Bir Gelibolulu’nun Kaleminden Gelibolu’nun Şehirsel Kimliği

ORHUN CANBERK AKARCA

13-05-2025 11:27

Gelibolu… İsmini her telaffuz ettiğimde içimde derin bir yankı oluşur. Boğazın serin rüzgârını, Hamzakoy’un deniz kokusunu ve Çarşı Caddesi’nde yürürken kulağıma çalınan “selam”ları duyarım. Ben bu şehri yalnızca yaşamadım; aynı zamanda onunla büyüdüm, değiştim ve dönüştüm. Gelibolu’da doğmuş, burada okula gitmiş, asker uğurlamış, düğün görmüş birisi olarak bu şehirle bağım yalnızca coğrafi değil; aynı zamanda duygusaldır. Bu yazıda, bir Gelibolulu olarak şehrimin tarihsel, coğrafi ve sosyo-kültürel dokusunu kendi bakış açımdan sizlere aktarmak istiyorum. Çünkü Gelibolu sadece bir coğrafya değil, yaşayan, nefes alan bir tarihtir benim için.

Gelibolu, yalnızca Çanakkale Boğazı’nın Marmara’ya açıldığı noktada yer alan bir ilçe değildir; aynı zamanda geçmişin tanığı, denizci bir medeniyetin, Osmanlı’nın deniz üssü, sürgünlerin durağı, göçlerin geçididir. M.Ö. 12. yüzyıla dayanan tarihiyle bu topraklar, Critote ve ardından Kallipolis ismiyle anılmış, zamanla Gallipoli olarak evrilmiş ve en nihayetinde Gelibolu adını almıştır. Osmanlı’nın Rumeli’ye geçiş üssü, donanmanın kalbi ve sonrasında da bir vilayet merkezi olan Gelibolu, 1926’da bugünkü idari yapısına kavuşmuştur. Tarih boyunca birçok kez el değiştirmiş, bombalanmış, işgal görmüş ama her defasında kendi küllerinden doğmayı başarmıştır. Gelibolu’nun tarihi, bir ulusun yeniden doğuşunun aynası gibidir.

Coğrafi konumu nedeniyle Gelibolu, tarih boyunca stratejik önem taşımıştır. Marmara ile Ege'yi birbirine bağlayan bu dar kıyı şeridi, sadece askerî değil ticari ve kültürel anlamda da önem arz etmiştir. Bugün sahilde yürürken gözünüze çarpan küçük tekneler ve balıkçı barınakları, bir zamanların Osmanlı donanmasının izlerini taşır. Korudağ eteklerinden Saros Körfezi’ne uzanan doğal yapısıyla Gelibolu, hem yaşanabilir hem de savunulabilir bir kent olmuştur. Bu yönüyle tarih boyunca pek çok milletin iştahını kabartmış, bir o kadar da direnişin simgesi olmuştur.

Nüfus yapısındaki çeşitlilik, Gelibolu’yu farklı kılar. Bir zamanlar Rum, Yahudi, Ermeni mahallelerinde ayrı ayrı yaşayan insanlar, zamanla göçlerle birleşmiş, harmanlanmış ve bugünkü çok katmanlı Gelibolu toplumunu oluşturmuştur. 2. Kolordu Komutanlığı’nın burada konuşlanmasıyla birlikte askeri personel şehre yeni bir dinamik kazandırmış, memurların yerleşimiyle birlikte düzenli bir yapı oluşmuştur. Tarih boyunca hem göç alan hem göç veren bir şehir olarak, Gelibolu'nun kimliği bu hareketliliğin yansımasıdır. Balkanlardan gelen mübadiller, İç Anadolu’dan gelen işçiler, Doğu’dan gelen öğrencilerle Gelibolu, küçük bir Türkiye gibidir.

Mahalleler ise bu mozaiğin canlı parçaları gibidir. Camii Kebir’in tarihî dokusu, Alaeddin Mahallesi’nin iskele yoğunluğu, Yazıcızade Mahallesi’nin ticari hareketliliği ve Hoca Hamza’nın lojman düzeni, şehrin çok yönlü yapısını gösterir. Bu mahallelerde yalnızca binalar değil, aynı zamanda insanlar da yaşar, hatırlar ve anlatır. Her bayram sabahı cami avlusunda toplananlar, yazın sahile inip dondurma alan çocuklar, sokakta tavla oynayan emekliler, hepsi bu kentin ruhunu taşır.

Gelibolu’da şehirsel fonksiyonlar özellikle hizmet sektöründe yoğunlaşmıştır. Tarım artık eski gücünde değildir; ancak hâlâ bazı kırsal mahallelerde üretim devam eder. Sanayi düşük yoğunlukta olsa da, ticaret ve turizm şehre canlılık katmaktadır. Tarihi alanlara gelen yabancı turistler, Hamzakoy’daki yazlıkçılar ve Çanakkale Savaşları Anma Törenleri'ne katılan binlerce insan, yılın belli dönemlerinde şehri ulusal gündeme taşır. Buna karşın ulaşım altyapısında iyileştirmeler yapılması gerektiği aşikârdır. Şehirde toplu taşıma yetersiz, kırsal ile merkez arası ulaşım kopuktur.

