Gelibolu’da Unutulan Kahramanlar

ORHUN CANBERK AKARCA

20-10-2025 19:49

Yarımadanın taşları, denizi, zeytin ağaçları ve rüzgârı… Hepsi birer tanık aslında. Fakat tanıklık ettikleri hikâyelerin çoğu, zamanın tozlu sayfaları arasında kaybolup gitmiş durumda. Gelibolu yalnızca savaşın coğrafyası değil; insanın direncinin, inancının ve vicdanının da sınandığı bir yer. Her taşın altında bir hikâye, her tepenin ardında bir isim var. Fakat ne yazık ki çoğu artık hatırlanmıyor. Bu yazı, o unutulmuş kahramanların sessiz anısına bir selamdır.

Gelibolu, dünya tarihinin en trajik ve aynı zamanda en onurlu sayfalarından birine ev sahipliği yaptı. Fakat bu büyük hikâyenin gölgesinde kalan, adları kitaplara geçmemiş binlerce insan vardı. Onlar, savaşın gürültüsü arasında sessizce kahraman oldular. Ne madalya beklediler ne de alkış. Yalnızca görevlerini yaptılar; bazen cephede, bazen köyünde, bazen de bir çocuğun gözyaşını silerken.

Bir zamanlar, Anafartalar’ın tozlu yollarında mühimmat taşıyan kadınlar, karanlık gecelerde yaralı askerleri sırtında taşıyan köylüler vardı. Onlar, kimseden emir almadılar; sadece insan kalmanın gereğini yaptılar. Hamzakoy’un sabahında denize bakarken, rüzgârın taşıdığı tuzlu koku, belki de o günlerin hatırasıdır. Boğazın suları, yüz yıldır onların nefesini taşıyor olabilir.

Birçoğu mektup yazdı; kimi annesine, kimi sevdiğine, kimi hiç ulaşamayacak bir dosta. “Merak etme, iyiyim,” diye başlayan cümlelerin çoğu yarım kaldı. Posta yerine ulaşmadı, mektup toprağa karıştı. Fakat o kelimeler, bugün hâlâ Gelibolu’nun rüzgârında uçuşuyor. Yarımadanın patikalarında yürürken, insan bazen sanki o kelimelerin yankısını duyar gibi olur.

Unutulan kahramanlar yalnızca cephede değildi. Savaş bittikten sonra tarlasına dönen, yıkılmış köyünü taş taş onaran, ailesini yeniden ayağa kaldıran kadınlar da bu hikâyenin kahramanlarıydı. Kimisi, Boğaz’ın kıyısında ağlarını onardı; kimisi, evladını kaybetmenin acısına rağmen başkalarının çocuklarına ekmek pişirdi. Onların fedakârlığı, kitaplara sığmayacak kadar sade ve güçlüydü.

Bugün, Gelibolu’ya gelen ziyaretçiler genellikle büyük anıtlara, devasa mezarlıklara bakar. Oysa asıl hikâye, o taşların arasında değil, toprağın içinde, rüzgârın sesinde gizlidir. Belki bir zeytin ağacının gövdesinde, belki bir evin duvarındaki çatlakta… Her birinde, adını bilmediğimiz bir insanın izi vardır. Çünkü bu topraklar, sadece savaşın değil, insanlığın da hafızasıdır.

Tarih, komutanların isimlerini altın harflerle yazar; ama o zaferlerin ardında kalan kalabalıkları unutmaya meyillidir. Oysa bir askere su taşıyan yaşlı bir kadının hikâyesi, bir subayın emrinden daha insani ve daha gerçektir. Kahramanlık, bazen bir kurşun sıkmak değil; susmak, dayanmak, paylaşmaktır. Ve Gelibolu, bu dayanışmanın en saf halinin yaşandığı yerdir.

Zaman geçtikçe anılar siliniyor. Her yıl 18 Mart’ta düzenlenen törenlerde birkaç dakika boyunca o kahramanlar anılıyor, ardından sessizlik yeniden hüküm sürüyor. Fakat o sessizlik, bir unutuluş değil aslında; bir ağıt, bir dua gibi. Çünkü Gelibolu’nun sessizliği, sadece huzur değil, aynı zamanda hatırlamanın da bir biçimidir.

Belki bir gün, bu topraklarda yalnızca büyük komutanların değil, adı sanı bilinmeyen o insanların da hikâyeleri anlatılır. Belki bir kitapta, bir belgeselde, ya da bir çocuğun okul ödevinde yeniden can bulurlar. Ama asıl anıt, o insanların bıraktığı değerlerde gizli: dayanışmada, inançta, insan sevgisinde.

