Ben bir Geliboluluyum. Bu topraklarda doğdum, büyüdüm. Her gün yürüdüğüm sokakların, çocukken oynadığım tepelerin, balık tuttuğum koyların altında binlerce yıllık bir tarih yattığını bilmek, insanın ruhuna farklı bir sorumluluk yüklüyor. Gelibolu, sadece Çanakkale Savaşları’yla anılmamalı. Çünkü burası, antik çağda da stratejik ve kültürel bir merkezdi. Bugün kimsenin adını bile duymadığı Kardia, Agora ve Paktye gibi şehirler, işte bu yarımadanın derinliklerinde yüzyıllardır sessizce uyuyor.
Bu yazıyı, bir tarihçi değil, bu toprakların bir evladı olarak kaleme alıyorum. Amacım; tarihin tozlu sayfalarına sıkışmış bu üç antik kenti sizlere tanıtmak ve belki bir gün yeniden hak ettikleri ilgiyi görmelerine katkı sunmak. Çünkü biz Gelibolulular olarak sadece savaşın değil, uygarlığın da mirasçılarıyız.
Kardia: Tarihin Derin Nefesi
Kardia’nın adı, çocukken ilk defa duymuştum. Yaşlı bir amca, “Evlat, burada bir zamanlar Eumenes doğmuş,” demişti. Sonradan öğrendim ki Eumenes, Büyük İskender’in generallerinden biriymiş. Meğer doğup büyüdüğüm yer, bir zamanlar böylesine büyük bir ismi yetiştirmiş. Kardia, Militos ve Thasos’tan gelen kolonistler tarafından kurulmuş. O dönemde hem deniz yollarını hem de kara ticaretini kontrol edebilecek bir konumdaymış.
Bugün Kardia’nın kalıntılarına ulaşmak kolay değil. Tarla olmuş, üstü örtülmüş, birçoğu unutulmuş. Ama hâlâ bazı taşlar, kırık seramikler ve sur parçaları, geçmişin izlerini fısıldıyor. Ben bazen oraya gider, sessizce etrafı seyrederim. Rüzgârla savrulan otlar arasında yürürken sanki binlerce yıl öncesine, o kalabalık liman kentinin sokaklarına geri dönmüş gibi hissederim.
Agora: Yaşamın ve Alışverişin Kalbi
“Agora” denince aklıma hep pazar gelir. Aslında tam da bu yüzden bu kente bu isim verilmiş. Antik Yunan’da “pazar yeri” demekmiş. Ama Agora sadece alışveriş değil, aynı zamanda halkın buluştuğu, konuştuğu, kararlar aldığı yer de olmuş.
Bugünkü Gelibolu’da bu kentin izleri neredeyse kaybolmuş durumda. Tarım ve yapılaşma baskısı altında ezilmiş. Ama yapılan araştırmalarda ortaya çıkan buluntular, burada Ege ile iç içe bir hayat olduğunu gösteriyor. Metal objeler, seramikler, hepsi bir zamanlar bu sokaklarda hayat olduğunu anlatıyor. Bu hikâyeleri dinledikçe, geçmişle bugün arasında daha güçlü bir bağ kuruyorum.
Paktye: Marmara’ya Bakan Sessiz Bir Kale
Paktye, diğer iki kente göre daha az bilinir ama bir o kadar da önemlidir. Burası Marmara Denizi’ne bakan yüksek bir noktaya kurulmuş. Herodot bile yazmış bu kentten. Doğal bir savunma noktasıymış, ama aynı zamanda içinde küçük bir yaşam da varmış. Bugün o yamaçlardan denizi seyrederken, eskiden burada askerlerin nöbet tuttuğunu, çocukların koşup oynadığını hayal ederim.
Paktye’nin kalıntıları da aynı tehlike altında. Tarlalar genişliyor, yeni binalar yükseliyor, ama tarih sessizce yok oluyor. Bu yüzden bu alanların korunması gerekiyor. Sit alanı ilan edilmesi, daha fazla kazı yapılması şart. Yıllar sonra biri çıkıp, “Bak burada Paktye vardı,” diyebilsin istiyorum.
Gelibolu’nun Derin Tarihi: Sahip Çıkma Zamanı
Kardia, Agora ve Paktye... Bu isimler bugün kulağa yabancı gelse de, aslında bizim hikâyemizin bir parçası. Biz Gelibolulular olarak sadece 1915’in değil, M.Ö. 700’lerin de mirasçısıyız. Ne yazık ki bu antik şehirler yeterince tanıtılamadı. Oysa buralar sadece tarih kitaplarında kalmasın. Çocuklarımız bilsin, gençlerimiz ziyaret etsin, turistler gelip görsün. Gelibolu sadece şehitliklerle değil, binlerce yıllık geçmişiyle de anlatılsın.
Yerel yönetimlerin, üniversitelerin, hatta sıradan vatandaşların bu alanlara sahip çıkması gerekiyor. Belki de bir gün, bu üç kentin dijital sergileri yapılır, okullarda ders olarak anlatılır, ya da belgesellerde yer bulur. Kim bilir, belki biz de çocuklarımıza, “Bak burada bir zamanlar Kardia vardı,” deme şansı yakalarız.
Köklerimizi Unutmayalım
Ben Gelibolu’yu seviyorum. Sadece denizini, doğasını değil; tarihini de. Kardia’da, Agora’da, Paktye’de bir yaşam vardı. Şimdi belki sadece taşlar kaldı geriye ama bu taşların her biri bize bir şey anlatıyor. Dinlemeyi bilirsek, bizlere kim olduğumuzu fısıldıyorlar.
Gelin, bu seslere kulak verelim. Gelibolu’nun sadece savaşlarla değil, medeniyetlerle de anıldığını hatırlayalım. Bu yazı, bir Gelibolulunun çağrısıdır; geçmişimize, toprağımıza ve kültürümüze sahip çıkma çağrısı.
Kaynakça
- Öztürk, F. (2022). Gelibolu Yarımadası’nda Kurulmuş Olan Kardia, Agora, Paktye Şehirleri. Edirne: Trakya Üniversitesi Yayını. (PDF dosyası: ET002881.pdf)
- Herodot, Tarihler
- Akurgal, E. (2000). Anadolu Uygarlıkları. Ankara: TÜBİTAK Yayınları.
- Bean, G. E. (1981). Türkiye’de Arkeolojik Geziler. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Gelibolu’nun Unutulmuş Hazineleri: Kardia, Agora ve Paktye
YORUMLAR

