“Bir Şeyim Var Gibi Hissediyorum”

ENİSE SUDE ÇİFTÇİ

27-10-2025 05:30

Bazı insanlar bedenlerini diğerlerinden daha fazla dinler. Bir ağrı hissettiklerinde o ağrı, yalnızca bir ağrı değildir. Bir yorgunluk, bir çarpıntı, bir karıncalanma… Hepsi zihinde yankı bulur.
Ve kısa sürede o his, bir ihtimale dönüşür: “Ya ciddi bir şeyse?”

Hastalık hastalığı, yani hipokondriyazis, tam da bu noktada başlar. Kişi bedeninde en küçük değişikliği fark eder ve bunun altında gizli bir tehlike arar. Bir ağrıyı fark ettiğinde bedeni değil, zihni harekete geçer. Hipokondrinin ( hastalık hastalığı) merkezinde aslında belirsizliğe tahammülsüzlük vardır.
“Ne olduğunu bilmemek” o kadar rahatsız edicidir ki kişi sürekli araştırır, kontrol eder, test yaptırır.
Ama ne kadar kontrol ederse etsin, kaygısı azalmaz — aksine artar.
Çünkü her araştırma, bir “ya bulursam?” ihtimalini beraberinde getirir.

Zihin, tehlikeyi önceden fark ederse korunabileceğini sanır. Ama bu koruma çabası bir noktadan sonra kişiyi hayattan uzaklaştırır.
Sürekli bedenini dinleyen, internette semptom arayan, tahlil sonuçlarını beklerken uykusuz kalan bir zihnin asıl ihtiyacı bilgi değil, güvenliktir.

Aslında hipokondriyazis, bir tür kaygı bozukluğudur.
Ve kaygının temelinde daima bir kayıp korkusu vardır:
Sağlığı kaybetmek, kontrolü kaybetmek, hayatı kaybetmek…

Zihin, belirsizliğe dayanamaz. Bir türlü susturulamayan o iç ses, bedenin her tepkisini dinlemeye başlar. Kalp biraz hızlı çarpsa, nefes hafif daralsa, baş dönse hemen kötü bir senaryo kurulur.
Kişi “ya geç kalırsam?” düşüncesiyle doktor doktor gezer, tahliller yaptırır, ama hiçbir sonuç onu rahatlatmaz. Çünkü aradığı şey bir teşhis değil, güvende hissetmektir.

Bilişsel açıdan bakıldığında, hipokondri bir kaygı döngüsüdür:
Kişi bedensel bir belirti fark eder → bunu tehdit olarak yorumlar → kaygı artar → kaygı bedensel belirtileri şiddetlendirir → kişi bunu yeni bir hastalık işareti zanneder.
Ve döngü böyle sürer…

Bu süreçte en yıpratıcı olan, kişinin kendini sürekli dinlemesidir. Birçoğu “kendimi gözlemlemeyi bırakamıyorum” der. Çünkü zihni sürekli tarama hâlindedir; kalp ritmini, nefesini, bedeninin her sinyalini izler. Aslında bu farkındalık, bir noktadan sonra hipervijilans — yani aşırı tetikte olma hâline dönüşür. Ve bu durum, bedensel semptomları daha da yoğun hissetmesine neden olur.

Bazı insanlar geçmişte ciddi bir hastalık geçirmiştir, bazıları bir yakınını sağlıkla ilgili kaybetmiştir. Bazılarıysa çocuklukta sadece hasta olduklarında fark edilmiştir. İlgi, şefkat ve yakınlık çoğu zaman “hastayken” gösterilmiştir.
Zihin bu bağlantıyı unutur ama beden unutmaz. Ve bir noktadan sonra kişi, duygusal ihtiyaçlarını bedensel belirtilerle ifade etmeye başlar.

Hastalık hastalığı yaşayan biri için “takma kafana, bir şeyin yok” demek işe yaramaz. Çünkü onun yaşadığı şey akılla değil, korkuyla ilgilidir. Her ağrı bir uyarıdır, ama çoğu zaman bu uyarı bedenden değil, ruhtan gelir.
“Artık dinlen, artık korkularınla yüzleş.” diyen sessiz bir çağrıdır bu.

Terapi süreci, bu farkındalığı yeniden kazandırır.
Kişi bedenini tehdit gibi değil, rehber gibi görmeye başlar. Korkuların arkasındaki duygulara, geçmişte bastırdığı kaygılara bakabilmeyi öğrenir. Ve yavaş yavaş, zihnindeki tehlike senaryolarının yerini sakinlik alır.

Belki de iyileşmemiz gereken yer midemiz, başımız ya da kalbimiz değildir.
Belki de, sürekli bir şey arayan, sürekli bir ihtimalden korkan o yorgun zihindir. Bazen iyileşmek, hastalığın geçmesiyle değil; korkuların sesini kısabilmekle başlar.

