Boğazın Gizli Silahı: Nusret Mayın Gemisi ve Çanakkale Deniz Savaşları

ORHUN CANBERK AKARCA

11-03-2025 11:55

Geçtiğimiz haftalarda yaşadığımız bu coğrafyanın Türkler hakimiyetine nasıl girdiğini ele almış naçizane siz değerli okurlara aktarmıştım. Bu hafta geçtiğimiz günlerde yıldönümünü andığımız 8 mart 1915’te döşeği mayınlarla yalnızca bir savaşa değil, bir milletin kaderini değiştiren destansı direnişini, Çanakkale deniz savaşları batıklarını, geri kalanları ve kaderi değiştirenleri ele alacağım. 

19 Şubat’ta başlayan bombardımanlara İtilaf Donanması’nın başında Amiral Carden liderlik ediyordu. Ancak Carden, saldırıların Boğaz’daki tabyalara kayda değer bir zarar vermediğini ve cephaneliğin boşuna harcandığını üst makamlara rapor etti. Buna rağmen, üst kademeleri ikna edemedi. Yoğun stres ve yorgunluk nedeniyle bir sinir krizi geçiren Carden, görevden alındı ve yerine Amiral de Robeck atandı.

Amiral de Robeck komutasındaki Birleşik Filo, destek ve lojistik gemileriyle birlikte toplam 103 gemiden oluşuyordu. Filonun temel hedefi; merkez tahkimatlarını ve hareketli bataryaları etkisiz hale getirmek, ardından mayın gemileriyle Boğaz’daki mayınları temizleyerek İstanbul’a giden yolu açmaktı.

Çanakkale Deniz Zaferi ve İtilaf Donanmasının Büyük Yenilgisi

18 Mart 1915, dünya tarihine altın harflerle yazılan bir zaferin günü olarak anılır. Çanakkale Boğazı’nı geçerek Osmanlı’yı saf dışı bırakmak ve İstanbul’u ele geçirmek isteyen İtilaf Devletleri, Osmanlı ordusunun inanç ve azmi karşısında ağır bir yenilgi almış, planları suya düşmüştür.

İtilaf Devletleri’nin Hedefi ve Deniz Harekâtının Başlangıcı

İtilaf Devletleri’nin amacı, sadece Osmanlı’yı savaş dışı bırakmak değil, aynı zamanda müttefikleri olan Rusya’ya doğrudan yardım ulaştırmaktı. Boğazlar kontrol altına alındığında, Karadeniz üzerinden Rusya’ya erzak, mühimmat ve askeri destek sağlanabilecek, Osmanlı Devleti ise büyük bir darbe alacaktı.

18 Mart 1915 sabahı İtilaf Devletleri, büyük bir donanma gücüyle Boğaz’a giriş yaptı. Saldırının başını İngiliz ve Fransız savaş gemileri çekiyordu. Donanma, 3 filo halinde hareket etti:

1. Filo: İngiliz zırhlıları Agamemnon, Lord Nelson, Inflexible, Triumph ve Prince George’dan oluşuyordu. 2. Filo: Fransız zırhlıları Suffren, Bouvet, Gaulois ve Charlemagne bu gruptaydı. 3. Filo: İngiliz zırhlıları Majestic, Swiftsure, Albion, Vengeance, Ocean ve Irresistable’dan meydana geliyordu.

İtilaf Devletleri, büyük çaplı topları ve savaş teknolojisindeki üstünlükleriyle Osmanlı savunmasını kolayca geçebileceklerini düşündüler. Ancak, Osmanlı ordusunun savaş azmini ve Çanakkale Boğazı’nda kurduğu savunma sistemini hafife almışlardı.

İtilaf Filosu’nun Boğaz’a Girişi ve Bombardıman

Saat 10:30’da, İngiliz 1. Filo’su Boğaz’a girerek Merkez Tabyaları’nı bombalamaya başladı. Ancak, Osmanlı topçusu da anında karşılık verdi. Kumkale gerisindeki Türk obüsleri, etkili bir savunma hattı oluşturdu ve düşman gemilerine ağır darbeler indirdi.

İlk büyük hasarı İngiliz Agamemnon ve Inflexible gemileri aldı.

Agamemnon, Osmanlı bataryalarından 12 kez isabet alarak ağır yara aldı ve savaş alanından uzaklaşmak zorunda kaldı. Inflexible, aldığı hasara rağmen muharebeye devam etti.

