Merhaba, yine ben...

Gelibolu, tarihiyle ve doğasıyla bir dünya markası olmayı hak ederken; son belediye meclisi toplantısında tanık olduğumuz "küçük olsun bizim olsun" zihniyetiyle kentin gelişimi bir kez daha baltalanmak isteniyor. Belediye tarafından hayata geçirilen Gelibolu Gurme, sadece bir restoran değil; bir hakkın teslimi ve şehrin makus talihini kırma hamlesidir.

Yıllarca halkın öz malı olan en değerli noktaların, "komik" kira bedelleriyle belirli çevrelere peşkeş çekilmesine sessiz kalanların, bugün bu alanların halka geri verilmesinden rahatsızlık duyması manidardır.

Kendilerini "aydın, modern ve sanatsever" olarak tanımlayan, her fırsatta sosyal demokrasiden dem vuran muhalefet meclis üyelerinin, bir piyano sesinden ve dünya standartlarında bir restorandan rahatsız olmaları tam bir trajikomedi örneğidir. Sorsan sanatın yanındalar, sorsan halkın en iyisine layık olduğunu savunurlar; ama icraata gelince Gelibolu’yu vasatlığa mahkum etmekten geri durmazlar.

Halkın malını peşkeşten kurtarıp estetikle buluşturan bu projeye karşı çıkmak; ne aydınlıkla ne de sosyal demokratlıkla bağdaşır. Bu tavır, modern görünüm altındaki statükocu bir zihniyetin ifşasından başka bir şey değildir. Kendi kişisel konfor alanlarında "modernlik" taslayanların, halkın sosyal yaşam kalitesinin yükselmesine takoz koymaları samimiyetsizliğin zirvesidir.

Meclis kürsüsünden menü fiyatlarıyla alay eden, bir kentin gastronomi vizyonunu "pahalı" sakızıyla çiğnemeye çalışan muhalefet üyelerine sormak gerekir: Hiç mi utanmıyorsunuz?

Yıllarca bu halkın mülkü üç kuruşa birilerine servis edilirken sustunuz. Şehrin en güzel yerinde halkın giremediği, niteliksiz işletmeler varken konforunuz yerindeydi. Şimdi ise dünyaca ünlü şef Eyüp Kemal Sevinç gibi bir değerin mutfak yönetimine dokunduğu, Gelibolu’yu turizm haritasına taşıyacak bir tesisi karalıyorsunuz. 

Kendi yetersizliğinizi, halkın menfaatini savunuyormuş gibi makyajlayarak sunmanız, sadece siyasi bir sığlık değil, aynı zamanda bu kente yapılan bir haksızlıktır.

Restorandaki piyano üzerinden yapılan eleştiriler ise bu sığlığın zirve noktasıdır. Bu piyanoyu eski başkanın makam aracının fiyatıyla kıyaslamak, aslında bir zihniyet farkını ele veriyor: 

Bir yanda bir şahsın egosu için alınan lüks araç, diğer yanda halkın ortak kullanım alanında estetik ve kültürel bir değer katan enstrüman... Gelibolu halkı; vergilerinin birinin koltuğuna mı, yoksa kentin sosyal kalitesine mi harcandığını görecek ferasete sahiptir.

"Lüks" yaftası vurulmaya çalışılan fiyatlar incelendiğinde, piyasa koşullarına göre gayet makul bir dengede olduğu açıkça görülmektedir. Muhalefetin asıl derdi fiyatlar değil, Gelibolu’nun artık bir "kasaba" değil, "modern bir kent" kimliğine bürünmesidir.

Sonuç olarak; Gelibolu’nun önündeki en büyük engel, kentin gelişimini kendi küçük iktidar alanlarına tehdit gören bu vizyonsuz bakış açısıdır.

Şimdilik müsadenizle...