Ben bu yazıyı bir akademik titizlikle değil, bir Gelibolulu’nun yüreğiyle yazıyorum. Gelibolu yalnızca bir yer değil; bir duygu, bir kimliktir. Her mahallesi, her sokağı, her taş evin duvarındaki yosun izleri bile anlatır bize: Biz bu şehrin sadece geçmişi değil, aynı zamanda geleceğiyiz. İstiyorum ki çocuklarımız Fener Altı’nda yürüsün, Hamzakoy’da denize girsin, eski çarşının taşlarına basarak büyüsün. Çünkü biz bu kenti sadece miras almadık; aynı zamanda emanetçisiyiz.

Kaynakça:
- Bardak, H. (2007). *Gelibolu’nun Şehirsel Fonksiyonları*, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.
- Sezgin, İ. (1998). *XV ve XVI. Asırlarda Gelibolu Kazasının Sosyal ve Ekonomik Tarihi*, Doktora Tezi, İstanbul.
- Emecan, F. (1988). “Gelibolu” maddesi, *TDV İslâm Ansiklopedisi*, 14. Cilt.
- DİE (2000). Türkiye İstatistik Kurumu verileri.
- Gelibolu Kaymakamlığı, 2005 Brifing Dosyası.

DİĞER YAZILARI Gelibolu'da Yaz Başlarken: Kalabalığın İlk İşaretleri 01-01-1970 03:00 Küçük Şehirde Değil, Küçük Düşüncede Sıkışmak 01-01-1970 03:00 Deniz Kenarında Yaşayıp Nefes Alamamak 01-01-1970 03:00 Boş Zaman mı Çok, Yoksa Hayat mı Anlamsızlaştı? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Başkenti: Değişen Gelibolu Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Burası Cennet Ama Neden Mutlu Değiliz? 01-01-1970 03:00 Bir Yarımada Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Denize Bakan Ama Denizle Konuşmayan Şehirler 01-01-1970 03:00 Küçük Kentlerde Zaman Daha mı Dürüst? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Bildiği Şeyleri İnsan Unutuyor 01-01-1970 03:00 Sessizlik Lüks mü Oldu? 01-01-1970 03:00 Tarihten Günümüze Su Yönetimi: Gelibolu’da Kaynakların Sürdürülebilirliği 01-01-1970 03:00 Turizm mi, Yaşam mı? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Unutulan Kahramanlar 01-01-1970 03:00 Geliboluda Bir Mum Işığı 01-01-1970 03:00 Kış Gelmeden: Gelibolu’da Mevsim Dönümünün Hissi – Bir Fincan Sohbetle Isınan Şehir 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizin Çekildiği Anlar: İklim Krizi ve Boğaz Ekolojisi 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sofrası: Yarımadanın Yöresel Lezzetleri ve Anıları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Yangın İzleri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Sonbahar 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Edebiyattaki ve Sanattaki Yansımaları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gençlerin Gelecek Hayalleri 01-01-1970 03:00 İklim Değişikliğinin Kıyısında: Gelibolu’nun Doğası ve Geleceği 01-01-1970 03:00 Anafartalar Zaferi’nin 110. Yılı: Conkbayırı’nda Yeni Bir Hatıra 01-01-1970 03:00 Anıtlar Sessizdir Ama Konuşur: Şehitlikler Ne Anlatır? 01-01-1970 03:00 Yarımadada Yaşamak: Sessizlikle Dost, Tarihle Komşu Olmak 01-01-1970 03:00 Yarımadada Tatil: Turistin Gözünden Gelibolu 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Yaz Olmak: Sessizliğin ve Tarihin Buluştuğu Mevsim 01-01-1970 03:00 Arif Uğur Kitiş ile Edebiyatın Gizemli Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Gelibolu ile Eceabat arasındaki yemyeşil doğanın tam kalbinde, yeni bir soluk: Boğaz Camping. 01-01-1970 03:00 Çanakkale’den Yükselen Küller: Kaybedilen Alanlar ve Yeniden Doğan Ormanlar 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE SAĞLIK KURULUŞLARI VE BİR GELİBOLULU'NUN TANIKLIĞI 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Deniz Ufkunda Bu Top Sesleri Nereden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gönül Yolculuğu: “Bir değirmendir bu dünya, öğütür bir gün seni.” 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sessiz Tanıkları: Mezar Taşları ve Kitabeler 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Hazineleri: Kardia, Agora ve Paktye 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizle Büyüyen Bir Hayat: Sardalyanın, Çirozun, Lakerda'nın Şehri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Bir Yüzü: Yahudi Cemaati ve Sessiz Kültürel İzler 01-01-1970 03:00 Beyaz Gölgeler Altında Gelibolu: Tarihin Unutulmuş Misafirleri 01-01-1970 03:00 29 Mayıs 1416 Gelibolu Muharebesi 01-01-1970 03:00 Gelibolu Mevlevihane’si: Tarihin Sessiz Tanığı 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Tehdit: Otto Hersing ve U-21 01-01-1970 03:00 Boğazın Gizli Silahı: Nusret Mayın Gemisi ve Çanakkale Deniz Savaşları 01-01-1970 03:00 Rumeli’deki İlk Osmanlı Şehri: Gelibolu 01-01-1970 03:00