Gelibolu’da Denizle Büyüyen Bir Hayat: Sardalyanın, Çirozun, Lakerda'nın Şehri

ORHUN CANBERK AKARCA

28-04-2025 20:27

Biz Gelibolulular için deniz sadece ufka açılan bir görüntü değildir; hayatımızın tam ortasında duran, çocukluğumuzun, sofralarımızın, bayramlarımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Her sabah boğazdan gelen yosun kokusuyla uyanır, akşam serinliğinde sahile yürümeye çıktığımızda, kayıkların arasından yükselen balıkçı sohbetleriyle günü uğurlardık.

Gelibolu, tarih boyunca nice milletlere ev sahipliği yapmış bir şehir. Truva’dan kalan esintiler, Roma’dan Osmanlı’ya uzanan izler hep bizim sokaklarımızda yaşar. Ama biz Gelibolulular biliriz ki, bu kentin gerçek sesi martıların çığlıklarıyla, dalgaların kayalara vuruşuyla atar. Ve o sesin ritmini, her zaman sardalyaların telaşı, uskumruların göçü tamamlar.

Bizim Balığımız, Bizim Hikayemiz

Gelibolu’nun balıkla olan hikâyesi, bizim kendi hayat hikâyemiz gibidir. Antik çağlardan bugüne, burada sardalya hep başrolde olmuştur. Büyüklerimiz anlatırdı: "Eskiden sardalya o kadar boldu ki, sabahları ağlar denizden altın gibi parlayan balıklarla dolu çıkardı." Sardalyayı tuzlamak, fıçılamak, kış boyu sofralara bereket taşımak Gelibolu evlerinin değişmez geleneğiydi.

Her evde annelerimiz sardalyayı seçer, bir kısmını tuzlar, bir kısmını közde pişirir, bir kısmını da konservelerdi. Çocuklar olarak biz de bu ritüelin bir parçası olurduk. Bir sardalyanın nasıl işleneceğini küçük yaşta öğrenirdik. O yüzden bugün bir sardalyanın kokusundan, bir lakerda diliminin tuzundan, çirozun sertleşmiş derisinden anlarız mevsimin geldiğini.

Balığın Boğazdan Saraya Yolculuğu

Bizim büyüklerimiz anlatır: "Bir zamanlar İstanbul'un saraylarına giden en lezzetli balıklar Gelibolu'dan çıkardı." Gerçekten de öyleydi. Boğazın iki yanında kaynayan balık sürüleri, kıyılarda çırpınan levrekler, torikler... Bizim denizlerimizin bereketiydi bunlar. Rum balıkçıların usta ellerinden çıkan tuzlu balıklar, İstanbul’un en seçkin sofralarına taşınır, Gelibolu adı o sofralarda fısıldanırdı.

Ve biz, burada büyüyen çocuklar, hep denizle, balıkla büyüdük. Lakerda tuzlanırken sabrın kıymetini öğrendik; çirozlar ipe asılırken yaz güneşinin sıcaklığını içimize çektik; ançüez yapılırken tuzun, zamanın ve emeğin nasıl mucize yarattığını gördük.

Geleneğin Peşinden: Sardalya, Lakerda, Çiroz

Bizim için sardalya sadece bir lezzet değildir. Lakerda, çiroz, ançüez... Her biri ayrı bir hikâyenin taşıyıcısıdır. Lakerda, Karadeniz’den gelen yağlı toriklerin sabırla işlenmesiyle oluşur; çiroz, ilkbaharın sonunda cılız kalan uskumruların güneşte kurutulmasıyla hayat bulur; ançüez ise tuzla, sabırla olgunlaşır, sofralara eşsiz bir tat bırakır.

Bugün Gelibolu’da Balıkçılık: Bir Mücadele

Fakat itiraf etmek gerekirse, bizim için işler eskisi gibi değil. Balık azaldı, deniz ısındı, sezonlar kısaldı. Balıkçı tekneleri limanda daha uzun süre bağlı kalıyor artık. Gençler, dedeleri gibi sabahın köründe denize açılmıyorlar. Çünkü balığın eskisi kadar bereketi yok.

Ve en çok da korkuyoruz; ya bu güzel gelenek, bir gün tamamen kaybolursa diye... Çünkü biz biliyoruz ki, balıkçılık sadece bir geçim kaynağı değil; Gelibolu’da yaşamanın ta kendisidir.

Gelibolu İçin Bir Davet

Bugün bu yazıyı yazarken, yine burnumda tuzlu deniz kokusu var. Yine bir yerlerde birileri usulca sardalya tuzluyor belki. Gelibolu’da balıkçılığın sesi tamamen susmasın diye, daha çok çalışmalı, daha çok sahip çıkmalıyız. Balıkçılarımızı, geleneksel yöntemlerimizi desteklemeli, çocuklarımıza balığın sadece marketten alınmadığını, bir yaşam biçimi olduğunu anlatmalıyız.

Çünkü biz Geliboluluyuz. Ve biz denizle, balıkla, rüzgarla büyüdük.
Gelibolu yaşadıkça, sardalya kokusu kaybolmayacak.
Çiroz ipleri rüzgarda sallanmaya devam edecek.
Lakerda sofralarda anı olacak.
Ve biz, denizin o değişmez şarkısını söylemeye hep devam edeceğiz.