Bu sırada Fransız filosu, Osmanlı bataryalarına daha yakın mesafeden ateş açarak üstünlük sağlamaya çalıştı. Ancak, Türk topçusu da büyük bir kararlılıkla karşılık vererek Gaulois savaş gemisine ağır hasar verdi.

Nusrat Mayın Gemisi ve Boğaz’ın En Büyük Sürprizi

İtilaf Devletleri’nin en büyük hatası, Osmanlı’nın Boğaz savunmasını yanlış değerlendirmeleriydi. Osmanlı ordusu, düşmanı yanıltmak için eski mayın hatlarının temizlendiğine dair yanlış bir izlenim oluşturmuştu.

Ancak, Osmanlı’nın Nusrat Mayın Gemisi, 7-8 Mart 1915 gecesi düşmanın fark edemeyeceği bir noktaya 26 mayın döşemişti. Bu mayınlar, ilerleyen saatlerde İtilaf Devletleri için felaket anlamına gelecekti.

Saat 14:00’de, Fransız Bouvet savaş gemisi, Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarptı.

Büyük bir patlama meydana geldi. Sadece 3 dakika içinde Bouvet battı ve 603 mürettebatıyla birlikte sulara gömüldü. Sadece 30 kişi kurtulabildi.

Bu olay, İtilaf donanması üzerinde büyük bir şok etkisi yarattı. Ancak saldırıya devam etme kararı alındı.

İngiliz Zırhlılarının Peş Peşe Batışı

Saat 15:14’te, Irresistable savaş gemisinin yanında büyük bir patlama meydana geldi.

Gemi ağır hasar aldı ve yan yatmaya başladı. Bölgeden uzaklaşmaya çalışırken 16:15’te bir mayına daha çarptı. Ocean gemisi, Irresistable’ı kurtarmaya çalıştı ancak Osmanlı bataryalarının şiddetli ateşiyle geri çekilmek zorunda kaldı. Irresistable’nin personeli 17:50’de tahliye edildi. Terk edilen gemi, Osmanlı topçusunun atışlarıyla 19:30’da Karanlık Liman açıklarında battı.

Saat 16:05’te, Inflexible savaş gemisi de Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarptı.

Gemi ağır hasar aldı, ön tarafı suya gömüldü. Ancak, Bozcaada’ya kadar çekilmeyi başardı.

Saat 17:50’de, Ocean gemisi Mecidiye Tabyası’ndan açılan ateş sonucu Seyit Onbaşı’nın attığı 276 kiloluk mermiyle dümeninden vuruldu.

Dümeni tahrip olan Ocean, manevra kabiliyetini kaybetti ve Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarptı. Geminin kontrolü tamamen kayboldu ve akıntıyla sürüklenerek Morto Koyu açıklarında battı.

Bu kayıplar, İtilaf Devletleri’nin savaş planlarını tamamen altüst etti.

İtilaf Donanmasının Geri Çekilmesi ve Büyük Yenilgi

Saat 18:00’de Amiral de Robeck, geri çekilme emri verdi.

Boğaz’ı donanmayla zorlayıp geçme planı büyük bir yenilgiyle sonuçlandı. İtilaf Devletleri savaş gücünün üçte birini kaybetti.

Bu harekâtın sonunda:

İngiliz Irresistable, Ocean ve Fransız Bouvet zırhlıları battı. Inflexible, Agamemnon, Gaulois ve Suffren ağır hasar aldı. Toplam 44 top kaybedildi, 800 denizci öldü. Türk tarafında ise 79 şehit ve yaralı, Alman müttefiklerinde ise 18 kayıp verildi.

Bu yenilgi sonrası İtilaf Devletleri, denizden Çanakkale’yi geçmenin imkânsız olduğunu kabul etti ve 25 Nisan’da büyük bir kara harekâtı başlatmaya karar verdi.

18 Mart 1915, Osmanlı’nın askeri dehası ve Nusrat Mayın Gemisi’nin stratejik başarısıyla İtilaf Devletleri’ne tarihi bir ders verdiği gündü.

Bu zafer, Kurtuluş Savaşı’na ilham kaynağı oldu ve Mustafa Kemal Atatürk’ün liderlik vasıflarının ortaya çıktığı en önemli süreçlerden biri olarak tarihe geçti. Bugün burada, tarihin en büyük destanlarından birinin yazıldığı topraklarda, Çanakkale’nin kahramanlarını, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.

Ve bir kez daha : Çanakkale Geçilmez!