Bugün Hamzakoy’da denize bakan biri, sadece maviye değil, geçmişe de bakar aslında. Rüzgâr yüzüne çarparken, tarihin ona fısıldadığı o cümleyi duyar: “Biz buradaydık, siz unutmayın.”

Ve biz unutmamalıyız. Çünkü unuttuklarımız, kim olduğumuzu hatırlatan aynalardır. Gelibolu’nun sessiz kahramanlarına selam olsun; adı bilinmeyen, hikâyesi yarım kalan, ama bu toprağın ruhuna kazınmış herkese…

— 
**Canberk Akarca** 
Gelibolu, 2025

DİĞER YAZILARI Gelibolu'da Yaz Başlarken: Kalabalığın İlk İşaretleri 01-01-1970 03:00 Küçük Şehirde Değil, Küçük Düşüncede Sıkışmak 01-01-1970 03:00 Deniz Kenarında Yaşayıp Nefes Alamamak 01-01-1970 03:00 Boş Zaman mı Çok, Yoksa Hayat mı Anlamsızlaştı? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Başkenti: Değişen Gelibolu Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Burası Cennet Ama Neden Mutlu Değiliz? 01-01-1970 03:00 Bir Yarımada Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Denize Bakan Ama Denizle Konuşmayan Şehirler 01-01-1970 03:00 Küçük Kentlerde Zaman Daha mı Dürüst? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Bildiği Şeyleri İnsan Unutuyor 01-01-1970 03:00 Sessizlik Lüks mü Oldu? 01-01-1970 03:00 Tarihten Günümüze Su Yönetimi: Gelibolu’da Kaynakların Sürdürülebilirliği 01-01-1970 03:00 Turizm mi, Yaşam mı? 01-01-1970 03:00 Geliboluda Bir Mum Işığı 01-01-1970 03:00 Kış Gelmeden: Gelibolu’da Mevsim Dönümünün Hissi – Bir Fincan Sohbetle Isınan Şehir 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizin Çekildiği Anlar: İklim Krizi ve Boğaz Ekolojisi 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sofrası: Yarımadanın Yöresel Lezzetleri ve Anıları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Yangın İzleri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Sonbahar 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Edebiyattaki ve Sanattaki Yansımaları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gençlerin Gelecek Hayalleri 01-01-1970 03:00 İklim Değişikliğinin Kıyısında: Gelibolu’nun Doğası ve Geleceği 01-01-1970 03:00 Anafartalar Zaferi’nin 110. Yılı: Conkbayırı’nda Yeni Bir Hatıra 01-01-1970 03:00 Anıtlar Sessizdir Ama Konuşur: Şehitlikler Ne Anlatır? 01-01-1970 03:00 Yarımadada Yaşamak: Sessizlikle Dost, Tarihle Komşu Olmak 01-01-1970 03:00 Yarımadada Tatil: Turistin Gözünden Gelibolu 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Yaz Olmak: Sessizliğin ve Tarihin Buluştuğu Mevsim 01-01-1970 03:00 Arif Uğur Kitiş ile Edebiyatın Gizemli Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Gelibolu ile Eceabat arasındaki yemyeşil doğanın tam kalbinde, yeni bir soluk: Boğaz Camping. 01-01-1970 03:00 Çanakkale’den Yükselen Küller: Kaybedilen Alanlar ve Yeniden Doğan Ormanlar 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE SAĞLIK KURULUŞLARI VE BİR GELİBOLULU'NUN TANIKLIĞI 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Deniz Ufkunda Bu Top Sesleri Nereden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gönül Yolculuğu: “Bir değirmendir bu dünya, öğütür bir gün seni.” 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sessiz Tanıkları: Mezar Taşları ve Kitabeler 01-01-1970 03:00 Bir Gelibolulu’nun Kaleminden Gelibolu’nun Şehirsel Kimliği 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Hazineleri: Kardia, Agora ve Paktye 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizle Büyüyen Bir Hayat: Sardalyanın, Çirozun, Lakerda'nın Şehri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Bir Yüzü: Yahudi Cemaati ve Sessiz Kültürel İzler 01-01-1970 03:00 Beyaz Gölgeler Altında Gelibolu: Tarihin Unutulmuş Misafirleri 01-01-1970 03:00 29 Mayıs 1416 Gelibolu Muharebesi 01-01-1970 03:00 Gelibolu Mevlevihane’si: Tarihin Sessiz Tanığı 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Tehdit: Otto Hersing ve U-21 01-01-1970 03:00 Boğazın Gizli Silahı: Nusret Mayın Gemisi ve Çanakkale Deniz Savaşları 01-01-1970 03:00 Rumeli’deki İlk Osmanlı Şehri: Gelibolu 01-01-1970 03:00