“Dikkatini Topla” Demek Yetmez: Yetişkinlikte DEHB ile Yaşamak

ENİSE SUDE ÇİFTÇİ

10-04-2026 11:46

Bazı cümleler vardır; iyi niyetle söylenir ama yıllarca bir yük gibi taşınır.
“Biraz dikkatini topla.”

Bu cümle, çoğu insan için basit bir uyarıdır. Ama bazıları için, hayat boyu duyulan ve hiçbir zaman tam karşılığı bulunamayan bir beklentidir.
Çünkü herkes dikkatini aynı şekilde toplayamaz.
Ve herkesin zihni, aynı yerden başlamaz.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu uzun yıllar boyunca çocuklukla sınırlı bir mesele gibi ele alındı. Sınıfta yerinde duramayan, söz kesen, hareketli çocuklar… Tanı bu görüntünün içine yerleştirildi. Oysa o çocuklar büyüdü, hayatın içine karıştı ve çoğu zaman anlaşılmadan yetişkinliğe ulaştı.

Yetişkinlikte DEHB, dışarıdan bakıldığında kolay fark edilen bir tablo değildir. Gürültülü değildir, taşkın değildir. Daha çok içsel bir karmaşa olarak kendini gösterir. Zihnin aynı anda birçok şeye yönelmesi ama hiçbirinde kalamaması… Başlanamayan işler, ertelenen sorumluluklar, sürekli yarım kalan planlar.

Bir işe başlamak için saatlerce zihinsel hazırlık yapmak, ama yine de başlayamamak…
Basit görünen bir görevin günün en zor işi haline gelmesi…
Zamanın ya hiç yetmemesi ya da nasıl geçtiğinin fark edilmemesi…

Bu durum çoğu zaman yanlış okunur.
Sorun dikkat değilmiş gibi, mesele karaktermiş gibi: 
“Biraz daha disiplinli olsan…”
“Aslında istesen yaparsın…”
Bu cümleler iyi niyetlidir ama yetersizdir. Çünkü burada eksik olan çoğu zaman istek değil; planlama, başlama ve sürdürme becerilerini kapsayan yürütücü işlevlerin düzenlenmesidir. Dışarıdan “basit” görünen bu süreçler, bazı zihinler için başlı başına bir mücadeledir.

Üstelik bu mücadele, yalnızca üretkenlikle sınırlı değildir. Günlük hayatın en basit akışında bile kendini hissettirir.
Bir mesajı zamanında cevaplayamamak, küçük bir işi gereğinden fazla büyütmek, zihinde sürekli açık kalan “yapılacaklar listesi” ile dinlenememek gibi bir çok şeyin sebebi aslında dikkat eksikliğidir.

Oysa birçok yetişkin için yaşanan şey, isteksizlik değil; organize olamama, başlayamama ve sürdürememe halidir. Ne yapması gerektiğini bilip yapamamak, belki de bu deneyimin en yorucu tarafıdır.
“Yapabileceğimi biliyorum ama yapamıyorum.”
Bu cümle, tembelliğin değil; zihinsel bir sıkışmışlığın ifadesidir.

Zamanla bu durum yalnızca iş hayatını değil, kişinin kendine bakışını da dönüştürür. Sürekli ertelenen işler, unutulan detaylar ve kaçırılan fırsatlar; bireyin kendi yeterliliğini sorgulamasına neden olur. Kişi, yaşadığı güçlüğü anlamlandırmak yerine kendini suçlamaya başlar.

Ve belki de en yıpratıcı olan süreç burada başlar:
Kişi, yaşadığı nöropsikolojik farklılığı bir “kişilik kusuru” sanmaya başlar.

İlişkiler de bu görünmeyen yükten etkilenir.
Geciken cevaplar, unutulan planlar, yarım kalan sohbetler…
Karşı taraf için ilgisizlik gibi görünen pek çok şey, aslında zihnin düzen kurmakta zorlanmasının bir sonucudur. Anlaşılmamak, zamanla yalnızlaşmayı da beraberinde getirir.

Belki de en zor olanı şudur:
DEHB’li yetişkinler çoğu zaman daha az değil, daha fazla çaba harcar. Ama bu çaba, dağınık bir zihin içinde yön bulmakta zorlanır.

Ve belki de tam bu noktada sormamız gereken soru şudur:
Herkesin aynı şekilde çalıştığı bir dünyada mı yaşıyoruz, yoksa sadece öyle olması gerektiğine mi inanıyoruz?

Bu yüzden çözüm, “biraz daha gayret et” demek değildir. Çünkü mesele çaba eksikliği değil, çabanın nasıl organize edileceğinin bilinmemesidir.

Yetişkinlikte DEHB’yi anlamak, yalnızca bir tanıyı kabul etmek değildir. Aynı zamanda yıllarca yanlış anlaşılmış bir deneyimi yeniden adlandırmaktır. Kişinin kendine bakışını yeniden kurabilmesi, çoğu zaman bu farkındalıkla başlar.

