Bir Gelibolulu olarak, tarihin bana bıraktığı bu coğrafyada yaşamanın sorumluluğunu hep içimde hissettim. Çocukluğum Gelibolu sokaklarında geçerken, evimizin penceresinden izlediğim deniz bana yalnızca mavi bir ufuk sunmazdı; her dalga bir hatırayı, her esinti bir tarihi fısıldardı. Osmanlı’nın denizlere açılan kapısı olan bu kent, yalnızca bir yerleşim değil, bir zihniyetin, bir vizyonun merkezidir. Gelibolu ve Barbaros Hayreddin Paşa’nın yollarının kesişmesi, Osmanlı’nın denizlerdeki yükselişinin başlangıç noktasıdır.

Gelibolu’nun Osmanlı’ya Katılması ve Deniz Gücünün Doğuşu

Gelibolu’nun Osmanlı tarafından 14. yüzyılda fethedilmesi, devletin Rumeli’ye açılan kapısını aralarken aynı zamanda deniz gücünü inşa edeceği temel taşlardan biri olmuştur. 1376’daki bu fetihten sonra Gelibolu, yalnızca bir kara bağlantısı değil, bir donanma üssü olarak da konumlanmış, Osmanlı’nın denizcilik serüveni burada filizlenmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in döneminde büyütülen tersane, donanmanın kalbi haline gelmiş ve buradan çıkan gemilerle hem Ege adaları hem de Akdeniz limanları kontrol altına alınmıştır. İstanbul’un fethinde bile Gelibolu’da inşa edilen gemilerin payı büyüktür. Bu nedenle, şehrimizin kıyıları yalnızca balıkçı tekneleriyle değil, tarihin en büyük fetihlerinin hazırlık sesleriyle de doludur.

Barbaros’un Gelişi: Bir İnsan, Bir Dönüm Noktası

Barbaros Hayreddin Paşa, Osmanlı deniz gücünün simgesi olmuş, yalnızca savaşlarda kazandığı zaferlerle değil, bir devletin deniz politikası vizyonunu şekillendirmesiyle de hatırlanmıştır. Midilli doğumlu bu denizci, İspanyollara karşı Kuzey Afrika kıyılarında verdiği mücadele sonrası Osmanlı'nın hizmetine girmiş, Gelibolu merkezli Cezâyir-i Bahri Sefid eyaletinin başına beylerbeyi olarak atanmıştır. Gelibolu’da yetişen Osmanlı leventleriyle kurduğu bağ, kentin stratejik ve duygusal önemini perçinlemiştir. Bu limanda, Preveze Zaferi’nin kadırgaları hazırlanmış, Akdeniz’deki Osmanlı hakimiyetinin temel direkleri buradan yükselmiştir.

Gelibolu ve Cezâyir-i Bahri Sefîd Eyaleti

Osmanlı'nın denizcilik politikasının somut karşılığı, Cezâyir-i Bahri Sefîd eyaletinin kurulmasıyla görünür hale gelir. Bu eyaletin merkezi olarak Gelibolu seçilmiş ve Akdeniz’in önemli adaları bu yapı içinde örgütlenmiştir. Barbaros’un eyaletin başına getirilmesi, Osmanlı’nın bu coğrafyada yalnızca güç değil, düzen kurma niyetini de göstermiştir. Eyalet kapsamında Gelibolu, Rodos, Midilli, Eğriboz gibi birçok ada yer almış, bunlar Osmanlı donanmasının stratejik karargahları olmuştur. Eyaletin kurulması, Osmanlı'nın denize açılan yüzünün hem idari hem de askeri bakımdan kurumsallaştığını kanıtlar.

Bir Gelibolulu Gözüyle Gelibolu’nun Ruhu

Bizler için Gelibolu sadece tarih kitaplarında okunan bir yer değildir. Her yaz ışıltısıyla Barbaros’un hatırasını anımsatan liman, her sonbahar rüzgarıyla geçmişten bir mesaj taşır. Gelibolu’da deniz yalnızca su değildir; bir kimliktir. Her sabah sahile inip çayımı içerken gözüm limana takıldığında, Barbaros’un bu sularda hüküm sürdüğünü, Osmanlı’nın bu kıyılardan dünyaya açıldığını düşünmeden edemem. Çocuklarımızı bu bilinçle büyütmeliyiz. Çünkü Gelibolu, yalnızca coğrafi bir yer değil, tarihsel bir sorumluluktur. Her sokağında, her mendireğinde bir tarihin izi vardır.

Gelibolu’yu Geleceğe Taşımak

Barbaros Hayreddin Paşa’nın Osmanlı’ya kazandırdığı yalnızca topraklar ya da deniz zaferleri değildir. O, Gelibolu’nun bir vizyonla birleştiğinde neler başarabileceğini göstermiştir. Bugün bizler, onun mirasını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarabilmekle yükümlüyüz. Gelibolu, bir zamanlar olduğu gibi yine Türkiye’nin ve dünyanın dikkatini çekecek kadar değerli bir mekândır. Tarihiyle, deniziyle, insanıyla bu kıyılar bize ait. Bu yüzden Gelibolu yalnızca geçmişin değil, geleceğin de limanıdır. Ve bizler, bu limanın bekçisiyiz. Ve son olarak Barbaros Hayreddin Paşa’nın anısına 1941-1943’te İstanbul’un Beşiktaş semtinde dikilen Barbaros Anıtı, ünlü heykelciler Ali Hadi Bara ile Zühtü Müridoğlu tarafından yapılmıştır. Heykelin arkasında Yahya Kemal Beyatlı’nın şu dizeleri yazılıdır:

Deniz ufkunda bu top sesleri nereden geliyor?

Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!

Adalar’dan mı? Tunus’dan mı, Cezayir’den mi?

Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi

Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;

O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?

Kaynakça

Feridun Bilgin, 'Mekân ve İnsan: Gelibolu ve Barbaros Hayreddin Paşa', Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, 2013.

İdris Bostan, Beylikten İmparatorluğa Osmanlı Denizciliği, İstanbul, 2007.

Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600), İstanbul, 2009.

Kâtip Çelebi, Tuhfetü’l-Kibâr fî Esfâri’l-Bihâr, (haz. Seda Çakmakçıoğlu – Çetin Şan), İstanbul, 2007.

Şerafettin Turan, 'Barbaros Hayreddin Paşa', Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 5.

Jurien de la Gravière, Doria ve Barbaros, (çev. Ayşe Meral), İstanbul, 2006.