellerde kalıyorlar. Tabi ki kent lokantası toplum genelinde bir ihtiyaçtır. O durumda bölge esnafına verilen zarar da tartışma konusudur. Ben bir restoran açmadım. Ben bir gastronomi merkezi açtım. Ben burada lezzetin ve yemeğin bir hikayesini oluşturmanın derdindeyim. Gelibolu’yla bunu birleştirmenin derdindeyim. Turizmin tamamının olmazsa olmazı yeme içmedir. Bizim hedefimiz, buraya gelen misafirlerimizin her açıdan keyifle yemek yiyebilecekleri bir ortamı sağlayabilmek. İstanbul - İzmir arasında buranın bir eşdeğeri yok. Konum, iç dizayn, lezzet… Başka bir örneği yok. Gelibolu da artık bir gastronomi merkezi haline gelebiliyor. Mesela Gaziantep. Gaziantep’i Gaziantep yapan gastronomi merkezi olmasıdır. Biri bu meşaleyi yaktı ve bir yolculuk başladı orada. O ateş büyüdü ve şimdi koskoca bir kent gastronomi merkezi olmakla ün sürüyor. Sadece yeme içme sektörüyle inanılmaz bir turist akınına uğruyor. Gelibolu bunu neden yapmasın? Çevremizde hiç böyle bir restoran yokken biz neden bunu yapıp gastronomi merkezi olmayalım? Ben bu işi doğru yapayım ve örnek olayım. Öbür restoranlar da kendilerini toparlasınlar. Buraya çok yatırım yapılırsa müşteri gelmeyeceğini söylüyorlardı. Açılalı 2 haftayı geçti, hala kapalı gişe oynuyoruz. Yer bulmak için benden torpil istiyorlar. Fiyat meselesine gelince… Carpaccio, Surf and Turf’u konuşuyorlar. Bunlar var. Gerçekten var. Ama bizde hamburger de var, köfte de var. Biz skalayı geniş tutarak her ihtiyaca göre bir restoran oluşturmak istedik. Toplumun tamamının o menüde kendi ekonomik şartlarına göre yer bulabildiği ve bunu keyfini aynı mekanda alabildiği belediye himayesinde bir ortam oluşturmak istedik. Müşterilerimiz, aldıkları hizmet ve lezzeti değerlendirdiklerinde inanılmaz ucuz olduğumuzu söylüyorlar. Burada çalışan sayısı 50. Malzemelerim kaliteli. Burada kazanılan para birilerinin cebine gitmeyecek. Burada kazanılan para millete altyapı olarak, 50 kişinin istihdamı olarak geri dönecek. Ben dahil burada kimse belediyeye yemek faturası kesemez. Burada herkes yediğinin parasını ödeyecek. 

Burası kaç paraya yapıldı ve kendini amorti etmesi ne kadar sürer?

Çok teknik konu bu. Şu an fiyatları tam alamam, tahmini konuşuyorum. 70 - 75 milyon TL gibi bir fiyattır. Ama sıfırdan. Her şey dahil bu fiyat. Belki o kadar bile yoktur. Ama birilerinin dediği gibi 120 - 150 milyon gibi fiyatlar değil. Şu an buranın hiç borcu da yok. Biz kapalı gişe oynadığımız zaman günlük ortalama 600 - 700 bin TL kazanıyoruz. Eski haliyle burada günlük 2 - 3 milyon liraları konuşuyorlardı. Oradan ne kadar ucuz olduğumuzu anlayın. Ki bu 1 yıl önceki fiyatları. Kim daha ucuzmuş kim daha pahalıymış görünüyor. Ben buraya yatırdığım parayı kaç yılda çıkarırım diye bakmıyorum. Ben buraya yatırım gözüyle bakıyorum. Ben buraya Gelibolu’nun geleceği gözüyle bakıyorum. 

Şu an bu görüşmeyi VIP odada yapıyoruz. Bu oda size özel mi?

Buranın amacı, dışarıdan görünmek istemeyen, ayrıcalık isteyen tüm vatandaşlarımıza açık. İsteyen herkes gelip burada oturabilir. Bu odanın belediye başkanına ait olma şansı yok. Ben burada yemek yerken aceleci davranıp mir müşteri ayakta kalmasın diye hassasiyet gösteriyorum.

