“Güçlü kadın olmak bir seçim değildir her zaman; bazen kimsenin tutmadığı ellerin mecburiyetidir.”

Sabah herkesten önce uyanır, akşam herkesin arkasından uyurlar. Bir kahveyi sıcak içemedikleri gibi, kendi ihtiyaçlarını da hep ertelerler. Herkes iyi olsun diye çabalarlar ama kimse onlara “Sen nasılsın?” diye sormaz. Çünkü alışılmıştır onların güçlü durmasına, gülümsemesine, her şeyin ucundan tutmasına… Oysa o gülümsemenin altında kimi zaman yorgunluk, kimi zaman yalnızlık, kimi zaman da “beni kim anlayacak?” sessizliği gizlidir. Gözleri gülse de kalbi doludur. İşte bu yazıda, tam da o görünmeyen yorgunluğun izlerine birlikte bakacağız.

Birçok kadın yalnızca evin değil, duyguların da taşıyıcısıdır. Evin içinde kimin morali bozuksa fark eder, kim neye üzüldüyse sezer, her şeyi toparlamaya çalışır. “Anne üzülür”, “eş üzülür”, “patron bir şey der”, “komşu ne düşünür” derken, kendi duygularını çoğu zaman en sona bırakır. Bu “duygusal emek” çoğu zaman görünmezdir ama en çok da bu görünmeyen yük yorar insanı. “Zaten yapıyor” denilen her davranış aslında bir fedakârlığın izidir. Kadınlar, bir gün susarak değil, sessizce gülümseyerek tükenir. Ve en çok yoran da sürekli vermek ama nadiren anlaşılmaktır.

Kadınlar güçlü olmaya mecbur bırakılır. Ağladığında “hassas”, yorulduğunda “abartıyor”, destek istediğinde “yetersiz” denir. Bu da zamanla onları sessiz bir tükenişe sürükler. Çünkü “başkasına yük olma” korkusu, onların kendini bile yük gibi görmesine neden olur. Gülümsemeleri bir vitrin gibi parlar: dışarıdan güçlü, içeride kırılgan. Herkes onlara güvenir, ama onların sırtını dayayacak bir omuz bulması zor olur. “Sen halledersin” denilerek yalnız bırakılan nice kadının içinde yılların birikmiş gözyaşı vardır.

Oysa kendine vakit ayırmak bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Yoruldum demek, zayıflık değil; cesarettir. Her şeyi herkesten önce fark eden kadının, önce kendini fark etmesi gerekir. Hayat sadece başkalarını mutlu etmek üzerine kurulmamalı. Çünkü kendini önemseyen bir kadın, sadece kendi için değil; çevresindekiler için de daha güçlü ve daha huzurlu olur. Belki bu yazı, kendine ayıracağın küçük bir molanın ilk adımı olur. Belki de uzun zamandır kendine sormadığın o soruyu şimdi sorarsın: “Beni kim mutlu ediyor, ama ben kendimi nerede unutuyorum?”

Ve belki şimdi bu yazıyı bir arkadaşına gönderirsin. Ona dersin ki: “Sen de bazen yoruluyorsun, farkındayım.” Çünkü kadınlar birbirini anladığında, sessizlik bile şefkate dönüşür. Unutma; birbirimize görünmeyen yüklerimizi hatırlatmak, en güzel dayanışmadır.