Gerçeği Gizlemek mi, Korunmak mı?

ENİSE SUDE ÇİFTÇİ

13-10-2025 22:59

Yalan çoğu zaman “kötülük” olarak görülür. Ama insan davranışını biraz yakından incelediğimizde, yalanın aslında bir savunma biçimi olduğunu fark ederiz. Kimi zaman bir çocuğun “Ben yapmadım” derkenki telaşında, kimi zaman yetişkin birinin “İyiyim” derkenki yorgun gülümsemesinde yatar bu savunma. Gerçeği gizlemek, çoğu zaman korunmakla ilgilidir.

Hepimiz bir şekilde gerçeği bükmüşüzdür. Çünkü dürüstlük, sadece “doğruyu söylemek” değildir; bazen karşımızdakinin o doğruluğa hazır olup olmadığını da hesaba katmaktır. İnsan, içgüdüsel olarak kabul görmeye, sevilmeye, dışlanmamaya ihtiyaç duyar. Ve bazen bu ihtiyaç, gerçeğin önüne geçer.
Kabul edilmemekten korktuğumuzda, bir yalanın gölgesine sığınırız. Kırılmaktan, yargılanmaktan ya da terk edilmekten korktuğumuzda, sessizce gerçeği gizleriz. Çünkü yalan, o an için daha güvenli görünür.

Ama işte tam da o anda, yavaş yavaş kendimizden uzaklaşmaya başlarız.
Söylediğimiz her yalan, içimizdeki bir parçayı susturur. “Ben aslında böyle değilim,” diyemez oluruz.
Ve zamanla, rol yaptığımız kişiye dönüşürüz.
Yalan, yalnızca bir gerçeği gizlemez; kişiliğimizin sınırlarını da bulanıklaştırır.

Bir yandan da, dürüstlüğün kolay olmadığını da kabul etmek gerekir. Gerçeği söylemek cesaret ister. Çünkü gerçek, çoğu zaman konfor alanımızı sarsar. “Bunu söylersem ne düşünür?” kaygısı, “Beni sever mi?” korkusuyla birleştiğinde, kişi sessizleşir.
Psikolojide bu noktada kaçınma davranışı devreye girer. Yani birey, potansiyel bir olumsuz duyguyla karşılaşmamak için gerçeği gizlemeyi tercih eder.
Kısacası, her yalanın arkasında bir korku vardır: reddedilme, suçluluk, kaybetme ya da utanma korkusu.

Ancak şu da bir gerçek: Yalan, bizi kısa vadede korusa da uzun vadede yalnızlaştırır.
Kendimizi korurken, aslında içsel bağlarımızı zedeleriz. Gerçeği gizledikçe ilişkiler yüzeyleşir; kimse kimseyi tam olarak tanıyamaz.
Bir noktada, karşımızdaki insanın bizi sevdiğinden emin olamayız — çünkü sevilen halimiz, gerçeğimiz değildir.

Belki de yalan söylemenin ardındaki asıl sebep, gerçeği saklama isteği değil, kabul edilme özlemidir.
İnsan, yalanın ardına saklanırken çoğu zaman kötü biri olmaya çalışmaz; sadece sevilmeye, anlaşılmaya, onaylanmaya çalışır.
Ama unuturuz: Gerçek gizlendiğinde, bağlarımız da sahteleşir.

Bir gün fark ederiz ki, en çok kendimizi kandırmışız.
Karşımızdakinin bizi sevmesini isterken, kendimize yabancılaşmışız.
Ve o noktada yalan, koruyucu bir kalkan olmaktan çıkar; içimizi yavaş yavaş tüketen bir sessizliğe dönüşür.

Kendimizi korumak istememiz anlaşılırdır. Ama bazen korunmak değil, görülmek iyileştirir bizi.
Gerçeği söylemek, her zaman kolay değildir; ama en azından içimizdeki çocuk o an sessiz kalmaz.
Ve belki de en çok, o sessizliği susturmadığımızda özgürleşiriz.