DİĞER YAZILARI Gelibolu'da Yaz Başlarken: Kalabalığın İlk İşaretleri 01-01-1970 03:00 Küçük Şehirde Değil, Küçük Düşüncede Sıkışmak 01-01-1970 03:00 Deniz Kenarında Yaşayıp Nefes Alamamak 01-01-1970 03:00 Boş Zaman mı Çok, Yoksa Hayat mı Anlamsızlaştı? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Başkenti: Değişen Gelibolu Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Burası Cennet Ama Neden Mutlu Değiliz? 01-01-1970 03:00 Bir Yarımada Psikolojisi 01-01-1970 03:00 Denize Bakan Ama Denizle Konuşmayan Şehirler 01-01-1970 03:00 Küçük Kentlerde Zaman Daha mı Dürüst? 01-01-1970 03:00 Rüzgârın Bildiği Şeyleri İnsan Unutuyor 01-01-1970 03:00 Sessizlik Lüks mü Oldu? 01-01-1970 03:00 Tarihten Günümüze Su Yönetimi: Gelibolu’da Kaynakların Sürdürülebilirliği 01-01-1970 03:00 Turizm mi, Yaşam mı? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Unutulan Kahramanlar 01-01-1970 03:00 Geliboluda Bir Mum Işığı 01-01-1970 03:00 Kış Gelmeden: Gelibolu’da Mevsim Dönümünün Hissi – Bir Fincan Sohbetle Isınan Şehir 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizin Çekildiği Anlar: İklim Krizi ve Boğaz Ekolojisi 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sofrası: Yarımadanın Yöresel Lezzetleri ve Anıları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Yangın İzleri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Sonbahar 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Edebiyattaki ve Sanattaki Yansımaları 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gençlerin Gelecek Hayalleri 01-01-1970 03:00 İklim Değişikliğinin Kıyısında: Gelibolu’nun Doğası ve Geleceği 01-01-1970 03:00 Anafartalar Zaferi’nin 110. Yılı: Conkbayırı’nda Yeni Bir Hatıra 01-01-1970 03:00 Anıtlar Sessizdir Ama Konuşur: Şehitlikler Ne Anlatır? 01-01-1970 03:00 Yarımadada Yaşamak: Sessizlikle Dost, Tarihle Komşu Olmak 01-01-1970 03:00 Yarımadada Tatil: Turistin Gözünden Gelibolu 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Yaz Olmak: Sessizliğin ve Tarihin Buluştuğu Mevsim 01-01-1970 03:00 Arif Uğur Kitiş ile Edebiyatın Gizemli Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Gelibolu ile Eceabat arasındaki yemyeşil doğanın tam kalbinde, yeni bir soluk: Boğaz Camping. 01-01-1970 03:00 Çanakkale’den Yükselen Küller: Kaybedilen Alanlar ve Yeniden Doğan Ormanlar 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE SAĞLIK KURULUŞLARI VE BİR GELİBOLULU'NUN TANIKLIĞI 01-01-1970 03:00 Yarımadada İki Göz: Yerli ve Yabancı Ziyaretçilerden Gelibolu İzlenimleri 01-01-1970 03:00 Deniz Ufkunda Bu Top Sesleri Nereden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Gönül Yolculuğu: “Bir değirmendir bu dünya, öğütür bir gün seni.” 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Sessiz Tanıkları: Mezar Taşları ve Kitabeler 01-01-1970 03:00 Bir Gelibolulu’nun Kaleminden Gelibolu’nun Şehirsel Kimliği 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Hazineleri: Kardia, Agora ve Paktye 01-01-1970 03:00 Gelibolu’da Denizle Büyüyen Bir Hayat: Sardalyanın, Çirozun, Lakerda'nın Şehri 01-01-1970 03:00 Gelibolu’nun Unutulmuş Bir Yüzü: Yahudi Cemaati ve Sessiz Kültürel İzler 01-01-1970 03:00 Beyaz Gölgeler Altında Gelibolu: Tarihin Unutulmuş Misafirleri 01-01-1970 03:00 29 Mayıs 1416 Gelibolu Muharebesi 01-01-1970 03:00 Gelibolu Mevlevihane’si: Tarihin Sessiz Tanığı 01-01-1970 03:00 Görünmeyen Tehdit: Otto Hersing ve U-21 01-01-1970 03:00 Rumeli’deki İlk Osmanlı Şehri: Gelibolu 01-01-1970 03:00