Yaramaz Değil, Anlaşılmayı Bekliyor: Çocuklarda Hiperaktivite

ENİSE SUDE ÇİFTÇİ

23-03-2026 00:11

Sınıfta yerinde duramayan, sürekli konuşan, söz kesen, eşyalarını sık sık kaybeden bir çocuk…
Ödev başına oturduğunda birkaç dakika içinde dikkati dağılan, bir işi bitirmeden diğerine geçen bir çocuk…

Çoğu zaman bu çocuklar için ilk söylenen şey şudur:
“Çok yaramaz.”

Peki gerçekten öyle mi?

Çocuklarda hiperaktivite, yani dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çoğu zaman davranış problemi olarak değerlendirilir. Oysa bu durum, çocuğun isteyerek yaptığı bir “yaramazlık” değil; nörogelişimsel bir farklılığın dışa yansımasıdır. Bu çocuklar istemedikleri için değil, yapamadıkları için yerinde duramazlar.

Sorun kuralları bilmemeleri değildir.
Sorun, bildikleri kuralları sürdürebilme becerisinde zorlanmalarıdır.

Bu nedenle hiperaktif çocuklar sık sık aynı döngüyü yaşar: Kuralları bilir ama uygulayamaz, dikkatini vermek ister ama sürdüremez, başladığı işi tamamlamakta zorlanır. Her başarısızlık deneyimi ise çocuğun iç dünyasında bir iz bırakır ve zamanla şu inanca dönüşür: “Ben yapamıyorum.”

İşte bu noktada, yanlış etiketlemeler devreye girer.
“Yaramaz”, “şımarık”, “söz dinlemiyor” gibi ifadeler, çocuğun davranışını açıklamaz; yalnızca onu daha da yalnızlaştırır. Çünkü çocuk bir süre sonra sadece davranışlarıyla değil, kimliğiyle yargılandığını hisseder.

Oysa bu çocuklar çoğu zaman düşündüğümüzden daha hassastır. Sık eleştirildikleri için özgüvenleri zedelenebilir, kolay hayal kırıklığı yaşayabilirler. Dışarıdan görülen hareketlilik, çoğu zaman iç dünyadaki yetersizlik hissinin bir yansımasıdır.

Bu nedenle hiperaktiviteyi bir “terbiye sorunu” olarak görmek, hem çocuğa hem de aileye haksızlıktır. Bu durum, doğru yaklaşımla desteklenmesi gereken bir gelişimsel farklılıktır.

Peki ne yapılmalı?

Öncelikle çocuğu değiştirmeye çalışmak yerine onu anlamaya çalışmak gerekir. Uzun ve karmaşık uyarılar yerine kısa ve net yönergeler vermek, günlük rutinler oluşturmak, küçük başarıları fark edip pekiştirmek ve sabırlı bir tutum sergilemek bu süreçte oldukça önemlidir.

Aynı zamanda çocuğun sadece zorlandığı alanlara değil, güçlü yönlerine de odaklanmak gerekir. Çünkü her çocuk, doğru koşullar sağlandığında kendi potansiyelini ortaya koyabilir. Gerekli durumlarda bir uzmandan destek almak ise sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.

Unutulmaması gereken önemli bir nokta var:
Her hareketli çocuk hiperaktif değildir, ancak her hiperaktif çocuk yanlış anlaşılmaya çok açıktır.

Bazen bir çocuğun ihtiyacı olan şey daha fazla kural değil,
daha fazla uyarı değil,
daha fazla disiplin de değildir…

Daha fazla anlaşılmaktır.

Çünkü anlaşılmayan her çocuk, bir süre sonra kendini anlatmaktan vazgeçer.

