Merhaba kıymetli okur.

Yıllardır Türkiye’nin, dolayısıyla Gelibolu’nun da gündemini meşgul eden ‘başıboş’ sokak hayvanları sorununa değinmek istiyorum. 

Taraf olmaya hazır kıta, hatta bundan zevk alan bir milletiz diyebilirim. Yaşça büyük olanlarımız daha iyi hatırlar, Milli Takımın katılamadığı Dünya Kupalarında bile farklı ülkeleri destekleyip kavga eden bir toplumuz. Farklı fikirleri savunmak, bunun üzerine tartışmak tabi ki çok güzel ancak bazı konularda fikir sahibi olmadan yapılan tartışmaların kimseye bir faydası olmuyor. 

Son günlerde devlet tarafından hazırlanan ‘Sokak Hayvanları Yasası’ da doğal olarak bir çok tartışmayı ve taraflaşmayı beraberinde getirdi. Ülkenin bir kısmı ‘köpekler toplatılsın’ derken diğer kısmı da ‘toplatılmasın’ tarafını seçti.

İki taraf da beni dövmeye başlamadan şu konuya açıklık getireyim, 4 tane köpek sahibiyim ve bunların tamamını sokaktan sahiplendim. Üstelik iki tanesi de Ampute, yani engelli köpekler. Ciddi manada hayvanseverim, baştan uyarayım. 

Hayvansever olduğumu da açıkladığıma göre konuya gireyim. Ben, her iki tarafın da savunduğu fikirlerin eksik olduğunu düşünen taraftayım. Onları da açıklayayım, sonra linçlersiniz beni.

Hayvansever olan taraftan başlayayım isterseniz kıymetli okur. Ülkemiz hayvanseverlerinin büyük çoğunluğu, bazılarını tenzih ederek yazıyorum bunları, evinde cins, muhtemelen para ile satın aldığı hayvanları besliyor. Belki de o hayvan sayesinde dışarıdaki sokak hayvanlarıyla da bir bağ kuruyor ve öyle veya böyle onların da hakkını savunuyor. Ancak binlerce lira vererek aldıkları cins köpek ya da kediler nedeniyle sokaktaki hayvanların da çoğalmasına sebep oluyorlar. Hatta öyle ki çoğu insan sevdiklerine hediye olarak alıyor bu hayvanları. Gidin bakın yazlık yerler cins kedi ve köpek dolu.

Gelelim hayvan sevmeyen tarafa. Onların da en büyük argümanı sokak köpeklerinin saldırgan olmaları. Sokakta bin tane köpek varsa aralarında en fazla 10 tane saldırgan köpek vardır. Geri kalanı kendi halinde, kimseye zararı olmayan köpekler. Yani tespitini yapabilsek bin tane insan içinden de 10 tane saldırgan insan çıkar. Bu gayet makul bir oran. Bir de ‘çocuk’ hassasiyetleri var ve en çok da bu konu öne sürülüyor. Çocuklarınız tabi ki kıymetli ancak tavsiyem çocuklarınıza hayvanları bir düşman gibi göstermeden, onları hayvan sevgisi ile büyütmeniz yönünde.

Burada mantıklı olan yol, saldırgan olanların tespit edilerek rehabilite edilmesi ve tamamının kısırlaştırılması. Öyle bir konudan bahsediyoruz ki değerli okur, milyonlarca dolarlık bir sektör haline gelmiş durumda. Mamadan, tedavi masrafları ve duygu sömürüsünden kazanılan paranın haddi hesabı yok. 

Gelibolu’ya dönecek olursak ki yazımın başlığında Gelibolu’daki başıboş köpeklerden bahsetmiştim. Ben Gelibolu’nun böyle bir sorunu olduğunu kesinlikle düşünmüyorum ve Gelibolu halkına da sokak hayvanlarına karşı gösterdikleri tutumlarından ötürü gönülden teşekkür etmek istiyorum. 

Bir teşekkür de Gelibolu Belediyesine ve Başkan Dr. Ali Kamil Soyuak’a etmek istiyorum. Bu hafta gazetemizin manşetinde de bu konuyu işledik. Başkan Soyuak, sokak hayvanları için günde 500 kilogram mama üretebilen bir tesis kurdu ve kısa bir süre sonra da mama üretim tesisini faaliyete sokacak. Üstelik Gelibolu Belediyesi bu mamaları, lokantalardan, yemekhanelerden çıkan artık yemeklerden ve kasaplardaki çöpe atılan kemiklerden üretecek.

Dipnot olarak şunu da eklemek istiyorum. Bu sokak hayvanları meselesi her iki taraftan da siyasete malzeme edilmek istenen ve sıkça kaşınan bir mesele haline gelmiş durumda. Bir taraf neredeyse her hafta, ‘Gelibolu Belediyesi sokak köpeklerini topluyormuş’ dedikodusu çıkartırken diğer taraf da ‘Gelibolu’da sokak köpekleri yüzünden can güvenliğimiz tehlikede’ diye dedikodu yapıyor.

Başkan Soyuak’ın sokak hayvanları için yaptığı mama üretim tesisi hamlesi bu nedenle çok kıymetli. Ben Başkan Soyuak’ın bu konuda ne kadar hassas olduğunu ve sokak hayvanları ile ilgili gerekli önlemleri de alarak hem insanların hem de sokak hayvanlarının daha rahat yaşayacağı bir Gelibolu’yu inşa edeceğine inanıyorum. 

Kalın sağlıcakla.