’Çocuklar Neden Öfke Nöbeti Geçirir?”

ENİSE SUDE ÇİFTÇİ

08-08-2025 01:49

Bazen yerde çığlık çığlığa bağıran bir çocuğun karşısında kalakalırız. O an sanki küçük bir fırtına patlamış gibi gelir. Ama bu fırtınanın dili vardır…

Çocuklar büyürken yalnızca bedensel değil, duygusal olarak da gelişirler. Ama çoğu zaman onların duygularını yetişkinlerin dünyasından anlamaya çalışırız. İşte tam bu yüzden, bir çocuğun kriz anını “huysuzluk” olarak yorumlayabiliriz. Oysa bu öfke nöbetleri, çoğu zaman çocuğun dilini kullanamadığı yerde duygularını bedeniyle ifade etmesidir.
  Bir çocuk yere yattığında, bağırdığında ya da kendini yerlere attığında “bize zor anlar yaşatıyor” gibi görünse de aslında kendisi de içinde zor bir an yaşamaktadır. Çocuklar, duygularını yönetmeyi bizden öğrenirler. Ama önce onların bu duygularla ne yapmak istediklerini anlamamız gerekir.

Peki öfke nöbeti dediğimiz şey tam olarak nedir?
Genellikle 1,5 yaşından 6-7 yaşına kadar olan çocuklarda görülen; ağlama, bağırma, kendini yere atma, vurma ya da istemediği bir şeyi yapma gibi davranışların bir araya geldiği yoğun duygusal tepkilerdir. Bu yaşlar, çocukların bireyselleşmeye başladığı, kendi isteklerini daha çok dile getirdiği ama bu istekler karşılanmadığında duygusal olarak zorlandığı dönemlerdir.

Öfke nöbetlerinin altında yatan temel nedenler vardır.
Örneğin, Çocuklar duygularını düzenlemeyi henüz öğrenmemiştir. Yetişkinlerde olduğu gibi nefes al, sakinleş gibi stratejileri yoktur. Bu yüzden yoğun bir duyguyla karşılaştıklarında ne yapacaklarını bilemezler ve kontrolden çıkmış gibi görünebilirler.

Ya da duygusunu anlatacak sözcük dağarcığı henüz gelişmemiştir. “Şu anda sinirliyim çünkü istediğim olmadı.” demeyi bilmeyen bir çocuk, bağırarak, ağlayarak ya da kendini yere atarak derdini anlatmaya çalışır.

Bir diğer sebebse Çocukların “Nereye kadar izin var?” sorusunun cevabını aramasıdır. Bu süreç öğrenmenin bir parçasıdır. Hayır cevabına nasıl bir tepki geleceğini merak ederler. Ebeveynin tepkisi, çocuğun sınır ve güvenlik algısını şekillendirir.

Bazen bir çocuğun öfke nöbeti geçirmesinin sebebi sadece aç olmasıdır. Ama bu açlığı veya yorgunluğu ifade edecek farkındalığı henüz yoktur. O yüzden bedeni, onun yerine konuşur.

Bunlara ek olarak, AVM’ler, kalabalık ortamlar, ekran maruziyeti gibi aşırı uyarıcılar, çocukların sinir sistemini yorabilir. Bu yorgunluk da bir noktadan sonra öfke nöbetiyle dışa vurulabilir.

PEKİ EBEVEYNLER NE YAPMALI?

Öncelikle bilinmesi gereken en önemli şey şu: Öfke nöbetleri bir sorun değil, gelişimin bir parçasıdır.
Bu dönemde çocuğa rehberlik etmek, onun duygularını yönetmeyi öğrenmesine yardımcı olur.

Önce siz sakin olun. Çocuğun duygusu büyüdükçe sizin duygunuz küçülmeli. Bağıran bir çocuğun karşısında bağırmak, fırtınayı büyütür.

Göz teması kurun, seviyesine inin: “Seni görüyorum. Şu an çok zorlanıyorsun, biliyorum.” demek bile çoğu zaman yeterlidir.

Duyguyu adlandırın: “Şu an çok sinirlendiğini görüyorum. Bir şeyler istediğin gibi olmadı.”

Net ve güvenli sınırlar koyun: “Yere yatmak istemiyorsun ama burada yatmak güvenli değil. İstersen seni kucağıma alayım.”

Sonrasında duyguyu konuşun: Kriz geçtikten sonra, birlikte ne hissettiğini, ne yapabileceğini konuşmak, duygusal farkındalık kazandırır. Bu konuşmalar kısa ama öğreticidir.

Dikkat:
Çocuğu susturmak değil, duygusunu yönetmesine yardım etmek hedeflenmelidir. Susturulan bir çocuk kısa vadede sessizleşir ama uzun vadede duygularıyla baş etmeyi öğrenemez.