Yediklerinizin hesabını ödüyor musunuz?

Bu ay çok para ödedim. Yalnızca ben değil, herkes ödüyor. Herkes zorunda. Belediyeye gelen misafirler de oluyor. Masada ben olduğum için onların hesaplarını dahi ben ödüyorum. Buradan belediyeye fatura edilmiyor. Ben bu sorumluluğu taşıyorum. Geçmişte Kumsal’da yiyip yiyip, giderken de “70’liği masaya yaz” diyen meclis üyeleri, basından sorumlu arkadaşlar… Bunu sadece ben bilmiyorum. Koskoca Gelibolu biliyor. 

Nazilli’den gelen 95 öğrenciye Eceabat’ta yemek verdiğiniz söylendi. Bu konu hakkındaki açıklamalarınız nedir?

O duygusal bir durum benim için. Nazilli Aslanlı kasabasında büyüdüm ben. Babamın memur olmasından dolayı benim ilköğretimim orada geçti. Aslanlı kasabası da Evreşe kadar bir yerdir. Bir gün okulumun müdürü beni aradı ve Gelibolu’ya geleceğini söyledi. Gelmişken bizi de ziyaret etmek istediğini söyledi. Gelmişken öğrencilere bir öğle yemeği ısmarlar mısınız dediler. Amacımı Gelibolu’da ağırlamaktı. Ama ne yazık ki programdan dolayı Gelibolu’ya gelemediler. Bize telefon açtılar “Gelemiyoruz” diye. Uygun bir yere geçmelerini, orada yardımcı olabileceğimizi söyledik. Bugün benim Gelibolu’ya yararım oluyorsa sebebi o okulda okumuş olmam. Bugün Gelibolu için çalışabiliyorsam o okulun öğrencisi olduğum için ben buradayım. O okula benim bir vefa borcum var. Ki benim buna da hakkım var. O kadar öğrencinin hesabını ödemenin tartışılması Gelibolu Belediye Başkanlığına yakışıyor mu? Toplam 23 bin TL tutmuş. Geçenlerde Ankara’ya gittik. 2 kişi 8 bin TL hesap ödeyebilmişiz. Kemal Tarım dediğiniz adam bundan 3 yıl önce Ankara’da tek başına 20 bin TL yemek yemiş. Öğrencilerin yediğinin toplamını tek başına yemiş. Bunu konuşmuyorsunuz, dert etmiyorsunuz, sorgulamıyorsunuz, ortada yüzsüzce geziyorsunuz orada öğrencilerin yediklerine takılıyorsunuz. Bunun adı ilkellik. Biz hangi seviyede Gelibolu’yu, geleceği konuşuyoruz? 

Saat meselesi var… Nereye gitti bu saatler?

Bize saatlerin bir tanesinin yararı 4 milyon TL. Gelibolu’nun altyapısı için bir aracın gelmesini sağlayan bir ağabeyimiz. Araç gelmeseydi kiralamak zorundaydım ve maliyeti 4 milyon liraydı. Kendi kentine lazım olmasına rağmen bize bir daha gönderdi. İkincisi de 40 milyon TL’lik bir kazanç elde etti Gelibolu Belediyesi. Söylerken bile utanıyorum. Bazı şeyler samimiyettir, içtenliktir. Ben bu hediyeleri verdiğimde insanlar mahcup oldular. Ben Gelibolu Belediye Başkanı olarak Geliboluluların ortak kararıyım, ortak kaderiyim. Benim bunu yapmaya yetkim de var. Ben bunu sorgulatmam da. Ona rağmen söylüyorum. Arkadaşlarımız “Saati bir yere yedirelim” dedi. Tepki geleceğini bildiklerinden başka faturaya sokalım dediler. “Asla” dedim. Ne yapıyorsak doğru yapacağız ve anlatacağız. Bu günü bu yaygarayı tahmin etti arkadaşlarım. “Biz saat aldıysak, saat aldık” diyeceğiz. Yalan söylemeyeceğiz. Biri 4 milyon TL, biri de 40 milyon TL yarar sağlamış. Tek amacımız Gelibolu’nun samimiyetini onlara göstermek. Geçen dönemde memleketin tamamına şarap göndermişler ve faturalandırmışlar. Neden diye sormuyorum. Neden gönderdiklerinin derdinde de değilim. Gönderirler, bu normaldir. Ama sen bunu yapıyorken ben yapınca bunu söylemeleri çok yanlış. Fiyatıyla ilgili tartışma oldu. Şefik Ay arkadaşımız geçirirken yanlış geçirmiş biz de bunu inceledik. Ürün koduna bir tane “e” yazacağına ikinci bir “e” daha yazmış. Onu da yayınlayacağız. Özür dileyecekler. Gelibolu’ya kim yarar sağlayacaksa ben başkalarına da hediye vereceğim. Bu samimiyettir, içtenliktir. Bu peşkeş değil. Peşkeş, İlhan Restorandır. Erol Bey buraya 65 bin TL kira verirken ihaleye girip 800 bin TL teklif verdi.

