Bazı sabahlar çarşıdan sahile yürürken bir ses çalar kulağıma; İngilizce, Fransızca ya da bazen Avustralya aksanıyla söylenen birkaç kelime. Şehitlik minibüsüne binmek üzere hazırlanan bir grup turisttir çoğu zaman. Gözlerinde aynı şaşkınlık: Hem iç burkan bir merak hem de huzurlu bir kabulleniş. Ve ben o sırada, kahvemi almış, kaldırım taşlarına bakarken düşünürüm: Bizim baktığımızla onların baktığı aynı yer mi?
Ben Canberk, doğma büyüme Gelibolulu. Ailemin üç kuşağı buraya gömülü. Tarihi her sabah burnumuzda hisseden bir memlekette yaşıyoruz ama artık bu kokuya biraz alışmış gibiyiz. Oysa buraya gelenlerin gözleri başka, duyguları başka.
Yabancıların Gözünden Gelibolu: Sessizlikle Yücelen Bir Tarih. Avustralya’dan, Yeni Zelanda’dan, Kanada’dan gelen insanlar vardı. Hepsi büyükbabalarının hikâyeleriyle büyümüş; kimisi dedesinin savaşa katıldığı birliğin peşine düşmüş, kimisi sadece bir isim arıyordu taşların arasında. Onlara göre Gelibolu sadece bir cephe değil; mitolojik, neredeyse kutsal bir mekân.
Karşılaştığım bir adam, Arıburnu’nda yere oturup gözyaşları içinde şöyle dedi:
“Burası bize acıyı öğretti, ama affetmeyi de.”
Yabancılar için Gelibolu, geçmişle yüzleşmenin yeri. Sessizliği kutsal kabul ediyorlar. Her şeyin ‘sessiz ve sade’ kalması gerektiğini düşünüyorlar. Bu yüzden “çok fazla tesis yapılmasın, yollar genişletilmesin, şehitlikler bozulmasın” diyerek dileklerde bulunuyorlar.
Bizim Gözümüzden Gelibolu: Geçmişin Gölgesinde Yaşamak
Peki ya biz? Bizim için burası sadece bir tarih kitabı sayfası değil, aynı zamanda yaşamın ta kendisi. Sadece anıtsal bir alan değil; otobüs beklediğimiz durak, çocukluğumuzda saklambaç oynadığımız ağaçlık, piknik yaptığımız şehitlik yanı.
Doğruyu söylemek gerekirse bazı şeyleri “fazla” içselleştirmişiz. O kadar içindeyiz ki, anlamını unutmuşuz. Conkbayırı’nın sabah sisi, bizde sadece nemli bir hava demek olabilirken, bir Avustralyalı için o sis, dedesinin son nefesini simgeliyor.
Bazen bakıyorum da, yerli halkın bir kısmı bu tarihî zenginliğe karşı duyarsızlaşmış. Gençlerin bir kısmı “turist için yapılmış” hissiyle uzak duruyor şehitliklerden. Oysa bu toprakların bizim de derin bir parçamız olduğunu hatırlamak gerek.
Karşılaşmalar: İki Göz, Aynı Manzara
Yabancı turistler şehitliklerde diz çökerken, Gelibolulu biri hızla minibüsüne yetişmeye çalışıyor. Zamanın ritmi bile başka bizimle onların arasında. Ama bazı anlar var ki, iki tarafın gözleri aynı noktada buluşuyor.
Bir keresinde Kabatepe Müzesi önünde, yaşlı bir Gelibolulu amcayla Avustralyalı bir kadın yan yana durmuş, aynı tabloya bakıyorlardı: Üzerinde "Çanakkale Geçilmez" yazılı bir fotoğraf. Kadın ağlıyordu, adam da sessizce cebinden tespihini çıkarıp parmaklarında çevirmeye başlamıştı. Diller başka olsa da, gözler aynı şeyi söylüyordu: “Acı evrenseldir.”
Eleştirel Bir Göz: Koruma mı, Gösteri mi?
Yabancılar Gelibolu'yu kutsal bir yer olarak görürken, bizim içimizde bu kutsallığı ticarileştirme telaşı da büyüyor. Kimi zaman fazla yapay, fazla “gösterişli” düzenlemeler yapılıyor. Oysa Gelibolu’nun gücü, sadeliğinden gelir. Taşlara dokunmadan, toprağın altına girmeden anlatmalı bazı şeyleri.
2018 yılında yapılan bir ziyaretçi memnuniyet anketinde, yabancı turistlerin büyük bir kısmı “fazla düzenleme”den şikâyetçi olmuş. Yerli halk ise “altyapı ve ulaşım yetersiz” diyor. Her iki taraf da haklı ama ortak bir denge tutturulamazsa, bu tarihî yarımada sadece iki farklı göz değil, iki ayrı dünya olacak.
Son Söz: Aynı Yere Bakan İki Yabancı
Gelibolu’yu her gün gören biriyle, bir ömür hayalini kurup gelen birinin bakışı farklı olacak elbette. Ama o fark, düşmanlık değil; zenginliktir. Çünkü bazen en güzel manzara, farklı gözlerden bir araya gelir.
Benim dileğim şu: Gelibolu hem bizim hem onların. Ama önce biz, onun kıymetini gerçekten bilelim. Çünkü biz bilirsek, onlar zaten hissedecek.
Kaynakça:
1. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı Yönetim Planı, 2020.
2. Tarihî Alan Başkanlığı Ziyaretçi Anket Raporları, 2018.
3. Atabay, Mithat. Gelibolu Vilayetinin Tarihi Coğrafyası, 2010.
4. Şahin, H. & Karatepe, Y. Gelibolu Yarımadası Flora Analizi, 2022.
5. ÇOMÜ Şehitlik Alanı Planlama ve Turizm Raporları, 2017.