Ateşin Coğrafyası
Çanakkale, Türkiye'nin kuzeybatısında yer alan ve orman bakımından zengin illerinden biridir. Özellikle Marmara ve Ege bölgelerinin kesişim noktasında yer alması nedeniyle hem iklim hem de bitki örtüsü açısından geçiş özellikleri taşır. Bu nedenle ormanlar, tarım alanları ve makilik alanlar bir arada bulunur. Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’nün 2023 verilerine göre, il genelinde yaklaşık 506 bin hektar koru ormanı, 130 bin hektar baltalık ve 333 bin hektar verimli ormanlık alan bulunmaktadır. Bu alanların %31’i kızılçam, %19’u meşe, %9’u karaçam ve geri kalanı çeşitli türlerden oluşur. Yaz aylarında artan sıcaklık ve düşük nem oranları, özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında yangın riskini zirveye taşır. Buna insan ihmali de eklendiğinde, yıllar içinde birçok yangın felaketiyle karşı karşıya kalınmıştır.
Yangınlar: Miktar, Şiddet ve İstatistikler
Yangın istatistiklerine bakıldığında, Çanakkale'de her yıl ortalama 45 ila 50 arasında orman yangını çıkmaktadır. Bu yangınlar çoğunlukla küçük çaplı olsa da, özellikle kurak geçen yıllarda büyük alanların yok olduğu görülmektedir. Örneğin, 1985 yılında yaşanan büyük yangında 8 bin hektardan fazla alan yanmıştır. 1994 yılında Gelibolu’da çıkan ve 5 gün süren yangın ise 4.049 hektarlık alanı yok etmiştir.
Yangınların %80’ine yakını insan kaynaklıdır. Bu yangınların sebepleri arasında anız yakılması, yol kenarına atılan cam şişeler, sigara izmaritleri, elektrik hatları ve kasıtlı çıkarılan yangınlar yer almaktadır. Buna karşılık yıldırım düşmesi gibi doğal nedenler çok daha az bir yüzdeye sahiptir. Son yıllarda teknolojik gelişmeler sayesinde yangınlara müdahale süresi azalmış olsa da, yangının başladığı ilk saatlerin önemi büyüktür.
Ekolojik Hasar: Toprak ve Biyoçeşitlilik
Yangınların ardından orman ekosistemi sadece ağaçlardan ibaret olmadığı için ciddi zarar görmektedir. Toprak yapısında meydana gelen bozulmalar, mikroorganizmaların ölümü, besin döngüsünün kırılması ve su tutma kapasitesinin azalması en büyük sorunlar arasındadır. Lapseki ilçesi civarında yapılan bilimsel bir çalışmada, yangından iki hafta sonra topraklarda organik karbon oranının belirgin şekilde azaldığı, su geçirgenliğinin düştüğü ve tuzluluk oranının arttığı görülmüştür. Ayrıca, orman altında yaşayan birçok canlı (sürüngenler, böcekler, mantarlar) ya yangın esnasında ölmüş ya da habitatını kaybetmiştir.
Biyoçeşitliliğin azalması, uzun vadede ekolojik dengenin bozulmasına yol açar. Yangın sonrasında istilacı türlerin artması, yerli türlerin geri dönüşünü zorlaştırabilir. Ayrıca yangın, arıcılık gibi doğaya dayalı ekonomik faaliyetleri de sekteye uğratmaktadır.
Yeniden Yeşertme: 'Küllerinden Doğmak'
Orman yangınlarının ardından yürütülen ağaçlandırma ve rehabilitasyon çalışmaları büyük bir titizlikle gerçekleştirilmektedir. 1994 yılında Gelibolu’da çıkan büyük yangının ardından 13 yıl süren bir çalışma ile 4 milyon fidan toprakla buluşturulmuştur. Bu çalışmalar sırasında, yalnızca kızılçam gibi hızlı büyüyen türler değil; meşe, servi, fıstık çamı gibi daha dirençli türler de tercih edilmiştir. Ayrıca erozyonu önlemek amacıyla çeşitli çalı türleri de kullanılmıştır.
2024 yılında Ezine ilçesine bağlı Üvecik köyünde çıkan yangının ardından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın katkılarıyla 100.000 fidanlık bir hatıra ormanı oluşturulmuştur. Bu tür projeler yalnızca doğayı değil, toplumsal bilinci de yeniden canlandırmaktadır. Ağaç dikim etkinliklerine öğrenciler, kamu çalışanları ve gönüllü vatandaşlar katılmakta; doğaya karşı kolektif bir sorumluluk hissi gelişmektedir.
Yönetim, Önleme ve Toplum Katılımı
Yangın öncesi alınan tedbirler, yangın sonrası yapılan çalışmalardan çok daha etkilidir. Bu nedenle Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü, yangın sezonu boyunca hem karadan hem de havadan gözlem yapmaktadır. Gözetleme kuleleri, termal kameralar, insansız hava araçları (drone) ve hızlı müdahale ekipleri ile yangınlara ilk 15 dakika içinde müdahale edilmesi hedeflenmektedir.
Bunun yanı sıra, orman köylülerine yönelik eğitimler düzenlenmekte, çocuklara doğa sevgisi aşılanmakta, medyada kamu spotları ile bilinçlendirme yapılmaktadır. Yangın öncesi tedbirlerin başarılı olabilmesi için toplumun tüm kesimlerinin katılımı gerekmektedir. Gelibolu’da uygulamaya konulan ‘Orman Gönüllüsü’ projesi kapsamında yüzlerce vatandaş, yangın sezonunda devriye faaliyetlerine destek vermektedir.
Doğa Yeniden Başlar
Çanakkale, geçmişte birçok kez yangın felaketi yaşamış olsa da bu afetlerden ders alarak daha güçlü bir ormancılık politikası geliştirmiştir. Modern teknolojiler, bilinçli toplum ve etkili yönetim sayesinde yangınla mücadelede önemli mesafeler kat edilmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki, doğayı korumak yalnızca devletin değil; her bireyin sorumluluğudur.
Ağaç dikmek, doğayı yeniden yeşertmek, toprağa sahip çıkmak; tüm bu faaliyetler geleceğe bırakılacak en büyük miraslardan biridir. Çanakkale bu konuda bir model olabilir; yanan alanların nasıl tekrar hayat bulabileceğini tüm ülkeye gösterebilir. Sonuç olarak, külün içinden yeniden doğan doğa, bize hem umut verir hem de sorumluluklarımızı hatırlatır.