Balıkhane yeni yerine taşınıyor. Mevcut yeri ne olacak?

Meclisteki arkadaşlar karar verdiler, ben oraya otopark yapacakmışım. Gurme’nin otoparkı olacakmış orası. Buranın projesini Anıtlar Kurulu’ndan çıkardık. Orası çok güzel bir kafe - pub olacak. Balıkhaneyi de park kahvesinin üstüne alıyoruz. Onun da sırtının denize döndüğünü söylüyorlar. Balıkhanenin denize dönük olma şartı getirilirse Türkiye’de kaç balıkhane kalır?

Esnaftan haraç kestiğini söylüyorlar. Bu haraç meselesi nedir? Siz tahsilat yapıyorsunuz diye mi tepki var?

Ben burayı büyük borçla aldım. Mustafa Bey “hadi toparlasın” demiş. En başından beri CHP grubunun istediği bu. Biz, gelirlerimizi artırmak istediğimizde de aynını görüyoruz. Belediyenin para kazanmaması konusunda defans gösteriyorlar. Amaçları para kazanamamamız. Gelişemememiz. Öyle olursa seçimde belediyeyi yine ele geçirmek istiyorlar. Dünyanın gerçekleri var. Para olmadan bir şey olmuyor. Bu kentin geleceği için hepimiz elimizi taşın altına sokmak zorundayız. Ekstradan dedikleri şey 11 milyon lira. Benim bu yıl beklediğim bütçe 1,5 milyar lira. Herkesin ucundan katkısı olmasının gerektiğini düşünüyorum. Diyebilirler mi şundan, şundan almıyor diye? Adaletli davranıyorum. Şu an Çanakkale’nin en güçlü belediyesi biziz. Çok etkin bir belediye haline geldik. Ülke çapında büyük yatırımlar yapan bir belediye haline geleceğiz. Önümüzdeki 2 yıldaki yatırım tahminimiz 1,5 milyar lira. 

Güneyli ve Bolayır sahili bu yıl nasıl olacak? Oralarda kaçak yapılar için kesilen cezalar ne oluyor?

Süreci başlattık. Önümüzdeki 3 - 4 ay başlar. Oradan bize ciddi bir katkı olarak gelecek. 2 - 3 milyar gibi bir gelir gelecek oradan. Tespit ettiğimiz durum bu. Güneyli ve Bolayır sahillerini çalıştıran Gelibolu Belediyesi olacak. Bolayır Muhtarlığına da biraz yer vereceğiz. Orada en büyük sorun duş, giyinme kabinleri ve tuvalet… Bunları da çözeceğiz. Oraya bir kalite getirmenin, temizliği, hizmeti ve güvenliği getirmenin derdindeyiz. Oradan kazanılan para Gelibolu Belediyesinin geleceği olacak. Hamzakoy’da yaptığımız gibi. Bir kısımda ücretli hizmet verilen alanlar. Bir kısmı da vatandaşın rahatça kullanabildiği geniş alanlar oluşturacağız. Plaj ve çevresindeki çöpler bizim sorumluluğumuzda olacak. Aslında yetkim yok, yapmayabilirim de. O bölgenin tertemiz olmasını sağlayacağım. Günlük olarak Gelibolu Belediye Başkanlığının kontrolü altında olacak. 