DİĞER YAZILARI Mükemmel Anne Baba Olmak Zorunda mıyız? 01-01-1970 03:00 “Dikkatini Topla” Demek Yetmez: Yetişkinlikte DEHB ile Yaşamak 01-01-1970 03:00 Yas Tutmak Değil, Yasla Yaşamak 01-01-1970 03:00 Yaramaz Değil, Anlaşılmayı Bekliyor: Çocuklarda Hiperaktivite 01-01-1970 03:00 Çocuk mu ayrılamıyor, yoksa ebeveyn mi bırakamıyor? 01-01-1970 03:00 Onaylanma İhtiyacı: Neden Sürekli Takdir Bekliyoruz? 01-01-1970 03:00 İnsan En Çok Kendi Hikâyesine İnanır 01-01-1970 03:00 Ağlamak Üzerine Konuşmamız Gereken Şeyler Var 01-01-1970 03:00 Kendi Yolumuza Çelme Takmak 01-01-1970 03:00 Duyguların Taştığı Anlar: Tetiklenme Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Aile ile Çatışmalar Neden Ergenlikte Zirveye Çıkar? 01-01-1970 03:00 Neden Bazı İnsanlar Eleştiriyi Kaldıramaz? 01-01-1970 03:00 Sustuklarımızın Bedeli: Ağrı 01-01-1970 03:00 Gerçeği Gizlemek mi, Korunmak mı? 01-01-1970 03:00 Ailenin Sessiz Rollerinde Kaybolmak: Bir Annenin Suskunluğu, Bir Babanın Öfkesi 01-01-1970 03:00 Bağlanma Tarzı: Hayatımızın Sessiz Yöneticisi 01-01-1970 03:00 Unutmayı Öğrenmek: Hafızanın Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Aileden Bize Kalanlar: Kuşaklararası Aktarım 01-01-1970 03:00 Kendi Kendimizin En Büyük Eleştirmeni Olmak 01-01-1970 03:00 Kaybettiğimiz Şeylerin Ardından 01-01-1970 03:00 Kaygı mı, Önsezi mi? Zihnimizin Bize Oyunları 01-01-1970 03:00 Küller Arasından Umudu Yeşertmek 01-01-1970 03:00 Kendi Kendinin Psikoloğu Olmak: Ne Kadar Mümkün? 01-01-1970 03:00 ’Çocuklar Neden Öfke Nöbeti Geçirir?” 01-01-1970 03:00 Duygularımın Dengesi Neden Bu Kadar Kırılgan? 01-01-1970 03:00 Benim Hayatım Ama Sizin Sesiniz 01-01-1970 03:00 KALBİM SEVDİYSE NEDEN YETMEDİ ? 01-01-1970 03:00 Otomatik Pilottan Uyanmak: Kendini Bulmaya Doğru İlk Adım 01-01-1970 03:00 ÇOCUĞUM SIKILIYOR DİYE KORKMAYIN: SIKILMAK GELİŞİMİN BİR PARÇASIDIR 01-01-1970 03:00 Güzelliğin Bedeli: Toplumun Aynasında Kadın Olmak 01-01-1970 03:00 BU DÖNGÜ NEDEN BİTMİYOR? 01-01-1970 03:00 Her Şey Kontrolüm Altında Mı? 01-01-1970 03:00 Her Şeyim Var Ama Bir Şey Eksik 01-01-1970 03:00 Ailemizle Büyümeye Devam Etmek: Yetişkinlikte Aile İlişkilerinin Evrimi 01-01-1970 03:00 Her Şeyi Bilen Çocuklar, Hislerini Bil(e)meyen Yetişkinler 01-01-1970 03:00 “Kimse Seni Kurtarmayacak” 01-01-1970 03:00 GÜLÜMSEYEN AMA YORULAN KADINLAR 01-01-1970 03:00 Günlük Hayatta Mindfulness: Anda Kalmak Neden Bu Kadar Zor? 01-01-1970 03:00 Yarın Başlarım: Ertelemenin Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Kendini Sevmek mi, Bencillik mi? 01-01-1970 03:00 Geçmişin Yükü: Travmalarımız Bugünümüzü Nasıl Etkiliyor? 01-01-1970 03:00 Toplumsal Olaylar ve Psikolojik Dayanıklılık: Duygularımızı Nasıl Yönetebiliriz? 01-01-1970 03:00 Mutluluk Zorunluluğu: Sürekli İyi Hissetmek Zorunda Mıyız? 01-01-1970 03:00 Bu Yorgunluk Uykuyla Geçmez: Ruhun Tükendiğinde Ne Yapmalısın? 01-01-1970 03:00 Hayatın Koşuşturmasında Sakin Kalmanın Yolları : Kaygı ve Stres Yönetimi 01-01-1970 03:00