Bazı ağrılar fiziksel değildir. Bazen mide sıkışır, boğaz düğümlenir, kalp hızlanır ama hiçbir testte bir şey çıkmaz. İşte o zaman anlamalıyız: beden bir şey söylemeye çalışıyordur. “Ben bu duyguyu daha fazla taşıyamıyorum.”

Psikolojide buna psikosomatik belirtiler deriz; yani bastırılmış duyguların bedensel bir yoldan kendini ifade etmesi. Çünkü insan yalnızca zihinsel bir varlık değildir; hissettiği her şey bedende de iz bırakır. Üzüntüyle omuzlarımız çöker, korkuyla kaslarımız gerilir, öfkeyle çenemizi sıkarız. Zihin duyguyu bastırdığında, beden o duygunun sözcüsü olur.

Terapi odasında sık sık duyarım:
“Sebepsiz yere kalbim çarpıyor.”
“Midemde taş var gibi hissediyorum.”
“Sürekli başım ağrıyor ama doktorlar hiçbir şey bulamadı.”
Oysa bu semptomlar çoğu zaman duyguların bedene sızma hâlidir. Yani anlatılmayan hikâyenin başka bir dilden konuşmaya başlaması.

Çünkü bastırılan hiçbir duygu yok olmaz; sadece yön değiştirir. İfade edilmeyen öfke mideyi yakar, söylenemeyen söz boğaza düğümlenir, yutulan gözyaşları zamanla bedende ağırlığa dönüşür. Ruh sıkıştığında, beden yüklenir.

Biz çoğu zaman “güçlü durmayı” yanlış anlarız. Duygularımızı bastırmayı olgunluk zannederiz. Ama bastırmak güç değil, yorgunluktur. Zamanla o yorgunluk bedene yerleşir. Ve vücut, kelimelerle anlatamadığımız her şeyi sessizce anlatmaya başlar.

İyileşmenin yolu, o sessizliği duymaktan geçer. “Ben bu hissi neden bastırıyorum?” diye sormak, bedenin mesajını anlamaktır. Çünkü fark etmek, iyileşmenin ilk adımıdır. Her bastırılmış duygu, kabul edilmeyi bekler. Kabul edilen duygu ise artık zarar vermez; akmaya başlar.

Bedenimiz bize zarar vermek için değil, bizi korumak için konuşur. Her ağrı bir çağrıdır. Ve çoğu zaman ihtiyacımız olan şey, biraz yavaşlamak, biraz dinlemek, biraz hissetmektir. Belki de gerçekten “hastalık” dediğimiz şey, bedenden çok ruhun yorgunluğudur.

Unutma; bazı ağrılar ilaçla değil, farkındalıkla geçer. Çünkü bastırılan duygular gerçekten vücutta konuşur. Ve bazen iyileşmenin ilk adımı, sadece duymayı seçmektir. Sustukların seni yorar, söylediklerin değil.