DİĞER YAZILARI Mükemmel Anne Baba Olmak Zorunda mıyız? 01-01-1970 03:00 “Dikkatini Topla” Demek Yetmez: Yetişkinlikte DEHB ile Yaşamak 01-01-1970 03:00 Yas Tutmak Değil, Yasla Yaşamak 01-01-1970 03:00 Çocuk mu ayrılamıyor, yoksa ebeveyn mi bırakamıyor? 01-01-1970 03:00 Onaylanma İhtiyacı: Neden Sürekli Takdir Bekliyoruz? 01-01-1970 03:00 İnsan En Çok Kendi Hikâyesine İnanır 01-01-1970 03:00 Ağlamak Üzerine Konuşmamız Gereken Şeyler Var 01-01-1970 03:00 Kendi Yolumuza Çelme Takmak 01-01-1970 03:00 Duyguların Taştığı Anlar: Tetiklenme Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Aile ile Çatışmalar Neden Ergenlikte Zirveye Çıkar? 01-01-1970 03:00 Neden Bazı İnsanlar Eleştiriyi Kaldıramaz? 01-01-1970 03:00 “Bir Şeyim Var Gibi Hissediyorum” 01-01-1970 03:00 Sustuklarımızın Bedeli: Ağrı 01-01-1970 03:00 Gerçeği Gizlemek mi, Korunmak mı? 01-01-1970 03:00 Ailenin Sessiz Rollerinde Kaybolmak: Bir Annenin Suskunluğu, Bir Babanın Öfkesi 01-01-1970 03:00 Bağlanma Tarzı: Hayatımızın Sessiz Yöneticisi 01-01-1970 03:00 Unutmayı Öğrenmek: Hafızanın Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Aileden Bize Kalanlar: Kuşaklararası Aktarım 01-01-1970 03:00 Kendi Kendimizin En Büyük Eleştirmeni Olmak 01-01-1970 03:00 Kaybettiğimiz Şeylerin Ardından 01-01-1970 03:00 Kaygı mı, Önsezi mi? Zihnimizin Bize Oyunları 01-01-1970 03:00 Küller Arasından Umudu Yeşertmek 01-01-1970 03:00 Kendi Kendinin Psikoloğu Olmak: Ne Kadar Mümkün? 01-01-1970 03:00 ’Çocuklar Neden Öfke Nöbeti Geçirir?” 01-01-1970 03:00 Duygularımın Dengesi Neden Bu Kadar Kırılgan? 01-01-1970 03:00 Benim Hayatım Ama Sizin Sesiniz 01-01-1970 03:00 KALBİM SEVDİYSE NEDEN YETMEDİ ? 01-01-1970 03:00 Otomatik Pilottan Uyanmak: Kendini Bulmaya Doğru İlk Adım 01-01-1970 03:00 ÇOCUĞUM SIKILIYOR DİYE KORKMAYIN: SIKILMAK GELİŞİMİN BİR PARÇASIDIR 01-01-1970 03:00 Güzelliğin Bedeli: Toplumun Aynasında Kadın Olmak 01-01-1970 03:00 BU DÖNGÜ NEDEN BİTMİYOR? 01-01-1970 03:00 Her Şey Kontrolüm Altında Mı? 01-01-1970 03:00 Her Şeyim Var Ama Bir Şey Eksik 01-01-1970 03:00 Ailemizle Büyümeye Devam Etmek: Yetişkinlikte Aile İlişkilerinin Evrimi 01-01-1970 03:00 Her Şeyi Bilen Çocuklar, Hislerini Bil(e)meyen Yetişkinler 01-01-1970 03:00 “Kimse Seni Kurtarmayacak” 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEYEN AMA YORULAN KADINLAR 01-01-1970 03:00 Günlük Hayatta Mindfulness: Anda Kalmak Neden Bu Kadar Zor? 01-01-1970 03:00 Yarın Başlarım: Ertelemenin Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Kendini Sevmek mi, Bencillik mi? 01-01-1970 03:00 Geçmişin Yükü: Travmalarımız Bugünümüzü Nasıl Etkiliyor? 01-01-1970 03:00 Toplumsal Olaylar ve Psikolojik Dayanıklılık: Duygularımızı Nasıl Yönetebiliriz? 01-01-1970 03:00 Mutluluk Zorunluluğu: Sürekli İyi Hissetmek Zorunda Mıyız? 01-01-1970 03:00 Bu Yorgunluk Uykuyla Geçmez: Ruhun Tükendiğinde Ne Yapmalısın? 01-01-1970 03:00 Hayatın Koşuşturmasında Sakin Kalmanın Yolları : Kaygı ve Stres Yönetimi 01-01-1970 03:00