Gelibolu’nun Unutulmuş Hazineleri: Kardia, Agora ve Paktye

ORHUN CANBERK AKARCA

05-05-2025 21:26

Ben bir Geliboluluyum. Bu topraklarda doğdum, büyüdüm. Her gün yürüdüğüm sokakların, çocukken oynadığım tepelerin, balık tuttuğum koyların altında binlerce yıllık bir tarih yattığını bilmek, insanın ruhuna farklı bir sorumluluk yüklüyor. Gelibolu, sadece Çanakkale Savaşları’yla anılmamalı. Çünkü burası, antik çağda da stratejik ve kültürel bir merkezdi. Bugün kimsenin adını bile duymadığı Kardia, Agora ve Paktye gibi şehirler, işte bu yarımadanın derinliklerinde yüzyıllardır sessizce uyuyor.

Bu yazıyı, bir tarihçi değil, bu toprakların bir evladı olarak kaleme alıyorum. Amacım; tarihin tozlu sayfalarına sıkışmış bu üç antik kenti sizlere tanıtmak ve belki bir gün yeniden hak ettikleri ilgiyi görmelerine katkı sunmak. Çünkü biz Gelibolulular olarak sadece savaşın değil, uygarlığın da mirasçılarıyız.

Kardia: Tarihin Derin Nefesi

Kardia’nın adı, çocukken ilk defa duymuştum. Yaşlı bir amca, “Evlat, burada bir zamanlar Eumenes doğmuş,” demişti. Sonradan öğrendim ki Eumenes, Büyük İskender’in generallerinden biriymiş. Meğer doğup büyüdüğüm yer, bir zamanlar böylesine büyük bir ismi yetiştirmiş. Kardia, Militos ve Thasos’tan gelen kolonistler tarafından kurulmuş. O dönemde hem deniz yollarını hem de kara ticaretini kontrol edebilecek bir konumdaymış.

Bugün Kardia’nın kalıntılarına ulaşmak kolay değil. Tarla olmuş, üstü örtülmüş, birçoğu unutulmuş. Ama hâlâ bazı taşlar, kırık seramikler ve sur parçaları, geçmişin izlerini fısıldıyor. Ben bazen oraya gider, sessizce etrafı seyrederim. Rüzgârla savrulan otlar arasında yürürken sanki binlerce yıl öncesine, o kalabalık liman kentinin sokaklarına geri dönmüş gibi hissederim.

Agora: Yaşamın ve Alışverişin Kalbi

“Agora” denince aklıma hep pazar gelir. Aslında tam da bu yüzden bu kente bu isim verilmiş. Antik Yunan’da “pazar yeri” demekmiş. Ama Agora sadece alışveriş değil, aynı zamanda halkın buluştuğu, konuştuğu, kararlar aldığı yer de olmuş.

Bugünkü Gelibolu’da bu kentin izleri neredeyse kaybolmuş durumda. Tarım ve yapılaşma baskısı altında ezilmiş. Ama yapılan araştırmalarda ortaya çıkan buluntular, burada Ege ile iç içe bir hayat olduğunu gösteriyor. Metal objeler, seramikler, hepsi bir zamanlar bu sokaklarda hayat olduğunu anlatıyor. Bu hikâyeleri dinledikçe, geçmişle bugün arasında daha güçlü bir bağ kuruyorum.

Paktye: Marmara’ya Bakan Sessiz Bir Kale

Paktye, diğer iki kente göre daha az bilinir ama bir o kadar da önemlidir. Burası Marmara Denizi’ne bakan yüksek bir noktaya kurulmuş. Herodot bile yazmış bu kentten. Doğal bir savunma noktasıymış, ama aynı zamanda içinde küçük bir yaşam da varmış. Bugün o yamaçlardan denizi seyrederken, eskiden burada askerlerin nöbet tuttuğunu, çocukların koşup oynadığını hayal ederim.

Paktye’nin kalıntıları da aynı tehlike altında. Tarlalar genişliyor, yeni binalar yükseliyor, ama tarih sessizce yok oluyor. Bu yüzden bu alanların korunması gerekiyor. Sit alanı ilan edilmesi, daha fazla kazı yapılması şart. Yıllar sonra biri çıkıp, “Bak burada Paktye vardı,” diyebilsin istiyorum.

Gelibolu’nun Derin Tarihi: Sahip Çıkma Zamanı

Kardia, Agora ve Paktye... Bu isimler bugün kulağa yabancı gelse de, aslında bizim hikâyemizin bir parçası. Biz Gelibolulular olarak sadece 1915’in değil, M.Ö. 700’lerin de mirasçısıyız. Ne yazık ki bu antik şehirler yeterince tanıtılamadı. Oysa buralar sadece tarih kitaplarında kalmasın. Çocuklarımız bilsin, gençlerimiz ziyaret etsin, turistler gelip görsün. Gelibolu sadece şehitliklerle değil, binlerce yıllık geçmişiyle de anlatılsın.

Yerel yönetimlerin, üniversitelerin, hatta sıradan vatandaşların bu alanlara sahip çıkması gerekiyor. Belki de bir gün, bu üç kentin dijital sergileri yapılır, okullarda ders olarak anlatılır, ya da belgesellerde yer bulur. Kim bilir, belki biz de çocuklarımıza, “Bak burada bir zamanlar Kardia vardı,” deme şansı yakalarız.