Çünkü bazı insanlar toparlanamıyordur diye değil,
kimse onların nasıl toparlanacağını hiç anlatmadığı için dağınık kalıyordur.

DİĞER YAZILARI Yas Tutmak Değil, Yasla Yaşamak 01-01-1970 03:00 Yaramaz Değil, Anlaşılmayı Bekliyor: Çocuklarda Hiperaktivite 01-01-1970 03:00 Çocuk mu ayrılamıyor, yoksa ebeveyn mi bırakamıyor? 01-01-1970 03:00 Onaylanma İhtiyacı: Neden Sürekli Takdir Bekliyoruz? 01-01-1970 03:00 İnsan En Çok Kendi Hikâyesine İnanır 01-01-1970 03:00 Ağlamak Üzerine Konuşmamız Gereken Şeyler Var 01-01-1970 03:00 Kendi Yolumuza Çelme Takmak 01-01-1970 03:00 Duyguların Taştığı Anlar: Tetiklenme Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Aile ile Çatışmalar Neden Ergenlikte Zirveye Çıkar? 01-01-1970 03:00 Neden Bazı İnsanlar Eleştiriyi Kaldıramaz? 01-01-1970 03:00 “Bir Şeyim Var Gibi Hissediyorum” 01-01-1970 03:00 Sustuklarımızın Bedeli: Ağrı 01-01-1970 03:00 Gerçeği Gizlemek mi, Korunmak mı? 01-01-1970 03:00 Ailenin Sessiz Rollerinde Kaybolmak: Bir Annenin Suskunluğu, Bir Babanın Öfkesi 01-01-1970 03:00 Bağlanma Tarzı: Hayatımızın Sessiz Yöneticisi 01-01-1970 03:00 Unutmayı Öğrenmek: Hafızanın Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Aileden Bize Kalanlar: Kuşaklararası Aktarım 01-01-1970 03:00 Kendi Kendimizin En Büyük Eleştirmeni Olmak 01-01-1970 03:00 Kaybettiğimiz Şeylerin Ardından 01-01-1970 03:00 Kaygı mı, Önsezi mi? Zihnimizin Bize Oyunları 01-01-1970 03:00 Küller Arasından Umudu Yeşertmek 01-01-1970 03:00 Kendi Kendinin Psikoloğu Olmak: Ne Kadar Mümkün? 01-01-1970 03:00 ’Çocuklar Neden Öfke Nöbeti Geçirir?” 01-01-1970 03:00 Duygularımın Dengesi Neden Bu Kadar Kırılgan? 01-01-1970 03:00 Benim Hayatım Ama Sizin Sesiniz 01-01-1970 03:00 KALBİM SEVDİYSE NEDEN YETMEDİ ? 01-01-1970 03:00 Otomatik Pilottan Uyanmak: Kendini Bulmaya Doğru İlk Adım 01-01-1970 03:00 ÇOCUĞUM SIKILIYOR DİYE KORKMAYIN: SIKILMAK GELİŞİMİN BİR PARÇASIDIR 01-01-1970 03:00 Güzelliğin Bedeli: Toplumun Aynasında Kadın Olmak 01-01-1970 03:00 BU DÖNGÜ NEDEN BİTMİYOR? 01-01-1970 03:00 Her Şey Kontrolüm Altında Mı? 01-01-1970 03:00 Her Şeyim Var Ama Bir Şey Eksik 01-01-1970 03:00 Ailemizle Büyümeye Devam Etmek: Yetişkinlikte Aile İlişkilerinin Evrimi 01-01-1970 03:00 Her Şeyi Bilen Çocuklar, Hislerini Bil(e)meyen Yetişkinler 01-01-1970 03:00 “Kimse Seni Kurtarmayacak” 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEYEN AMA YORULAN KADINLAR 01-01-1970 03:00 Günlük Hayatta Mindfulness: Anda Kalmak Neden Bu Kadar Zor? 01-01-1970 03:00 Yarın Başlarım: Ertelemenin Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Kendini Sevmek mi, Bencillik mi? 01-01-1970 03:00 Geçmişin Yükü: Travmalarımız Bugünümüzü Nasıl Etkiliyor? 01-01-1970 03:00 Toplumsal Olaylar ve Psikolojik Dayanıklılık: Duygularımızı Nasıl Yönetebiliriz? 01-01-1970 03:00 Mutluluk Zorunluluğu: Sürekli İyi Hissetmek Zorunda Mıyız? 01-01-1970 03:00 Bu Yorgunluk Uykuyla Geçmez: Ruhun Tükendiğinde Ne Yapmalısın? 01-01-1970 03:00 Hayatın Koşuşturmasında Sakin Kalmanın Yolları : Kaygı ve Stres Yönetimi 01-01-1970 03:00