DİĞER YAZILARI Mükemmel Anne Baba Olmak Zorunda mıyız? 01-01-1970 03:00 “Dikkatini Topla” Demek Yetmez: Yetişkinlikte DEHB ile Yaşamak 01-01-1970 03:00 Yas Tutmak Değil, Yasla Yaşamak 01-01-1970 03:00 Yaramaz Değil, Anlaşılmayı Bekliyor: Çocuklarda Hiperaktivite 01-01-1970 03:00 Çocuk mu ayrılamıyor, yoksa ebeveyn mi bırakamıyor? 01-01-1970 03:00 Onaylanma İhtiyacı: Neden Sürekli Takdir Bekliyoruz? 01-01-1970 03:00 İnsan En Çok Kendi Hikâyesine İnanır 01-01-1970 03:00 Ağlamak Üzerine Konuşmamız Gereken Şeyler Var 01-01-1970 03:00 Kendi Yolumuza Çelme Takmak 01-01-1970 03:00 Duyguların Taştığı Anlar: Tetiklenme Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Aile ile Çatışmalar Neden Ergenlikte Zirveye Çıkar? 01-01-1970 03:00 Neden Bazı İnsanlar Eleştiriyi Kaldıramaz? 01-01-1970 03:00 “Bir Şeyim Var Gibi Hissediyorum” 01-01-1970 03:00 Sustuklarımızın Bedeli: Ağrı 01-01-1970 03:00 Ailenin Sessiz Rollerinde Kaybolmak: Bir Annenin Suskunluğu, Bir Babanın Öfkesi 01-01-1970 03:00 Bağlanma Tarzı: Hayatımızın Sessiz Yöneticisi 01-01-1970 03:00 Unutmayı Öğrenmek: Hafızanın Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Aileden Bize Kalanlar: Kuşaklararası Aktarım 01-01-1970 03:00 Kendi Kendimizin En Büyük Eleştirmeni Olmak 01-01-1970 03:00 Kaybettiğimiz Şeylerin Ardından 01-01-1970 03:00 Kaygı mı, Önsezi mi? Zihnimizin Bize Oyunları 01-01-1970 03:00 Küller Arasından Umudu Yeşertmek 01-01-1970 03:00 Kendi Kendinin Psikoloğu Olmak: Ne Kadar Mümkün? 01-01-1970 03:00 ’Çocuklar Neden Öfke Nöbeti Geçirir?” 01-01-1970 03:00 Duygularımın Dengesi Neden Bu Kadar Kırılgan? 01-01-1970 03:00 Benim Hayatım Ama Sizin Sesiniz 01-01-1970 03:00 KALBİM SEVDİYSE NEDEN YETMEDİ ? 01-01-1970 03:00 Otomatik Pilottan Uyanmak: Kendini Bulmaya Doğru İlk Adım 01-01-1970 03:00 ÇOCUĞUM SIKILIYOR DİYE KORKMAYIN: SIKILMAK GELİŞİMİN BİR PARÇASIDIR 01-01-1970 03:00 Güzelliğin Bedeli: Toplumun Aynasında Kadın Olmak 01-01-1970 03:00 BU DÖNGÜ NEDEN BİTMİYOR? 01-01-1970 03:00 Her Şey Kontrolüm Altında Mı? 01-01-1970 03:00 Her Şeyim Var Ama Bir Şey Eksik 01-01-1970 03:00 Ailemizle Büyümeye Devam Etmek: Yetişkinlikte Aile İlişkilerinin Evrimi 01-01-1970 03:00 Her Şeyi Bilen Çocuklar, Hislerini Bil(e)meyen Yetişkinler 01-01-1970 03:00 “Kimse Seni Kurtarmayacak” 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEYEN AMA YORULAN KADINLAR 01-01-1970 03:00 Günlük Hayatta Mindfulness: Anda Kalmak Neden Bu Kadar Zor? 01-01-1970 03:00 Yarın Başlarım: Ertelemenin Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Kendini Sevmek mi, Bencillik mi? 01-01-1970 03:00 Geçmişin Yükü: Travmalarımız Bugünümüzü Nasıl Etkiliyor? 01-01-1970 03:00 Toplumsal Olaylar ve Psikolojik Dayanıklılık: Duygularımızı Nasıl Yönetebiliriz? 01-01-1970 03:00 Mutluluk Zorunluluğu: Sürekli İyi Hissetmek Zorunda Mıyız? 01-01-1970 03:00 Bu Yorgunluk Uykuyla Geçmez: Ruhun Tükendiğinde Ne Yapmalısın? 01-01-1970 03:00 Hayatın Koşuşturmasında Sakin Kalmanın Yolları : Kaygı ve Stres Yönetimi 01-01-1970 03:00