YENİ Parti Çanakkale İl Başkanı Av. Levent Gürbüz, Atikhisar Barajı'nın içme suyu havzasında planlanan altın ve gümüş madeni projesine ilişkin verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının mahkeme tarafından iptal edilmesini değerlendirdi. Çanakkale'nin en önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Atikhisar Barajı'nın korunmasının hayati önem taşıdığını belirten Gürbüz, yargı kararının eksiksiz uygulanması ve su havzasını tehdit edebilecek faaliyetlere karşı kalıcı önlemler alınması gerektiğini söyledi. Gürbüz, çevre hakkının anayasal güvence altında olduğunu hatırlatarak kamu yararının bütün ekonomik faaliyetlerin üzerinde tutulması gerektiğini vurguladı.

MAHKEME KARARI EKSİKSİZ UYGULANMALI

Atikhisar Barajı'nın içme suyu havzasındaki madencilik faaliyetlerine ilişkin hukuki sürecin Çanakkale açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Gürbüz, mahkemenin iptal kararının ilgili kurumlar tarafından titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Gürbüz, “Çanakkale'mizin içme suyu kaynaklarını ilgilendiren böylesine önemli bir konuda yargının verdiği karar son derece değerlidir. Hukuk devletinin temel ilkesi, mahkeme kararlarının herkes için bağlayıcı olmasıdır. İdarenin görevi de bu kararları gecikmeden ve eksiksiz biçimde uygulamaktır. Atikhisar Barajı yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerimizin de ortak güvencesidir. İçme suyu havzasında gerçekleştirilecek her faaliyet kamu sağlığı ve çevresel etkiler açısından en yüksek hassasiyetle değerlendirilmelidir. Hiçbir ekonomik beklenti vatandaşlarımızın temiz suya erişim hakkından daha önemli değildir.” dedi.

SU KAYNAKLARI EKONOMİK ÇIKARLARA FEDA EDİLEMEZ

Çanakkale'nin su kaynaklarının korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu belirten Gürbüz, madencilik projelerinin olası etkilerinin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gürbüz, “Su kaynaklarımızı kaybettikten sonra onları geri kazanmak her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle çevre politikalarında önleyici yaklaşım esas alınmalıdır. Atikhisar Havzası'nın su kalitesi, ekolojik dengesi ve uzun vadeli korunması konusunda bilim insanlarının görüşleri dikkate alınmalıdır. Çevresel değerlendirme süreçleri şeffaf yürütülmeli, vatandaşlarımızın bilgi edinme ve katılım hakları korunmalıdır. Çanakkale'nin doğal varlıkları yalnızca belirli şirketlerin ekonomik faaliyetleri açısından değerlendirilemez. Bu topraklarda yaşayan herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı vardır.” ifadelerini kullandı.

ATİKHİSAR İÇİN KALICI KORUMA POLİTİKASI OLUŞTURULMALI

Yargı kararının ardından içme suyu havzasının korunmasına yönelik uzun vadeli planlamaların güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gürbüz, ilgili kamu kurumlarının ortak sorumluluk üstlenmesini istedi.
Gürbüz, “Atikhisar Barajı'nın korunması yalnızca bir mahkeme kararıyla sınırlı görülmemelidir. Havzanın tamamında çevresel riskler düzenli olarak izlenmeli, su kalitesi ölçümleri kamuoyuyla paylaşılmalı ve olası tehditlere karşı gerekli tedbirler alınmalıdır. İlgili bakanlıklar, yerel yönetimler, meslek odaları ve bilim insanları arasında etkili bir koordinasyon sağlanmalıdır. Hukukun üstünlüğünü savunmak, aynı zamanda vatandaşlarımızın yaşam hakkını ve gelecek nesillerin doğal kaynaklarını korumaktır. Çanakkale'nin suyunu, toprağını ve geleceğini ilgilendiren hiçbir konuda kamu yararından ödün verilmemelidir.” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Haber: Uğur Kılıç