Gelibolu’da Gençlerin Gelecek Hayalleri

ORHUN CANBERK AKARCA

26-08-2025 00:27

Bir yaz akşamı sahilde otururken, yanımda lise çağındaki iki gencin konuşmasına kulak misafiri oldum. Biri “Üniversiteyi kazanırsam İstanbul’a gideceğim, sonra belki yurtdışına…” derken, diğeri “Ben burada kalmak istiyorum ama iş bulabilir miyim bilmiyorum” diye cevap veriyordu. O an fark ettim ki Gelibolu’nun gençleri, hayallerini kurarken hep iki uç arasında gidip geliyor: bir yanda memleket sevgisi, diğer yanda gelecek kaygısı.

Bugün Gelibolu’nun gençlerine baktığımızda, hayalleri sadece kişisel hedeflerden ibaret değil. Onlar, tarihle yoğrulmuş bir coğrafyada büyümenin getirdiği sorumluluğu da hissediyorlar. Yarımadanın her taşında bir anı, her köşesinde bir hikâye var. Fakat bu miras, onların yarınlarına yön vermeye yetmiyor. Çünkü gençler, hayatlarını kurarken öncelikle eğitim, iş ve yaşam kalitesi gibi konularda güvence arıyorlar.

Gelibolu’da gençlerin gelecek hayallerini belirleyen en önemli unsurlardan biri eğitim. Çoğu genç, lise yıllarından itibaren büyük şehirlerde okumayı hayal ediyor. Bunun temel nedeni, ilçede yükseköğretim imkânlarının sınırlı olması. Üniversite kazanıldığında ilk durak genellikle Çanakkale, ardından da İstanbul, İzmir veya Ankara oluyor.

Göç eden gençlerin önemli bir kısmı, mezun olduktan sonra geri dönmüyor. Bu durum, yalnızca Gelibolu’nun değil, pek çok Anadolu ilçesinin ortak kaderi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, küçük şehirlerde yaşayan gençlerin yüzde 65’i geleceğini büyükşehirlerde arıyor. Bu oran, Gelibolu için daha da yüksek olabilir.

Gençlerin hayallerinde en çok belirleyici olan bir diğer unsur, iş imkânları. Gelibolu, turizmin canlı olduğu yaz aylarında bir nebze hareketleniyor. Kafeler, restoranlar, oteller sezonluk istihdam sağlıyor. Ancak gençlerin istediği şey, yalnızca yazın üç ay değil, yıl boyunca güvenilir bir iş bulabilmek.

Bazı gençler balıkçılık ya da tarımla uğraşan ailelerinin yanında kalmayı tercih etse de, çoğu için bu alanlar gelecek vaat etmiyor. Onlar teknolojiye, yeniliklere, dijital dünyaya daha yakın. Bir gencin bana söylediği şu söz hâlâ aklımda: “Ben bilgisayar mühendisliği okuyorum, burada iş bulmam imkânsız. Ama yazılımı öğrenip internet üzerinden çalışabilirim, belki Gelibolu’dan hiç ayrılmam gerekmez.” İşte bu cümle, aslında yeni kuşağın hayallerini çok net özetliyor.

Gelibolu gençleri için hayaller yalnızca ekonomik kaygılardan ibaret değil. Onlar, kültürel kimliklerini korumakla modern dünyanın bir parçası olmak arasında da sıkışıyor. Bir yanda dedelerinin anlattığı Çanakkale Savaşları’nın izleri, diğer yanda sosyal medyada takip ettikleri yeni trendler… Bu dengeyi kurmak kolay değil.

Bir gencin “Burada büyümek ayrıcalık, ama bazen de zincir gibi” sözleri kulağımdan hiç gitmiyor. Çünkü gençler, Gelibolu’nun tarihini ve güzelliğini içtenlikle seviyor; fakat aynı zamanda özgürleşmek, keşfetmek, başka hayatları görmek istiyor.

Peki, bu gençlerin hayallerine nasıl destek olabiliriz? Öncelikle, yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının gençlere alan açması gerekiyor. Kültürel etkinlikler, gençlik merkezleri, teknoloji atölyeleri, burs imkanları… Bunlar, gençlerin hayallerini sadece uzak şehirlerde değil, kendi memleketlerinde de kurmalarını sağlayabilir.

Ayrıca, Gelibolu’nun sahip olduğu turizm potansiyeli yalnızca denizle sınırlı değil. Tarih, kültür, doğa ve gastronomiyle bütüncül bir turizm anlayışı, gençler için yeni iş fırsatları yaratabilir. Böylece hayallerini gerçekleştirmek isteyen bir genç, İstanbul’a göç etmek zorunda kalmadan da burada geleceğini inşa edebilir.