Kaynakça

Çolakoğlu, F. A., Çolakoğlu, S., Ormancı, H. B., & Yüzgeç, İ. U. (2023). Gelibolu Balıkçılığı ve Tarihi. Akademik Et ve Süt Kurumu Dergisi, 6(28), 28-34. Gyllius, P. (2000). İstanbul Boğazı. (Çev. E. Özbayoğlu). İstanbul: Eren Yayıncılık. De Busbecq, O. G. (1953). Kanuni Devrinde Bir Sefirin Hatıratı (Türk Mektupları). Ankara: Serdengeçti Neşriyatı. Yerasimos, M. (2005). 500 Yıllık Osmanlı Mutfağı. İstanbul: Boyut Yayınları. Yentürk, A. (2007). Denizden Kutuya Sardalya. Çeyiz Odası Dergisi, (5), 26-29. Özözen Kahraman, S. (2013). Gelibolu’nun İdari Coğrafyasında Osmanlı’dan Günümüze Dönüşüm. Turkish Studies, 8(12), 1043-1065. Emecan, F. (1988). Gelibolu maddesi, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt 14, İstanbul. Fırat, M. (2018). Balıkçılık Folkloru: Çanakkale Geleneksel Balıkçılığı Üzerine Bir Değerlendirme. 9. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri.
DİĞER YAZILARI Gelibolu'da Yaz Başlarken: Kalabalığın İlk İşaretleri 01-01-1970 03:00 Küçük Şehirde Değil, Küçük Düşüncede Sıkışmak 01-01-1970 03:00 Deniz Kenarında Yaşayıp Nefes Alamamak 01-01-1970 03:00 Boş Zaman mı Çok, Yoksa Hayat mı Anlamsızlaştı? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Başkenti: Değişen Gelibolu Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Burası Cennet Ama Neden Mutlu Değiliz? 01-01-1970 03:00 Bir Yarımada Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Denize Bakan Ama Denizle Konuşmayan Şehirler 01-01-1970 03:00 Küçük Kentlerde Zaman Daha mı Dürüst? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Bildiği Şeyleri İnsan Unutuyor 01-01-1970 03:00 Sessizlik Lüks mü Oldu? 01-01-1970 03:00 Tarihten Günümüze Su Yönetimi: Gelibolu’da Kaynakların Sürdürülebilirliği 01-01-1970 03:00 Turizm mi, Yaşam mı? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Unutulan Kahramanlar 01-01-1970 03:00 Geliboluda Bir Mum Işığı 01-01-1970 03:00 Kış Gelmeden: Gelibolu’da Mevsim Dönümünün Hissi – Bir Fincan Sohbetle Isınan Şehir 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizin Çekildiği Anlar: İklim Krizi ve Boğaz Ekolojisi 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sofrası: Yarımadanın Yöresel Lezzetleri ve Anıları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Yangın İzleri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Sonbahar 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Edebiyattaki ve Sanattaki Yansımaları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gençlerin Gelecek Hayalleri 01-01-1970 03:00 İklim Değişikliğinin Kıyısında: Gelibolu’nun Doğası ve Geleceği 01-01-1970 03:00 Anafartalar Zaferi’nin 110. Yılı: Conkbayırı’nda Yeni Bir Hatıra 01-01-1970 03:00 Anıtlar Sessizdir Ama Konuşur: Şehitlikler Ne Anlatır? 01-01-1970 03:00 Yarımadada Yaşamak: Sessizlikle Dost, Tarihle Komşu Olmak 01-01-1970 03:00 Yarımadada Tatil: Turistin Gözünden Gelibolu 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Yaz Olmak: Sessizliğin ve Tarihin Buluştuğu Mevsim 01-01-1970 03:00 Arif Uğur Kitiş ile Edebiyatın Gizemli Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Gelibolu ile Eceabat arasındaki yemyeşil doğanın tam kalbinde, yeni bir soluk: Boğaz Camping. 01-01-1970 03:00 Çanakkale’den Yükselen Küller: Kaybedilen Alanlar ve Yeniden Doğan Ormanlar 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE SAĞLIK KURULUŞLARI VE BİR GELİBOLULU'NUN TANIKLIĞI 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Deniz Ufkunda Bu Top Sesleri Nereden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gönül Yolculuğu: “Bir değirmendir bu dünya, öğütür bir gün seni.” 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sessiz Tanıkları: Mezar Taşları ve Kitabeler 01-01-1970 03:00 Bir Gelibolulu’nun Kaleminden Gelibolu’nun Şehirsel Kimliği 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Hazineleri: Kardia, Agora ve Paktye 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Bir Yüzü: Yahudi Cemaati ve Sessiz Kültürel İzler 01-01-1970 03:00 Beyaz Gölgeler Altında Gelibolu: Tarihin Unutulmuş Misafirleri 01-01-1970 03:00 29 Mayıs 1416 Gelibolu Muharebesi 01-01-1970 03:00 Gelibolu Mevlevihane’si: Tarihin Sessiz Tanığı 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Tehdit: Otto Hersing ve U-21 01-01-1970 03:00 Boğazın Gizli Silahı: Nusret Mayın Gemisi ve Çanakkale Deniz Savaşları 01-01-1970 03:00 Rumeli’deki İlk Osmanlı Şehri: Gelibolu 01-01-1970 03:00