Bazı yollar vardır, yürünmez… sadece düşlenir.
Bazı evler vardır, hiç içine girmesek de içimizi ısıtır.
Bazı insanlar… Hiç tanışmasan da sanki yıllardır kalbinde yaşar.
Ve bazı hayatlar… Belki senin değildir ama aklının bir köşesinde gizlice yaşarsın onları.
Geçen hafta çevremde herkes ya hayal kurdu ya da ben onları hayal kurmaya zorladım. Sonunda, kulaklığımı taktım ve “Hadi bakalım Mor Kulaklık, şimdi sen anlat” dedim.
Hayal etmek…
Şimdi samimi olalım. “Hayal kurma, gerçekçi ol” lafını çok duyduğunuzdan eminim. Gerçek dediğimiz şey; ev kirası veya sıkıcı toplantı notları mı? Eğer buysa gerçek, o zaman bırakın biraz hayal kuralım! Çünkü hayal kurmak içimize doğru yapılmış en uzun yürüyüş olabilir.
Üstelik hayal etmek öyle sanıldığı gibi uçmak kaçmak değil. Yani evet bazen uçuyoruz… Mesela ben geçen gece dünya turuna çıktım. Ama esas mesele bu değil. Hayal kurmak, beynimizin kendine terapi yapma şekli. Ücretsiz. Randevusuz. “Bugün kendimi kötü hissediyorum” dediğin an devreye giren sihirli bir şey.
Sanki hayal etmek aklını tamamen kaybetmekmiş gibi düşünülür.
Oysa en büyük keşifler, en derin sevgiler, en cesur adımlar hep bir hayalle başlamadı mı?
Çoğu zaman o hayaller gerçek olmaz, kabul. Ama sen değişirsin. Perspektifin kayar. Kalbinin yönü değişir. Belki hedefin değişir, belki de yolun.
Ve bak, sana küçük bir sır vereyim: Hayal kurmak hedefin fragmanıdır. Önce içten bir hayal başlar, sonra pusula çizilir. Hayal kurmayan insan… Rüzgârda savrulan yaprak gibi, ne yöne gideceğini bilemez.
Bir de emek işi bu. Öyle Instagram’da reels izleyerek geçmiyor o hayal dakikaları. Oturup kendi senaryonu yazıyorsun, başrol sende. Oyuncular, müzikler, sahneler… Hepsi senin eserin.
Hayal kurmak aslında “Ben buna değerim” demektir. Herkes sana “Yapamazsın” dediğinde bile kendi içinde “Ama ben istiyorum” diyebilmektir. Risk almaktır. Kendine inanmaktır. Fırsatları kaçırmamaktır. Ve evet, hayal kırıklığı da vardır. Ama en azından denedin. Yaşadın. Hissedebildin.
Çünkü bazen o hayaller seni geleceğe taşır. Cesaretin orada gelişir. Korkularınla orada yüzleşirsin. Orada büyürsün.
Ve bir gün, pat!
Gerçek sandığın o hayatın içine bir hayalin düşer. Küçük bir detay, bir tanıdık manzara, belki bir his, yendiğin bir korku…
“Ben bunu daha önce hayal etmiştim” dersin.
Ve o zaman anlarsın: İyi ki! İyi ki hayal ettim!
Üstelik, sadece duygusal da değil bu iş. Mantık var işin içinde. Yani hayal kurmak ayakları yere basanların da işidir. Ampulü bulan, kadınlara seçme hakkı için savaşan, yeni müzik akımları yaratan herkes önce bir şeyi hayal etti.
Yani mantıklı olmak demek, hayal kurmamak demek değil. Tam tersi! Hayalini ciddiye alıp ilk adımı atmaktır mantık. Her toplumsal dönüşüm, önce bir kişinin ‘’ya böyle olsaydı?’’ demesiyle başladı.
Gerçek dediğimiz bazı şeyler, hayal edenlerin attığı mantıklı ilk adımlarla onların ellerinde şekil buldu.
Bazen en mantıklı şey, oturup kalbine şu soruyu sormaktır:
“Sen ne istiyorsun?”
Ve kalbin, tüm o sessizlikte fısıldar sana.
Bazen küçük, bazen cesurca. Ama hep içtendir.
O yüzden…
Hayal kurmak doğru yoldan sapmak değil. O yolu çizebilmektir.
Hayat her zaman planladığımız gibi gitmez. Bunu zaten biliyoruz.
Ama en azından hayal ettiğimiz gibi yaşarsak… Belki de daha anlamlı olur. ‘’Belki’’ fazla oldu. Evet, hayallere adım atmayı öğrenirsek anlamlı olur yaşadıklarımız.
Üzüntünün bile anlamı olur. ‘’Hayal ettim, denedim ama mutlu olmadım.’’ dersin. Sadece denemenin cesareti bile üzüntünü hafifletebilir. Çünkü en çok ‘’keşke’’ dediğin ve denemediğin üzüntüler derinlerde yer etmez mi?
Peki ya Mutluluk? Hayallerin ile gelen o anlamlı mutluluk… ‘’İyi ki hayalime sarıldım ve o adımı attım, iyi ki yaptım, iyi ki denemişim.’’ Bu mutluluk hissinin hayali bile güzel.
Zaten biz insanlar her şeyi kontrol edemeyiz. Ama hayal kurarak nefes alabiliriz. Ve bazen nefes almak, en çok ihtiyacımız olan şeydir.
Çocuklar o yüzden mutlu bence. Otobüs koltuğunda korsan oluyorlar çünkü. Bizse sadece trafik ve bel ağrısı çekiyoruz.
Bu yüzden hayal etmek çocukça değil, büyümekle veya büyümemek ile ilgili değil. Yaşadığını hissetmenin keyifli bir yolu.
Hayal kurmaktan vazgeçme.
Kahven soğusa da dünya seni yorsa da pijamayla dünyayı kurtaramasan da…
Kim bilir?
Belki yarın sabah, o hayalini kurduğun şey kapını çalacak.
Yeter ki sen evde ol. Ve hazır ol.
mor.kulaklik@outlook.com