Ben bir Gelibolulu olarak, gençlerin hayallerini dinlerken hem umutlanıyor hem de kaygılanıyorum. Çünkü bu topraklar, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim doğum yerim Gelibolu’dur” diyerek işaret ettiği kadar kıymetli. Böylesine tarihi bir mirasın, geleceğe yön verecek gençleri elbette olmalı.

Gelibolu’nun gençleri, yalnızca kendi hayallerini değil, aslında bu yarımadanın yarınını da şekillendiriyorlar. Onların gözlerindeki ışığı söndürmemek, hepimizin sorumluluğu. Çünkü bir genç hayal kurabildiği müddetçe, bir şehir de geleceğini inşa edebilir.

DİĞER YAZILARI Gelibolu'da Yaz Başlarken: Kalabalığın İlk İşaretleri 01-01-1970 03:00 Küçük Şehirde Değil, Küçük Düşüncede Sıkışmak 01-01-1970 03:00 Deniz Kenarında Yaşayıp Nefes Alamamak 01-01-1970 03:00 Boş Zaman mı Çok, Yoksa Hayat mı Anlamsızlaştı? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Başkenti: Değişen Gelibolu Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Burası Cennet Ama Neden Mutlu Değiliz? 01-01-1970 03:00 Bir Yarımada Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Denize Bakan Ama Denizle Konuşmayan Şehirler 01-01-1970 03:00 Küçük Kentlerde Zaman Daha mı Dürüst? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Bildiği Şeyleri İnsan Unutuyor 01-01-1970 03:00 Sessizlik Lüks mü Oldu? 01-01-1970 03:00 Tarihten Günümüze Su Yönetimi: Gelibolu’da Kaynakların Sürdürülebilirliği 01-01-1970 03:00 Turizm mi, Yaşam mı? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Unutulan Kahramanlar 01-01-1970 03:00 Geliboluda Bir Mum Işığı 01-01-1970 03:00 Kış Gelmeden: Gelibolu’da Mevsim Dönümünün Hissi – Bir Fincan Sohbetle Isınan Şehir 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizin Çekildiği Anlar: İklim Krizi ve Boğaz Ekolojisi 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sofrası: Yarımadanın Yöresel Lezzetleri ve Anıları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Yangın İzleri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Sonbahar 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Edebiyattaki ve Sanattaki Yansımaları 01-01-1970 03:00 İklim Değişikliğinin Kıyısında: Gelibolu’nun Doğası ve Geleceği 01-01-1970 03:00 Anafartalar Zaferi’nin 110. Yılı: Conkbayırı’nda Yeni Bir Hatıra 01-01-1970 03:00 Anıtlar Sessizdir Ama Konuşur: Şehitlikler Ne Anlatır? 01-01-1970 03:00 Yarımadada Yaşamak: Sessizlikle Dost, Tarihle Komşu Olmak 01-01-1970 03:00 Yarımadada Tatil: Turistin Gözünden Gelibolu 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Yaz Olmak: Sessizliğin ve Tarihin Buluştuğu Mevsim 01-01-1970 03:00 Arif Uğur Kitiş ile Edebiyatın Gizemli Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Gelibolu ile Eceabat arasındaki yemyeşil doğanın tam kalbinde, yeni bir soluk: Boğaz Camping. 01-01-1970 03:00 Çanakkale’den Yükselen Küller: Kaybedilen Alanlar ve Yeniden Doğan Ormanlar 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE SAĞLIK KURULUŞLARI VE BİR GELİBOLULU'NUN TANIKLIĞI 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Deniz Ufkunda Bu Top Sesleri Nereden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gönül Yolculuğu: “Bir değirmendir bu dünya, öğütür bir gün seni.” 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sessiz Tanıkları: Mezar Taşları ve Kitabeler 01-01-1970 03:00 Bir Gelibolulu’nun Kaleminden Gelibolu’nun Şehirsel Kimliği 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Hazineleri: Kardia, Agora ve Paktye 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizle Büyüyen Bir Hayat: Sardalyanın, Çirozun, Lakerda'nın Şehri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Bir Yüzü: Yahudi Cemaati ve Sessiz Kültürel İzler 01-01-1970 03:00 Beyaz Gölgeler Altında Gelibolu: Tarihin Unutulmuş Misafirleri 01-01-1970 03:00 29 Mayıs 1416 Gelibolu Muharebesi 01-01-1970 03:00 Gelibolu Mevlevihane’si: Tarihin Sessiz Tanığı 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Tehdit: Otto Hersing ve U-21 01-01-1970 03:00 Boğazın Gizli Silahı: Nusret Mayın Gemisi ve Çanakkale Deniz Savaşları 01-01-1970 03:00 Rumeli’deki İlk Osmanlı Şehri: Gelibolu 01-01-1970 03:00