Rollerini, kendi sırtında taşıdığın bir çanta olarak hayal et. O çantayı yavaşça bıraktıktan sonra ağırlığı hala sırtında durur, ama aynı anda ‘’boşluk’’ gibi bir his sarar bizi. İnsan alkışa da mücadeleye de alıştıktan sonra ‘’sessizlik’’ tuhaf gelir. Belki o boşluk ve sessizlik özgür düşüncenin başladığı ilk andır. Tam orada konuşmaya başlayan gürültülü bir ses vardır aslında; Kendi sesimiz.
Ama korkarız.
Aniden gelen o sessizlik içindeki gürültüden elbette korkarız. Kolay değil, kendinle münakaşa etmek; biliriz.
Çoğu zaman duyduğumuz ama yok saydığımız o sesleri dinlemeye hazırsak eğer, iyileşmeye de hazırız demektir.
Kendimizi affetme zamanı geldi.
Kendini affetmek, söylemesi kolay ama yapması zor bir eylem. İçinde hem pişmanlık var hem umut; hem yorgunluk var hem yeniden başlama arzusu…
Şimdi dürüst olalım. Kaç kere şu cümleyi kendine fısıldadın: ‘’Neden yaptım bunu ya?’’ Bazen sabah uyandığın ilk dakika, bazen eski bir mesajı okurken, bazen bir şarkının ortasında hatta bazen tam o eylemi yaparken. Bu sesi duyduğun an içinde bir komite kurulur ve kendini en acımasızca eleştiren yine sen olursun. En çok kendine kızarsın. ‘’ Sen hep böyle yaparsın zaten’’ dersin.
Ama artık o sesi susturma vakti geldi.
O sese de ki: ‘’Evet, hata yaptım. Ama büyüdüm. Öğrendim. Değişiyorum.’’ Yaptıklarını küçümse ve unut demiyorum. Tam tersi; o anki halini anla ve sahiplen, yaşadıklarını çözümle, eksiklerini ve korkularını kabul et. Her şeyin doğrusunu her an bilmiyorsun ama öğreniyorsun… Kendini güncelliyorsun çünkü artık sessizlik ve boşlukta gelen o sesleri durdurmuyorsun.
Kendine kızmak en kolay şey. Kendini suçlama olimpiyatları olsa ve katılsan, sen kesin derece alırsın.
Şimdi sen bir dur. Bir kahve koy kendine ve düşün. Gel bir sarılalım önce. Çünkü artık kendini yerden yere vurma seansı bitti.
Belki başkalarından beklediğin o özürleri artık kendinden dilemen gerek… Hatalarını gördüğün her konuyu içine sindir, sindir ve anla, anla ve artık farklısını yapacak olan sana bir bak. Önce kendinden özür dile, bir daha aynını yapmamak için hatanı özümse ve gülümse.
Ve unutma, kendini affetmek bazen bir gün, bazen aylar sürer. Ama her sabah biraz daha hafiflemiş uyanırsın. Ve bir gün aynada gözlerinin içi gülmeye başlar. Çünkü affetmek, sonunda hep kendini daha çok sevmek ve özgürlük kokar.
Kendinle barış imzalama zamanı geldi. Tarafları eski sen ve yeni sen olan bir barış anlaşmasına hazır mısın?
Sen hazırsan, ben de dinlemeye hazırım.