Köklerimizi Unutmayalım

Ben Gelibolu’yu seviyorum. Sadece denizini, doğasını değil; tarihini de. Kardia’da, Agora’da, Paktye’de bir yaşam vardı. Şimdi belki sadece taşlar kaldı geriye ama bu taşların her biri bize bir şey anlatıyor. Dinlemeyi bilirsek, bizlere kim olduğumuzu fısıldıyorlar.

Gelin, bu seslere kulak verelim. Gelibolu’nun sadece savaşlarla değil, medeniyetlerle de anıldığını hatırlayalım. Bu yazı, bir Gelibolulunun çağrısıdır; geçmişimize, toprağımıza ve kültürümüze sahip çıkma çağrısı.

Kaynakça
- Öztürk, F. (2022). Gelibolu Yarımadası’nda Kurulmuş Olan Kardia, Agora, Paktye Şehirleri. Edirne: Trakya Üniversitesi Yayını. (PDF dosyası: ET002881.pdf)
- Herodot, Tarihler
- Akurgal, E. (2000). Anadolu Uygarlıkları. Ankara: TÜBİTAK Yayınları.
- Bean, G. E. (1981). Türkiye’de Arkeolojik Geziler. İstanbul: Remzi Kitabevi.

DİĞER YAZILARI Gelibolu'da Yaz Başlarken: Kalabalığın İlk İşaretleri 01-01-1970 03:00 Küçük Şehirde Değil, Küçük Düşüncede Sıkışmak 01-01-1970 03:00 Deniz Kenarında Yaşayıp Nefes Alamamak 01-01-1970 03:00 Boş Zaman mı Çok, Yoksa Hayat mı Anlamsızlaştı? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Başkenti: Değişen Gelibolu Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Burası Cennet Ama Neden Mutlu Değiliz? 01-01-1970 03:00 Bir Yarımada Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Denize Bakan Ama Denizle Konuşmayan Şehirler 01-01-1970 03:00 Küçük Kentlerde Zaman Daha mı Dürüst? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Bildiği Şeyleri İnsan Unutuyor 01-01-1970 03:00 Sessizlik Lüks mü Oldu? 01-01-1970 03:00 Tarihten Günümüze Su Yönetimi: Gelibolu’da Kaynakların Sürdürülebilirliği 01-01-1970 03:00 Turizm mi, Yaşam mı? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Unutulan Kahramanlar 01-01-1970 03:00 Geliboluda Bir Mum Işığı 01-01-1970 03:00 Kış Gelmeden: Gelibolu’da Mevsim Dönümünün Hissi – Bir Fincan Sohbetle Isınan Şehir 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizin Çekildiği Anlar: İklim Krizi ve Boğaz Ekolojisi 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sofrası: Yarımadanın Yöresel Lezzetleri ve Anıları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Yangın İzleri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Sonbahar 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Edebiyattaki ve Sanattaki Yansımaları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gençlerin Gelecek Hayalleri 01-01-1970 03:00 İklim Değişikliğinin Kıyısında: Gelibolu’nun Doğası ve Geleceği 01-01-1970 03:00 Anafartalar Zaferi’nin 110. Yılı: Conkbayırı’nda Yeni Bir Hatıra 01-01-1970 03:00 Anıtlar Sessizdir Ama Konuşur: Şehitlikler Ne Anlatır? 01-01-1970 03:00 Yarımadada Yaşamak: Sessizlikle Dost, Tarihle Komşu Olmak 01-01-1970 03:00 Yarımadada Tatil: Turistin Gözünden Gelibolu 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Yaz Olmak: Sessizliğin ve Tarihin Buluştuğu Mevsim 01-01-1970 03:00 Arif Uğur Kitiş ile Edebiyatın Gizemli Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Gelibolu ile Eceabat arasındaki yemyeşil doğanın tam kalbinde, yeni bir soluk: Boğaz Camping. 01-01-1970 03:00 Çanakkale’den Yükselen Küller: Kaybedilen Alanlar ve Yeniden Doğan Ormanlar 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE SAĞLIK KURULUŞLARI VE BİR GELİBOLULU'NUN TANIKLIĞI 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Deniz Ufkunda Bu Top Sesleri Nereden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gönül Yolculuğu: “Bir değirmendir bu dünya, öğütür bir gün seni.” 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sessiz Tanıkları: Mezar Taşları ve Kitabeler 01-01-1970 03:00 Bir Gelibolulu’nun Kaleminden Gelibolu’nun Şehirsel Kimliği 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizle Büyüyen Bir Hayat: Sardalyanın, Çirozun, Lakerda'nın Şehri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Bir Yüzü: Yahudi Cemaati ve Sessiz Kültürel İzler 01-01-1970 03:00 Beyaz Gölgeler Altında Gelibolu: Tarihin Unutulmuş Misafirleri 01-01-1970 03:00 29 Mayıs 1416 Gelibolu Muharebesi 01-01-1970 03:00 Gelibolu Mevlevihane’si: Tarihin Sessiz Tanığı 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Tehdit: Otto Hersing ve U-21 01-01-1970 03:00 Boğazın Gizli Silahı: Nusret Mayın Gemisi ve Çanakkale Deniz Savaşları 01-01-1970 03:00 Rumeli’deki İlk Osmanlı Şehri: Gelibolu 01-01-1970 03:00