Davranış döngülerimiz ve bilinçdışı tekrarlar üzerine bir yolculuk
Geçen gün bir danışanım seansta şöyle dedi:
“Biliyorum, yine aynı hataya düşeceğim ama elimde değil… Sanki o an gözüm hiçbir şeyi görmüyor.”
Bu cümle, o kadar çok insandan duyduğum bir ifade ki… Eminim ki siz de hayatınızda en az bir kere aynı düşünceyle baş başa kaldınız. Aynı kişiyle tekrar iletişime geçmek, hep benzer türde insanlara yönelmek, pişman olunacağını bile bile bir davranışı tekrarlamak… Peki neden?
Aslında bu durum “bir hata” yapmaktan çok, bir döngüye sıkışıp kalmakla ilgilidir. Zihnimiz, çoğu zaman geçmişte öğrendiği yolları tekrar eder. Çünkü tanıdık olan, çoğu zaman güvenli gelir. Hatta bu tanıdıklık bize acı bile verse… Bilinçdışı düzeyde şu düşünce çalışır: “Bunu daha önce yaşadım, sonucu kötü de olsa biliyorum. Yeni olan ise belirsiz.” İşte insan zihni, çoğu zaman kötü ama tanıdık olanı, iyi ama belirsiz olana tercih eder.
Bir diğer önemli nokta ise çocuklukta gelişen baş etme yollarımızdır. Eğer bir çocuk olarak sevgi görmek için susmam, kendimi geri plana atmam, ya da başkalarını memnun etmem gerekiyorsa; büyüdüğümüzde de benzer durumlarda aynı yolu izlemeye eğilim gösteririz. Yani çocukken geliştirdiğimiz bazı stratejiler, yetişkinliğimizde artık işe yaramasa da otomatikleşmiştir. Bu da bizi hep aynı tür ilişkilerde, aynı kırılmalarda, aynı yalnızlıklarda bulur.
Freud’un “tekrarlama zorlantısı” adını verdiği bir kavram vardır. Kişi, geçmişte çözülmemiş bir travmatik deneyimi farklı sahnelerde yeniden ve yeniden yaşar; sanki içten içe bu sefer sonucun değişeceğine inanır. Ama eğer farkındalık gelişmezse, sonuç değişmez — sadece kişiler ve ortamlar değişir.
Peki bu döngü nasıl kırılır?
Her şeyden önce fark etmek… Kendinizi aynı hikâyenin içinde tekrar bulduğunuzda, durup kendinize şu soruyu sorun:
“Bu durum bana neyi hatırlatıyor?”
Bu kişi, bu duygu, bu tepki… Hayatımda daha önce kime ya da neye benziyor?
Ve bir diğer önemli adım, kendinize kızmak yerine merakla yaklaşmak. “Ben neden böyle yapıyorum?” sorusunu yargılamak için değil, anlamak için sormak. Çünkü kişi anladığında, değiştirme gücünü de yavaş yavaş eline alır. Terapi bu noktada çok etkili bir yolculuktur. Aynı döngüleri dışarıdan biriyle birlikte fark etmek, çoğu zaman dönüşümün kapısını aralar.
Unutmayın; aynı hatayı yapmak sizi zayıf ya da yetersiz yapmaz. Hatta fark ettiğiniz anda, o döngünün dışına bir adım atmışsınız demektir. Kimi zaman bir yazı, kimi zaman bir cümle, bazen bir gözyaşı başlatır o dönüşümü. Bu yazıyı buraya kadar okuduysanız, belki siz de bir yerden başlamışsınız demektir.
Her birimizin döngüleri var. Ama her birimizin içinde o döngüyü kıracak bir bilinç de var. Yeter ki onu duyabilmek için biraz duralım.