Her öfke nöbeti, aslında bir öğretme anıdır. “Hayır” demeyi, duygularla kalmayı, sakinleşmeyi ve sınırlarla baş etmeyi öğrenir çocuk.
Ve en önemlisi: Bu süreçte bir yetişkinin şefkatli, kararlı ve anlayışlı duruşuna ihtiyaç duyar.
Çünkü bazen çocuk sadece oyuncak istemez. Anlaşılmak ister.

DİĞER YAZILARI Mükemmel Anne Baba Olmak Zorunda mıyız? 01-01-1970 03:00 “Dikkatini Topla” Demek Yetmez: Yetişkinlikte DEHB ile Yaşamak 01-01-1970 03:00 Yas Tutmak Değil, Yasla Yaşamak 01-01-1970 03:00 Yaramaz Değil, Anlaşılmayı Bekliyor: Çocuklarda Hiperaktivite 01-01-1970 03:00 Çocuk mu ayrılamıyor, yoksa ebeveyn mi bırakamıyor? 01-01-1970 03:00 Onaylanma İhtiyacı: Neden Sürekli Takdir Bekliyoruz? 01-01-1970 03:00 İnsan En Çok Kendi Hikâyesine İnanır 01-01-1970 03:00 Ağlamak Üzerine Konuşmamız Gereken Şeyler Var 01-01-1970 03:00 Kendi Yolumuza Çelme Takmak 01-01-1970 03:00 Duyguların Taştığı Anlar: Tetiklenme Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Aile ile Çatışmalar Neden Ergenlikte Zirveye Çıkar? 01-01-1970 03:00 Neden Bazı İnsanlar Eleştiriyi Kaldıramaz? 01-01-1970 03:00 “Bir Şeyim Var Gibi Hissediyorum” 01-01-1970 03:00 Sustuklarımızın Bedeli: Ağrı 01-01-1970 03:00 Gerçeği Gizlemek mi, Korunmak mı? 01-01-1970 03:00 Ailenin Sessiz Rollerinde Kaybolmak: Bir Annenin Suskunluğu, Bir Babanın Öfkesi 01-01-1970 03:00 Bağlanma Tarzı: Hayatımızın Sessiz Yöneticisi 01-01-1970 03:00 Unutmayı Öğrenmek: Hafızanın Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Aileden Bize Kalanlar: Kuşaklararası Aktarım 01-01-1970 03:00 Kendi Kendimizin En Büyük Eleştirmeni Olmak 01-01-1970 03:00 Kaybettiğimiz Şeylerin Ardından 01-01-1970 03:00 Kaygı mı, Önsezi mi? Zihnimizin Bize Oyunları 01-01-1970 03:00 Küller Arasından Umudu Yeşertmek 01-01-1970 03:00 Kendi Kendinin Psikoloğu Olmak: Ne Kadar Mümkün? 01-01-1970 03:00 Duygularımın Dengesi Neden Bu Kadar Kırılgan? 01-01-1970 03:00 Benim Hayatım Ama Sizin Sesiniz 01-01-1970 03:00 KALBİM SEVDİYSE NEDEN YETMEDİ ? 01-01-1970 03:00 Otomatik Pilottan Uyanmak: Kendini Bulmaya Doğru İlk Adım 01-01-1970 03:00 ÇOCUĞUM SIKILIYOR DİYE KORKMAYIN: SIKILMAK GELİŞİMİN BİR PARÇASIDIR 01-01-1970 03:00 Güzelliğin Bedeli: Toplumun Aynasında Kadın Olmak 01-01-1970 03:00 BU DÖNGÜ NEDEN BİTMİYOR? 01-01-1970 03:00 Her Şey Kontrolüm Altında Mı? 01-01-1970 03:00 Her Şeyim Var Ama Bir Şey Eksik 01-01-1970 03:00 Ailemizle Büyümeye Devam Etmek: Yetişkinlikte Aile İlişkilerinin Evrimi 01-01-1970 03:00 Her Şeyi Bilen Çocuklar, Hislerini Bil(e)meyen Yetişkinler 01-01-1970 03:00 “Kimse Seni Kurtarmayacak” 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEYEN AMA YORULAN KADINLAR 01-01-1970 03:00 Günlük Hayatta Mindfulness: Anda Kalmak Neden Bu Kadar Zor? 01-01-1970 03:00 Yarın Başlarım: Ertelemenin Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Kendini Sevmek mi, Bencillik mi? 01-01-1970 03:00 Geçmişin Yükü: Travmalarımız Bugünümüzü Nasıl Etkiliyor? 01-01-1970 03:00 Toplumsal Olaylar ve Psikolojik Dayanıklılık: Duygularımızı Nasıl Yönetebiliriz? 01-01-1970 03:00 Mutluluk Zorunluluğu: Sürekli İyi Hissetmek Zorunda Mıyız? 01-01-1970 03:00 Bu Yorgunluk Uykuyla Geçmez: Ruhun Tükendiğinde Ne Yapmalısın? 01-01-1970 03:00 Hayatın Koşuşturmasında Sakin Kalmanın Yolları : Kaygı ve Stres Yönetimi 01-01-1970 03:00