Kamera ve ses kayıt cihazlarıyla personel daha fazla çalışmaya zorlanıyor yönünde muhalefetin eleştirisi var. Personel, korktuğu için mi çalışıyor yoksa siz personellere çalışması için gerekli şartları sağladığınızdan dolayı mı?

Ben burada kimseye “Buradan çıkamazsın, benimle çalışmak zorundasın, şartlar da bu” diyerek yapmıyorum. 68 bin TL, neredeyse her personele de 12 bin TL mesai veriliyor. Toplam 80 bin TL maaş. Ben kimseyi zorlamıyorum. Çalışmak istemeyen buyursun dışarıya. Benim olmazsa olmazım çalışmak. Arkadaşlarımıza 80 bin TL maaş veriyoruz. Arkadaşımızın kira sorununu, çocuğunun ayakkabı sorununu çözmüş müyüz? Arkadaşımızın evinde derdi kalmamış. O da bizim sorunumuzu çözecek. Onun sorumluluğu da Gelibolu Belediyesinin, Gelibolu halkının ve Geliboluluların sorunlarını çözmek. İşine gelen buyurup gelip çalışacak. Ayda 80 bin TL. Bizde cumartesi, pazar tatili yok. Asla olmayacak. Mesai kavramı yok. 10 saat de çalışabiliriz. 80 bin TL’den bir kuruş fazla para alamazlar. İlgili makamlardan “Neden bu kadar maaş veriyorsun” dendi bana. Bizim verdiğimiz 80 bin TL sabit maaş, vergi diliminden etkilenmeyecekler. Ben bu samimiyeti koymuşum ortaya. Çalışanım da Gelibolulular için samimiyetini ortaya koyacak. İstemiyor mu? Kimseyi zorla çalıştırdığım yok benim. Kamera meselesine gelince… Biz denetlemek zorundayız. Ben her adamın başına başka birini mi koyacağım denetlemesi için? Tabi ki teknolojiden yararlanacağım. Bunlar eskiye alışmışlar. Milleti çalışmaya gönderiyoruz. Kahvede okey oynuyor. Hadi oynasın şimdi oynayabilen var mı? Adamı yol süpürmeye gönderiyoruz. Adam içki masalarında geziyor. Şimdi biz böyle yapıyoruz da çalışıyoruz diye neden kızıyorsunuz? İşten çıkmaktan çok tedirgin çalışanlarım. Performans denetiminde yeterli görmediklerimizle yolumuzu ayırıyoruz. Siyasi parti ayrımı gözetmeksizin. Siyaset yapanı kovarım. 

2 yılınız doldu. Proje konusunda 2 yıllık değerlendirmeniz nedir?

Kazanmayan, borçlu, çalışmayan ve bana düşman olan bir belediye devraldım. Önce çalışmayanları tasfiye ettim. Üstüne kazanan bir belediye, borçlarını kapatan bir belediye, muktedir, güçlü, üreten bir belediye haline getirdim. Bunu yapmam benim 1,5 yılımı aldı. Belediyeyi çalışan bir makina haline getirmek inanın çok zor. Bu geçmişin 15 yılının verdiği büyük bir tecrübeymiş. Normal şartlarda bunu bu sürede yapmak imkansız. Ben bunu planlamıştım ve o sürede bitti. Önümüzde en az 20 tane projemiz var. Altyapının tamamı bitecek, asfaltlama süreci bitecek. Kapalı pazar yeri bitecek. Kültür merkezi, yaşlı bakımevi, kütüphane, fener tepesi, cafe-pub’lar, meydan - iskele düzenlemesi bitecek. Biz iki yılda bunların tamamını gerçekleştireceğiz. Böylece Gelibolu Belediyesi 2 yılın sonunda projelerinin tamamı hayata geçmiş, Gelibolu’nun adına yakışır, turizmi, gastronomiyi, sanatı konuştuğumuz kent haline gelecek.